şükela:  tümü | bugün
  • tuğçe’nin paylaşımını yazdım.

    edt: tuğçe’nin bunu buraya yazdığımdan haberi yok kendisini ben de tanımıyorum sadece eğitime önem veren birisi olarak elimizden geleni yapabilir miyiz diye paylaştım.

    edit2: arkadaşlar ben kızı tanımıyorum kanal d haberde gördüm ve burada paylaştım durumu. arama motorlarına ya da kanal d haber yayınına ulaşın.
    ilgili haber : https://youtu.be/gkbzikehodw
    twitter: https://twitter.com/tugcelunda

    edit3: benim bu iletiyi buraya yazma amacım amacından çıktı. ben belki bir ünlü ya da eğitim gönüllüsü bir işadamı görüp de yardım eder diye yazıyı yazmıştım ama yazılan yorumları görünce çok üzüldüm. resmen kızı yerden yere vurdunuz. bu kadar kötü olmayın. herkes kızın üzerinden kendi başarı hikayesini yazıp ego yapmış. demek ki çok istiyor kız orada okumayı.biz ne zaman bu kadar kötü olduk ya?

    edit4: saçma sapan mesaj atıp beni rahatsız etmeyin yorum yazan yazdı zaten.yardım kampanyasını ben başlatmadım sadece bir yazar olarak herkes gibi gördüğüm bir haberi paylaştım. hergün öğretmenlerin yaz tatiline demediğini bırakmayan şuursuzlardan bile daha çok linç edildim ama eğitimcileri bile yerden yere vuran zihniyetin eğitim almak isteyene neler yapabileceğini akıl edemedim.

    edit5: bu kız haber kanallarına çıktı arkadaşlar. ben de haberini gördüm ve buraya yazdım. hala daha özelime mesaj atıp rahatsız etmeye devam ediyorsunuz. bu konuyla alakalı kim yazarsa yazsın engelleyeceğim.

