şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: il buono il brutto il cattivo)

    filmin hikayesi boyunca hiçbir ipucu verilmeyen, cevabı olmayan sorudur.

    1. tuco'nun ikinci asılışı sırasında angel eyes kadraja girer ve idamı izleyen kadına, "boynuna ip dolanmış adamlar her zaman asılmazlar" der. sonra devamla tuco'ya bakar ve "bu pis herifin bile bir yerlerde koruyucu meleği vardır" der. blondie'yi gördüğünde ise, gülümseyerek "onu altın saçlı bir melek koruyor" deyip arabaya biner.
    bu sahnedeki detaylar dahi üçünün önceden tanıştığını gösterir. angel eyes bir tuco'ya, bir blondie'ye bakar ve neler olacağını anlayarak sahnenin sonunu dahi izlemeden dönüp gider.

    2. tuco ile blondie union askerlerince yakalanıp esir kampına getirildiklerinde tuco, angel eyes'ı gördüğü an blondie'ye "hey blondie, bu angel eyes değil mi?" diye sorar. burası çok önemli. buradan, sadece tuco'nun değil, blondie'nin de angel eyes'ı tanıdığı, dahası üçünün geçmişte ortak bir tanışıklığı olduğu ortaya çıkıyor. angel eyes ise bu ikisini gördüğünde içtima çavuşuna, "bu ikisine iyi davranın" diyor. tabii bunun ardında angel eyes'ın, tuco'nun bill carson adıyla dolaşmasının ardında altınların yerini biliyor olması gerektiği şüphesi de var ancak,

    3. yine kampta angel eyes tuco'yu odasına getirtip yemek ikram edecek ve konuşturmaya çalışacaktır. burada söylediği, "eski dostları hiç unutmam, tuco" sözleri, tanışıklığın para mevzuundan öncesine dayandığını kanıtlıyor.

    burada neyle karşı karşıyayız? sergio leone ucu açık bu bulmaca ile ne yapmak nereye varmak istemektedir? filmin içine bulmaca gizlemek, bu film ile mi başlamıştır? bu üçlü geçmişte ne yaşamıştır da üstü kapatılmaya çalışılmıştır?
  • ayrıca tuco esir kampında angel eyes'ın sofrasındayken "kendi ismini kullanmak pek akıl kârı değil. eminim sana angel eyes demiyorlardır. hahaha.. çavuş angel eyes!" diyerek geçmişteki tanışıklığı teyit eder. ama başka en ufak bir ipucu yoktur.
  • aslında angel eyes batterville esir kampı'na, çok yakın bir zamanda bill carson'ın da yakalanıp oraya getirileceği inanç ve beklentisiyle gitmiş ve muhafız taburu çavuşu olarak orduya katılmıştır (burasını anlamıyorum, alelade bir haydut iken kuzey ordusunda rütbeli asker olunabiliyor muydu?). pusuya yatmıştır yani. beklediği adam tuco değil, tuco'nun kollarında geberen jackson'dır. ama tuco'yu gördüğü an da hiç soğukkanlılığını kaybetmez ve onu konuşturmak için bir senaryo hazırlar. tuco'nun zayıf yönlerini çok iyi bilecek kadar tanıyor onu.
  • filmin sonuna doğru, kasabanın sokaklarında angel eyes'ın adamları ile adamlarımız arasında geçen adam avı sırasında, tuco, blondie'ye "hey blondie, angel eyes benim" (onu ben vuracağım) der. buradan, tuco'nun angel eyes'a, batterville esir kampında yaşadıklarından (işkence) çok daha eskiden gelen bir kin güttüğü çıkarımını yapıyorum.
  • peki neden hiç zenci göremiyoruz?
  • serinin önceki filminden tanışıyor olabilirler.