şükela:  tümü | bugün soru sor
  • bugune kadar neden turkceye cevrilmedi diye dusundugum kitap..nihayet metis yayinlarinin bu ise el atmasiyla ateş ve mızrak adli 1. cildi memlekette de yayimlanan javier marías kitabi..ben ilk cildi bitirinceye kadar ikinci cilt de yayimlanir diye umut etmekteyim..
    kitap hakkinda tanitim yazisi icin buyrun

    --- alinti ---
    21. yüzyılın önde gelen edebiyat yapıtlarından sayılan yarınki yüzün nihayet türkçede. javier marías, nobel edebiyat ödülü'nün sağlam adaylarından biri olarak görülüyor. yarınki yüzün kırkın üstünde dile çevrildi. şimdi türkiye'de de okurlar bu güçlü romanı, roza hakmen'in ispanyolcadan çevirisiyle okuyabilecekler.
    yarınki yüzün, günümüz edebiyatının genel eğilimlerinin aksine, olağanüstü bir dil kullanımına dayanıyor: hem edebi bir ziyafet olup hem de okuru kendine heyecanla bağlayan o ender eserlerden. romanın ilk cildi olan ateş ve mızrak'ın başkahramanı, londra'da yaşayan jaime deza, ispanyol çevirmen deza, karısından ayrılmanın bunalımını atlatamamış, eski defterleri kapatamamış bir adam. sürgünde olmayan bir sürgün. insanların içyüzünü, maskelerin altında saklananı görme konusunda özel bir yeteneği olan deza'nın bir "insan tercümanı ya da yorumcusu" olarak ingiliz gizli servisi'nin hizmetine girmesiyle gelişen olaylar, tanıştığı sıradışı kişilerin casus filmlerine taş çıkaran hikâyeleriyle birlikte daha da ilginç bir hal alıyor.
    tıpkı yarattığı kurmaca karakter gibi keskin bir gözlem ve çözümleme yeteneğine sahip olan marías'ın yazım tarzı, gücünü ve özgünlüğünü detaylara gösterdiği dikkatten, bir konuyu ele alırken asla yüzeysel olanla yetinmeyip onu derinlemesine, her açıdan, amansızca irdelemesinden alıyor. sözcüklerin düşüncenin hızını kesmesine, onu yönlendirmesine izin vermiyor marías. düşünceler, anılar çılgınca dallanıyor ama asla dağılıp gitmiyor. her şey büyük bir yapbozda yerli yerinde...
    --- alinti ---
  • "birisinin, gülüşünü bizden esirgemesi, artık yapılacak bir şey kalmadığının işaretidir.."
    javıer marıas / yarınki yüzün
  • dans ve rüya alt başlıklı 2. cildi de metis tarafıdan yayınlanan javier marias kitabı..

    --- alinti ---

    usta ispanyol yazar javier mariás'ın başyapıtı yarınki yüzün'ün ikinci cildi dans ve rüya da ilki kadar yoğun ve etkileyici. ilk ciltte tanıştığımız "insan tercümanı ya da yorumcusu" jaime deza, ingiliz gizli servisi'ndeki görevini sürdürürken etrafında olup biteni gözlemeye ve geçmiş olaylarla bağlantılandırarak çözümlemeye devam ediyor. konumunu ve nelere kadir olduğunu tam olarak kestiremediği gizemli amiri tupra'nın bir gece şiddete başvurduğuna tanık olması, deza'yı iç savaş döneminde kendi ülkesi ispanya'da yaşananları düşünmeye sevk ediyor. normalde şiddete meyilli olmadığı halde sıradışı koşullarda korkunç şeyler yapabilen sıradan insanlar, daha sonra hayatlarını nasıl sürdürürler? deza'nın dönüp dolaşıp geldiği soru bu – tarihe baktığımızda hepimizin kaçınılmaz olarak sorduğu soru.
    ne var ki dans ve rüya'yı bir nevi "geçmişle hesaplaşma"ya veya insanın "karanlık" tarafını, içindeki şiddet potansiyelini anlama çabasına indirgemek haksızlık olur. zira mariás bir yandan insan zihnini ve psikolojisini tüm karmaşıklığı ve zenginliği içinde resmederken, bir yandan da gizli servis çevresinde dönen olayları saran gizem perdesini yoğunlaştırarak okurun merakını beslemeye, bu heyecanlı bekleyişi tırmandırmaya devam ediyor.

    --- alinti ---

    http://www.metiskitap.com/metis/catalog/book/5319
  • "elbette, her mekan bizden vazgeçebilir. hiçbir yerde vazgeçilmez değilizdir. bizi özlediklerini, hatta bizsiz yaşayamadıklarını söyleyen bir avuç insan için bile...çünkü herkes, birinin yerine koyacak başkalarını arar ve er geç bulur ya da zamanla durumu kabullenir ve kabullenen kişi artık herhangi bir değişiklik istemez, kaybedilenin ya da arkasından gözyaşı dökülenin geri dönmesi uğruna bile, bizi tekrar bağrına basması uğruna bile... bizim yerimizi kimin alacağını kim bilebilir? sadece her zaman birinin, yerimizi alacağını biliriz. her durumda, her koşulda, her konumda, bıraktığımızı zannettiğimiz ya da gerçekten bıraktığımız boşluk ya da gedik önemli değildir. yerimizi hep başkası doldurur. aşkta, dostlukta, işte,anılarda, özlemde, düşüncelerde, hayallerde ve her yerde yerimiz doldurulur. böylece hepimiz, omuzların üstüne yağan kardan ibaret oluruz ve kar daima diner..."