    buyurun :
    "merhaba,
    vaktiniz varsa biraz kendimden ve bahsedeceğim. söz, çok sıkmayacağım. bi çay koyun anlatacak bir hikayem var. :) ismim tuğçe yurtsever. son sınıf psikoloji öğrencisiyim. ışık üniversitesi’nde tam burslu olarak eğitimime devam ediyorum. yani ediyordum.
    geçen hafta yüksek onur derecesiyle mezun oldum. psikolojiyi 3,95 ortalamayla bitirdim. ayrıca uluslararası ticaret’ten de yandalım var. onu’da 4.00 ile bitirdim. fakültemdeki en başarılı öğrenciyim. bunların dışında birçok sosyal sorumluluk projesi düzenleyip birçoğunda görev aldım. pek çok gönüllü çalışmada yer aldım. şile’nin –istanbul’un merkeze çoook uzak minik bir ilçesi- köylerinde yaşayan öğrencilere gönüllü olarak matematik, ingilizce ve fen dersleri verdim. ulusal ve uluslararası konferanslarda araştırmalarımı sundum. buraya kadar kulağa harika geliyor dimi? daha da heyecanlı olacak. :) ancak bu aşamaya gelmek benim için uzun, zorlu ve duygusal olarak oldukça yıpratıcı bir süreç oldu. iyi bir psikolog olma hayaline biraz daha yaklaştığım her gün aynı zamanda hiç de iç açıcı olmayan belirsizliklerle yüzleştim.
    babamı 2 yaşındayken kaybettim. annem beni ve kız kardeşimi okutabilmek için canını dişine takarak yorulmak bilmeden her gün çalıştı. taa ki sağlık durumu ona artık buna müsaade etmeyinceye kadar. liseden mezun olduğumda beni artık okutamayacağı gerçeğiyle yüzleşmek zorunda kaldım. önümde iki seçenek vardı:
    ya hayallerimin üzerine bir sünger çekip bir işe girip çalışacaktım ya da annemden tek kuruş almayıp bir de elimden geldiğince ona maddi olarak destek olup bir yandan da okuyacaktım. anlayacağınız üzere ikinciyi seçtim. kendi ayaklarımın üzerinde durduğum bu yola baş koydum.
    üniversitede bir sürü ödev, sınav ve projem olduğu için aslında oldukça kısıtlı bir sürem vardı. buna rağmen yaşam masraflarımı ve ekstra okul giderlerimi karşılayabilmek için aynı anda en azından 2 farklı iş olması suretiyle bulduğum her işte çalıştım. okuma isteğimi ve bu alana olan ilgimi her an kanıtlamak için, notlarımın daima ve inatla bu tutkuyu yansıttığından emin olabilmek için çok çalıştım. attığım her adım psikoloji alanında araştırmacı olma hayalimi daha da besledi.
    bu aşamaya kadar gelmek oldukça uzun ve zorlayıcı bir süreç olmasına karşın daha yolun başındayım. ama yaptığım şeyi seviyorum.
    kariyerimi akademik alanda sürdürmek istiyorum. şu anda da yayın için uluslararası bir dergiye göndermeyi planladığımız yeni bir araştırmada çalışıyorum. gelecekte devam edeceğim akademik kariyer sayesinde tüm insanlara ulaşabileceğim bir bilim enstitüsü kurmak istiyorum. bu bilim enstitüsünde araştırmalar yürütüp dersler vereceğim
    ihtiyacı olanın elinden tutup yeni nesile ilham kaynağı olup onları elimden geldiğince destekleyeceğim.
    kendimi görmek istediğim yere ulaşmak için durmaksızın çabalıyorum. yüksek lisans başvuruları geldi, eksik kalmadım ben de başvurdum.
    haberler çok iyi!
    lund üniversitesi psikoloji fen bilimleri yüksek lisansı. dünyanın farklı yerlerinden pek çok çok iyi öğrencinin de başvurduğu bu programda ben de yerimi aldım. lund global scholarhsip almaya da layık görüldüm. bu burs oldukça seçkin olmasının yanında seçici, rekabet gerektiren bir üstün başarı bursu (beni sevinçten havalara uçuran kabul mektubum ektedir). lund üniversitesi isveç’in en iyi üniversitesi ve dünyanın en iyi 100 üniversitesi sıralamasında mütemadiyen yer alıyor.
    hayatımda bir dönüm noktasına ulaştım. eğer amacımı gerçekleştirebilirsek şüphesiz ki hayatımı sonsuza kadar değiştirebileceğim.
    bu sene %100 eğitim bursu vermiyoruz en çok %90 veriyoruz dediler. yılmadım. %100 bursu da kaptım. şu an dünyada %100 bursla okuyacak tek kişi bile olabilirim. ancak banka hesabımla aramdaki musibet buna şu an izin vermiyor. :) şaşırtmadı. bütün hayatım boyunca ekonomik zorluklarla karşılaştım ama artık bir fırsatı daha kaçırmak istemiyorum.
    şu ana kadar hiçbir şey önüme tepsiyle sunulmadı. bir şey istiyorsam uğraşıp elde etmem gerekti. yaşam masraflarımı (kitap, yurt, yemek vb) desteklemek için 200’ye yakın dernek, vakıf, şirket ve holdinge mail attım. uzun uğraşlarım sonucunda mailime cevap verenler beni tebrik edip azmime hayran kaldıklarını ama yurt dışında eğitimi desteklemediklerini söylediler. gerçi buradayken de özel üniversitede eğitimi deteklemiyorlardı ya o ayrı bir mevzu. :)
    üzücü ama gözümü karartıp üç kuruş param, hayallerim ve umutlarımla isveç’e okumaya gitmem mümkün değil. isveççe bilmediğim sürece ülkeye varınca iş bulmam neredeyse imkansızmış. çok araştırdım bana inanabilirsiniz. :) hayatımı güvenceye almak için desteğe ihtiyacım var.
    ekonomik koşullarımının gelecek hedeflerimi sınırlandırmasına hiçbir zaman izin vermedim. kolay kolay pes eden biri de değilimdir. ama bu noktada çabalarım artık karşılık görmüyor.
    elimdeki kartları masaya bu şekilde sermek fazla, bunun farkındayım. ben de kendi kendime çok tartıştım. bu kararı almak haftalar aldı. ama bu sayfa bile işe yaramazsa ileride geriye dönüp kendime sen elinden gelen her şeyi yaptın, bütün imkanlarını seferber ettin ve geleceğin için elinden geldiğince savaştın diyebilmek istiyorum.
    her geçen gün biraz daha azalan bu şansımın farkındayım. nasıl göründüğünü biliyorum. emin olabilirsiniz. bütün şeçenekleri tüketmiş olsam da hala birazcık umudum kaldı.
    evet, isveç çok pahalı bir ülke, evet kur çok yüksek ve soğanın kilosu 6,5 tl. ancak ben hala beni destekleyebilecek, “tuğçe, çantanı hazırlamaya başla, biz yanındayız!” diyecek birilerinin varlığına inanmak istiyorum. size de o güzel günlere benimle umutla bakabileceğiniz bir fırsat ile geldim. işte size başarılı ve zeki bir üniversite öğrencisine destek olmak için güzide bir fırsat!
  • gereksiz aciliyeti olmayan bir başlık. burası yardım kuruluşu değildir.

