şükela:  tümü | bugün
  • afrika'da yaşayan oldukça ilginç bir insan topluluğu. aslen müslümanlarmış ama bildiğiniz müslümanlardan değil: bu kavimde erkekler peçe takıyor. ama dinsel ya da cinsel nedenlerden değil, çöldeki kum fırtınasından tozdan topraktan dolayı. soy kadından çocuğa geçiyor. yani çocuklar soylarını babadan değil anneden alıyorlar. afrika'nın en özgür kadınlarıymış touareg kadınları. pes bravo.
  • colde yonlerini cok iyi bulmalarina ragmen, sehirde kaybolmalariyla unlu kuzey afrikali halk...
  • sahra cölünün içi fırtınayla dolu sakinleri. çöle komsu 5 ülkeye de yayılmışlardır göçebedirler ve buna ragmen kendilerine has gelenekleri ve toplumsal rituelleri vardır. misafire çok önem verirler. duyguların gizli kalması gerektiğine inanırlar bu yüzden erkekleri yüzlerine peçe takar *. kadınlarını ezmedikleri bilinir kız çocuklarına da erkek çocuklarla aynı eğitimi verirler. bir kaç kuru dal parçasıyla dünyanın en lezzetli çayını demledikleri söylenir. çölün katı kurallarını hayatlarına aksettirmiş bir kavimdir, sabır bağlılık doğruluk güven gibi ödün verilmez niteliklerine ek olarak savaşcıdırlar. haliyle modern hayatla tanışanlar kaçakçılık eşkıyalık yol kesicilik gibi meslekler edinmişlerdir
  • şöyle ki; the sheltering sky adlı yapıtta ve sevdiğimiz kişioğlu bernardo bertolucci’nin uyarlaması türkçe’de ilginç bir şekilde çölde çay adıyla anılan filmde de kendilerini görmek mümkündür. debra winger, john malkovich öldükten sonra çantasını kuma gömdüğü anda karşılaştığı kervan tuareg kervanıdır. tuareg kervanının genç lideri ile ilişki yaşamıştır. kelimenin; tanrı’nın unuttuğu şeklinde bir anlamı olması lazım.
  • kitap adı: tuareg
    yazarı: alberto vazguez- figueroa
    türü: roman
    ispanyolca aslından çeviren: inci kut
    ikinci baskı: epilog yayınları 2007
    birinci baskı: can yayınları 1991

    çok sevdiğim biri bu kitabdan yaklaşık 10 sene önce bahsetmişti. kitabı bulamadığım için okuyamıyordum. 1991 yılında can yayınları basmış. en sonunda epilog yayınları kitabı 2007 yılında tekrar bastı. tabi ben de hasretini çektiğim kitabıma kavuştum: ) (bu arada filmi de var; ama alt yazıyı bulamadığım için seyredemiyorum.)

    kitabın başlarında bir konuşma geçer;

    subay karakteri, iki kişiyi aramaktadır.. iki yabancıyı..
    gazal karakteri de bu iki yabancıyı evinde konuk etmektedir.

    gazal onlar benim konuklarım diye yenilerken subay bunu anlamakta zorluk çeker. konukların bulunduğu tarafa doğru gitmek ister..
    gazal şöyle der;
    konukseverlik, bizler için kutsaldır. kuran'dan da eski bir yasadır bu.

    kol kapakları yıldızlı subay, bu açıklamanın saçmalığı karşısında, neredeyse kulaklarına inanamayarak, bir an kararsız kalmıştı, sonra yoluna devam etmeye hazırlanarak,
    subay şöyle cevap verir;
    ben burada yasayı temsil ediyorum dedi kesin bir tavırla. ondan başka yasa da yok.

    diyerek tekrar konukların tarafına doğru yeltenir.

    gazal onun kolundan sımsıkı yakalayarak dönüp gözlerinin içine bakmaya zorlar.
    -gelenek bin yaşında, sense daha elli bile değilsin.
    der ve beni öyle çok etkiler ki gazal'ın bin yıllık ruhu, ruhuma bin yıllık bir okşayışla dokunur.
  • ngc'de, dişetleri çekilmiş bir tuareg, tuz taciri olarak çıkıyor karşımıza. kervanıyla çölde tuz buluyor, iyi tuzu kötü tuzdan ayırıyor, tuz çölde yaşamsaldır, diyor; huysuz develerine söz geçirip kamyonlardan önce pazara ulaşmam lazım, diyor.

    mola verdikleri yerde ateşin başında otururken dinleyiciye dönüp kervanındaki en genç, pek de çalışkan olmayan üyeyi işaret ediyor; aklı fikri kamyonda, diyor. genç tuareg, kamyonla tuz ticaretinin faydalarına oradaki herkesten çok inanmış. eski yöntemlerle tuz ticareti yapmaktansa, yeniye takılmış gözü. kervanın başı, onun için "hiçbir zaman bir kamyon da sürmeyecek", diye ekliyor. o an dişetleri çekilmiş canavar benzeri tuareg, what is the matrix? diyen karizmatik, çağlar ötesi bir adam haline dönüşüyor benim gözümde. yaşasın görsel antropoloji. kahrolsun yerinde oturan, çağın tanığı.
  • cogunlukla mavi ve mavi tonlari elbiseler giydikleri icin "mavi adamlar" olarak anilan gocebe afrikali topluluk.
  • inanışları tam bir muammadır. zira "tuareg" kelimesi, islamiyet'e dönmekte geciktikleri, halen de en katı inanışlara mesafeli durduklarından "tanrı'nın terk ettiği" anlamında arapça bir ifadedir.
  • etimolojik olarak yörük kelimesiyle de benzerlik gösterendir.

    (bkz: yörük)
  • bir tuareg atasözü şöyle der:

    bedenler için nice su dolu savanlar, ruhlar içinse nice kum dolu diyarlar vardır.