    javıer marıas / yarınki yüzün (3.cilt - 218.sayfa)
  • türkçeye yarınki yüzün olarak çevrilmiştir. üç ciltten oluşmaktadır. roza hakmen çevirisi ile metis yayınlarından çıkmıştır.

    yarınki yüzün, cilt 1: ateş ve mızrak (tu rostro manana 1. fiebre y lanza) 2002

    yarınki yüzün, cilt 2: dans ve rüya (tu rostro manana 2. baile y sueno) 2004

    yarınki yüzün, cilt 3: zehir, gölge, veda (tu rostro manana 3. veneno y sombra y adios) 2007
  • ''...olgunlasmamis ve tamamlanmamis seyler,en anlasilmaz seylerdir,tipki tamamlanmamis cabucak birakilivermis dort cizgisinin,hedefledigi,yoneldigi figurlere iliskin tahmin yurutmeye imkan tanimamasi gibi.buna ragmen,hemen herzaman sonunda bisey cikar ortaya diyordu wheeeler.bir insana iliskin mutlak bir bilgisizlik icinde kaldigimiz enderdir;israrimiz sonunda bulanik yada pek gucsuz de olsa bir figurun belirmedigi cok enderdir;genellikleo ilk cizgilerden beklenebilcek olandan cok farkli,uzak,ayri yada uygunsuz,cogu kez onlarla tutarsizdir.her cehrenin ya da kisinin,gecmisin,hikayenin ya da hayatin karanligina giderek alisiriz,golgeleri azimle inceledigimizde,sonunda gormeye baslariz loslugun icinde bir yol acilir ve birsey yakalariz,ayirt ederiz:o zaman,gormeyi isteyip istemedigimize,kimde hangi nitelikleri ya da akrabaliklari buldugumuza ,bunlarin kendi isaretlerimizle anilarimizdan ibaret olup olmamasina bagli olarak sıkıntimiz azalir ya da bizi kusatip esir alir.gormeyi isteyen kisi sonunda her zaman gorur...''yarinki yuzun-ates ve mizrak
  • "...pratikle ve kendini zorlayarak çok şey elde edilir. neredeyse bütün insanların sorunu, sınırlılıkları, sebat eksikliğinden, tembellikten, kolaylıkla tatmin olmaktan ve ayrıca korkudan kaynaklanır. neredeyse herkes kısa bir miktar yol alır, sonra kendini frenler, çabucak durur, oturup korkusunu üstünden atmaya çalışır ya da uyuklar, o zaman yetersiz kalır. birinin aklına bir fikir gelir, genel olarak bununla, o fikirle yetinir, o ilk düşüncenin ya da buluşun ardından memnun mesut durur ve düşünmeye devam etmez, yazıyorsa daha derin yazmayı sürdürmez, daha ileriye gitmeye zorlamaz kendini; ilk yazma hareketi onu tatmin eder, hatta o kadarına bile gerek duymaz, ilk kesik, insanların ve olayların, niyetlerin ve şüphelerin, gerçeklerin ve kandırmacaların ilk tabakasını geçmek yeter ona; çağımız kişisel tatminsizliğe ve elbette tutarlılığa düşmandır; herşeyden çabucak sıkılmak üzere düzenlenmiştir, dikkat kıpır kıpır ve değişkendir, uçan bir sinek bile dikkati dağıtır, sürekli soruşturmaya ve sebata, birşeyin üzerinde gerçekten durup öğrenmeye tahammül yoktur. uzun bakışa, sonunda bakılanı etkileyen bakışa izin verilmez. günümüzde oyalanan bakış hakaret kabul edilir, bu yüzden de insanlar perdelerin, dürbünlerin, teleobjektiflerin, uzaktaki kameraların ardına gizlenmek ve yüzlerce ekrandan gözetlemek zorundadır."
  • son yillarda okudugum en iyi roman(lardan) ve yazari ile kitabini bir gun burada sozluk sorfu yaparken buldugum icin ustteki tum yazarlara ve yazarin basligindakilere cok tesekkur ediyorum.
    uc cildi yaz ve sonbaharda bazen aylik aralarla bazen gunasiri okuyarak bitirdim. ve muthisti. o kadar katmanli, geri donuslu, inatci ve istikrarli bir anlatis (ve yukarida belirtildigi gibi cok iyi bir ceviri).
    insanlik halinden tarihsel sureclere, casusluk maceralarindan korku, siddet ve vazgecislere kadar her tur duyguyu, dusunceyu ve durumu, bazen uzatarak bazen tekrarlayarak bazen ustunkoru referanslayarak aktaran bu buyuk yazar ve anlatisi onunde ancak saygiyla egilebiliyorum.
    sanirim ikinci ciltteydi, o komik sarkastik ifadeleri nobel odulu alan yazarlara dair. umarim onu da o pozisyonda goruruz yakinda.
  • geç bulunmuş bir maden misali başucu eseri olan üç ciltlik kitap.kitabı okumaya başladığınız an dan itibaren asla bitmesini istemeyip karakterleri içselleştirip ağır ağır sayfaları sindirerek kütüphanenizin en değerli yerinde yer açtıracak kült eser.