    zira benim ortalamamın da çok yüksek olmasından ötürü, bende yüksek lisansımı yurtdışında yapmak istiyorum. fakat şu an cebimde 5 kuruş para yok ve burs bulamadım. insanlardan bu şekilde böyle bir platformda "para" istemek çok saçma ve yanlış.

    eğer gerçekten başarılı ve azimli iseniz, devlet tarafından gerçekten çok güzel burslar veriliyor onlara başvurun ya da özel başvuru yapın.

    yeter artık duygu sömürüleri.
  • sözlükte açılan ve hayati nitelik taşımayan (kan arayışı, ilaç, hastalık, kaza, afet, evsiz kalma vs. durumlar) dışında yardım kampanyaları gerçekten can sıkıcı bir hal almaya başladı. sadece burada bahsi geçen, burs arayan hanımefendi için söylemiyorum, lafım genel fakat konu bu olduğu için bundan gidelim. mesela yurt dışında eğitim almayı bu ülkede herkes ister yani. sonuçta türkiye'de her üniversitenin her bölümünün bir adet çok başarılı öğrencisi, birincisi var. çoğunun da maddi imkanı yeterli gelmez ve gidemez. evet lund üniversitesi çok iyi olabilir, muhakkak ki çok şey de katar ama gerçekten iyi bir psikolog olmanın tek yolu bu değil. ha, imkanın vardır veya burs bulursun gidersin ama bu şekilde yardım kampanyası düzenleyerek dersen, yok dostum derim. eğer şartlar o kadarına izin vermiyorsa, türkiye'de de gayet hayallerine giden yoldan yürüyebilirsin. insan böyle yardım kampanyalarını gerçekten elzem durumlar için düzenlemeli ve insanların yaşadığı sorunların yanında kusura bakmayın ama "hayallerime giden yol" çok şımarıkça bir gerekçe olarak kalıyor.

    (bkz: buket'i amerika'ya yolluyoruz)
    (bkz: onemliuyarilar'a yardım ediyoruz)

    gibi örnekler de hafızalarda halen taze zaten.

    edit: kıskanç!!!! diyenler de damlamış hemen. bakın arkadaşım, emin olun hayatım bu kızı kıskanmamı gerektirecek seviyenin gayet üzerinde. olmasaydı dahi kıskanmazdım orası da ayrı konu. mesele ne biliyor musunuz? böyle eften püften konularda adeta dilencilik etmeyi kendine yedirebiliyor olan insanlara karşı duyduğunuz bu sempati. bu ülkede bu hanım gibi yurtdışı yüksek lisans hayali olan ve gayet başarılı eminim binlerce genç çıkar. onlar kendini böyle süslü ve sempatik 3-5 cümle ile ifade edip, duygu sömürüsü yapıp dilencilik etmiyor diye suçlu mu yani? hayaliymiş, bu ülkede hayaline kavuşmayı bırak canını idame ettiremeyen milyonlar var be. bu hanım kızımızın "20 lira bile" diyerek küçümsediği 20 lirayı bulamadığı için akşam yemeğinde yağsız, salçasız düz haşlanmış makarna veya kuru ekmekle karnını doyuran aileler tanıdım ben. sonra biz böyle "first world problems" tadında yardım kampanyaları düzenleyenlere şımarık deyince kıskanç oluyoruz. daha geçen sene koşuyolunda evi, yazlığı, ford mondeo arabası olan adam buradan dilencilik yaparak evinin içine 50.000 liralık tadilat yaptı, ondan da ders almamışsınız.

    edit 2: başta kendisini ve "kampanyasını" kırıcı olmamaya çalışarak eleştirmiştim fakat ortaya çıkan şeylere bakılırsa bence bu şahıs ciddi ruhsal problemleri olan, felaket bir egoya sahip ve çıkarı uğrunda dilencilik yapmak, yalan söylemek gibi şeyleri içselleştirmiş biri gibi geldi. özellikle yazısında yer alan "size de o güzel günlere benimle umutla bakabileceğiniz bir fırsat ile geldim." kısmı nasıl bir egonun esiri olduğunu gösteriyor zaten. bunun yanında dilencilik kötü bir şey değildir demesi de nasıl bir kafaya sahip olduğunu gösteriyor. dilencilik kötü bir şeydir tuğçe. burada bu kızın başlığını açarak veya entry ile destekleyen reelde tanıştığı arkadaşlarına da söylüyorum. benim bu zihniyette bir arkadaşım olsa kesinlikle irtibatı keserdim. zira tüm bunları kendine yedirip yapan biri her şeye tenezzül eder.
  • sırf isveç olduğu için kendisine bir iki tavsiyede bulunmak istediğim hanım kızımız kendisi. ben de hukuk mezunu olarak uppsalaya gitmiştim zamanında yüksek lisansa. aynı şekilde okul bursum vardı bir tek gerisini ben karşılıyordum. ne yaptığımı anlatayım, nasılsa takip ediyorsundur. etmesen de buraları okuyana bir faydam olsun.

    elimde ilk ayın kirası ve yeme içme masraflarını karşılayacak param vardı. okul başlamadan önce gittim, yerleştim. etraftaki pizzeria denen pizzacı/dönercileri tek tek gezdim (kaç tane olabilir deme, o kadar çok ki). sonunda bir türk bir suriyelinin işlettiği bir yer buldum, dedim böyle böyle para lazım. ben geleyim ortalığı temizleyeyim, kiram masrafım çıksın yeter dedim. kayıt dışı çalışma bu dediğim tabii, parası da normal maaşa göre bayağı az oluyor maalesef ama ne yaparsın. onların ihtiyacı yokmuş, sağolsunlar başka bir yere telefon ettiler oraya gönderdiler beni. iranlıların yanında çalıştım 3 ay. zaten ders yükü ağır olsa da derse gitmeye harcadığın vakit az isveçte o yüzden çalışma ve ders saatlerinin çakışması çok çok sorun olmuyor.

    3. ay sonunda türk bir hemşireyle tanıştım. o zamanlar bütün isveçte pıtrak gibi göçmen kampları açılıyordu, deli gibi eleman arıyorlardı. oraya geçtim. mutfakta çalıştım, temizlikte çalıştım vs. orada göçmenlere tanınan bedava isveççe kurslarına gittim onlarla. 5 ay falan da orada geçti, sonra da mezun olma vakti geldi zaten.

    sosyal hayat için de öğrenci derneklerinde çalışmanı tavsiye ediyorum. barmen, aşçı, temizlikçi ihtiyacı olur sürekli. para vermezler maalesef ama yeme içme bedava falan derler. bu sayede hem gece dışarı çıkmış olursun, hemde hiç olmazsa yemeğin içkin vs. bedavaya gelir. ayrıca süper eğlenceli bir ortam oluşuyor çalışırken bile.

    bu aralar duyuyorum hastanelere vs. temizlikçi olarak da çalıştırıyorlarmış sigortasız yine. bu işler isveçliler nezdinde kirli iş olup yapmak isteyen çıkmadığı için genelde göçmenlere kalıyor. ben elimden geldiğince sıfır isveççeyle yapılabilecek işleri sıraladım. evet alışkın olduğumuzdan çok daha bayağı hayat şartları ama illa kafana koyduysan yol böyle maalesef. şu ekonomide milletten yardım dilenmek hiç bir işe yaramayacak, bu kesin.
  • bana da yapın burs yardımı 4 senedir ebem *ikildi..

    edit: az önce çaylak bir arkadaş uyardı @jilet ahmet sevdigimiz bir abimizdi nickli. aynen aktarıyorum.

    söz konusu arkadaşın ismini facebook'tan arattım. interrail türkiye grubunada üye olduğum için kendisinin bu grupta attığı postlarda gözüktü. 2 sene önce hollanda yapmış. 2 ay sonrasında kuzey ışıkları yapmış 1 hafta. bi ara italya'da yapmış. erasmus gibi bi durum yoksa bu kızın maddi bir sıkıntısı yok. çaylak olduğum için yazamıyorum, insanlar acıyıpta parasını kaptırmaz umarım.

    edit2: arkadaşın bahsettiği postların görüntülerini istedim, yardım yapmaya yeltenen varsa görüntüler geldiğinde gönderebilirim.

    edit3: görüntüler geldi efenim ısıcacık.. link
  • instagram adresini koy, eğer işadamlarından bir tanesi vücudunu beğenirse seni ofisine çağırıp burs teklif edebilir. ama kalkıp da sanal dilencilik yoluyla seninle aynı zeka ve aynı şartlardaki binlerce gencin arasından sivrilmeye çalışırsan olmaz o işler.

    türkiye'de yaşayan 20-27 yaş arası gençlerin hepsinin hayali zaten isveç'te yüksek lisans yapmak. hepsinin de burada berbat bir hayatı var ve berbat şartlarda yaşamaya çalışıyorlar. senin farkın ne ki, sinyal yapmak'ı akıl eden tek kişi olmak mı?

    (bkz: sinyalcilik)
  • (bkz: sanal dilencilik)

    ayağını yorganına göre uzatmak diye çok güzel bir deyim vardır türkçede. madem karşılayacak paran yok, neden başvuru yaparsın? kimse kimseye sponsor olmak zorunda değil görüldüğü üzere.

    yorgana kadar uzatıver sen de ayağını tuğçeciğim, diğer milyonlarcasının yaptığı gibi.
  • tugce merhaba,

    beni hic ilgilendirmiyorsun.

    bye.
  • arkadaşları videoda, tuğçe hayatımda gördüğüm en zeki insan, çalışkan bilmem ne diye konuşuyorlar. okuduğu okulu 4.0 ile bitirecek binlerce boğaziçi, odtü öğrencisi çıkacaktır. umarım istediği bursu bulur. ama ben bu tarz kampanyaları samimi bulmuyorum. bir nevi sinyalcilik 2.0. yurtdışında öğrencilere burs sağlayacak çok sayıda vakıf, kuruluş vs. var. oralara başvurursun ve beklersin. zaten avro olmuş comolokko ondan hiç bahsetmiyorum.*
  • (bkz: berk'e scirocco alıyoruz)

    tanım: son dönemlerde iyice trend olan sanal dilencilik