şükela:  tümü | bugün
  • kafasında bardak kıran caner bey ile stüdyodaki yaşlı teyzelere silahşör yemini ettiren yasemin bozkurt görüntülü tanıtım videosu ile konusu belli olmuştur..

    hiç malzeme sıkıntısı çekmeyecek programdır..
  • (bkz: #7591488)
  • an itibarı ile petek dincoz'un zorlanmadan sunucusunu ayarladığı seyirlik.
  • barbaros şansalın tugba mutlucan'ı ayar manyağı yaptığı programdır kendileri.
  • hamdı alkan banu alkan....aynı programda ılk kes mı acaba sorusunu sorduran talk show'umsu
  • gerçekten de tuhaf şeyler yapmak için oluşturulmuş bir programmış dün gece bunu anladım ben.iki konuğu kapıştırıp barıştırmak gibi ulvi bir görev üstlenmiştir mesut yar,zaten hareketlerine kıldım artık programına da kılım..
  • mesut yar'ın konukların zar atmasıyla ilgili bölümü "izninizle ben konuklara attıracağım" diye sunduğu program.
  • bugünkü programda anladığım kadarıyla - ki daha öncede az buçuk rastlamışlığım vardır - hazırlanmasında ve sunulmasında emeği geçen sorumlu kişilerin hani o bi yere sürülür ya işte oraya sürülecek kadar dahi aklı olmadığını anladığım programdır. şimdi bugünkü konuk yığınını vererek başlayayım isterseniz; ahu tuğba, asena, fuat ve ekürisi -sanırsam- granit, oğuz yılmaz. ayrıca sürpriz olarak gelmiş yıldırım mayruk, nur yerlitaş ve bir efemine modacı abimiz. sadece bu isimlerin konuk olarak iştirakı dahi programın adını gurula taşıdığını anlatıyor fekat, fuat ın müziği konusunda bişeyler söylerken kullandığı "türk kültürü göçebe bir kültürdür..." sözü -ki bitmemiş bir cümlenin başıdır- programın esas karakterinin ortaya dökülmesine fırsat verdi. bu sözün peşi sıra o ana kadar her fırsatta her söze karışan efemine modacı bey; türk kültürünün kendince bir tanımını yaptı azıcık ofansif bir biçimde. ööle oldu bööle oldu ortam gerildi derken, programın ilerleyen dakikalarında adının boys anılar gibi birşey olduğunu tahmin ettiğim çeşitli çap ve ebatlarda bir miktar adam fuat ı cahillikle felan suçladı şarkısını söyledi ve stüdyodan ayrıldı. fuat, "nasrettin hocanın torunuyuz beah" tadında, bir şarkıyla ve bir miktar küfür performansıyla cevap verir iken bu bir miktar yediği lafı hazmedemeyen müzik grubu tekrar stüdyo ya dalıp fuat ı ve muhtemelen sayın granit i bi temiz dövdü -sanıyorum, zira yayın kesildi necefli maşrapa gibi bişeyler izledik- televizyonlarda pek sık rastlanmayan bir hadise olduğundan, bir miktar şaşırdım haliynen yahut televizyon programlarının dibe vurma süratine yetişemediğimden demeliyim belkide. cidden şaşırdım kendimi çemkirdim gecenin bilmemkaçında "olm televizyonda bişeyler oluyo gelin la" gibisinden eşe dosta anırdım, hatta arada kültablasını da devirdiğimi itiraf etmeliyim. ha şimdi nedir bu derken gözümü ekrandan ayıramadığımı farkettim, öyleki tuhaf şeyler adında ki bu programın daha önce görmediğim belkide asla görmeye tahammül edemeyeceğim vtr lerini soluk almadan izledim merakla kavganın neticesini yayının devam edip etmeyeceğini bekledim. inanılmaz bir pişkinlikle program yayınına kaldığı yerden devam etti. yayına dönüldüğünde sayın oğuz yılmaz dottiri dottiri gibisinden bir şarkı söylüyor izleyicilerse kah gerdan kırıyor kah el çırpıyor ritm tutuyorlardı. ne olduğuna anlam vermezken sayın mesut yar ın canlı yayının azizlikleri hehe hehü şeklindeki açıklamasıyla hadisenin vehametini idrak ettim, peşi sıra geçtiğim televizyon makinası nda ise okan bayülgen yabancı bir konuğa ingilizce şarkı söyletip nihat doğan dan o şarkıyı tekrar etmesini isteyince ise neler olduğunu anladım. açık konuşmak lazım henüz bilgi zihnimi yakacak kadar taze ve bir o kadar önemsiz. ama şudur; arkadaşlar günde 30 dakka televizyon izleyen bir insanın doğru ynan yanlışı ayırma becerisinden bişeyler kaybettiğini düşünüyorum. hangi programı izlediği yahut saati sepeti bişey değiştirmez heralde çünkü yaklaşık 3 saat süren bu deli dumrul senaryosu benden epey bişey götürdü, maviler mavi değil, sağ yanımdan blur yemiş gibiyim, link hattımda da bi hata var. memleket olarak nasıl bir hızda ve nereye koşuyoruz ondan korktum ben televizyon izlerken bugün. sözde eğlence kisvesi altında bişeyler icra ederken bu insanlar ne yapıyor olduklarını düşünüyolar mı acaba? bunu merak ettim. uzun zamandır televizyon izlemiyordum, sanırım yoksunluktan da olsa gayet doğru bir iş yapmışım...
  • televizyon izlemeye fazla vakit bulamayan biri olarak, uzun sure sonra bir cumartesi gecesi evde olmanin rahatlığıyla, "ben ne zaman televizyonu acsam bu mu olacak" diye korkmaya baslamama sebep olmus programdir dun gece. ilki icin (bkz: desifre)
    konuklar arasinda fuat'i gorunce izlemeye basladım programı. zaten konukların birbiri ile uyusan insanlar olmamasina alıstık uzun suredir. bu, bir tartışma, hatta dun gece gordugumuz gibi bir arbede amaclanarak mı yapılıyor, o konuya hic girmemeyi seciyorum ve devam ediyorum.
    fuat'ın "türk kültürü göçebe bir kültürdür, gittikleri yerlerde kültürlerini hem yayarlar, hem kendilerine katarlar.." seklinde baslayan cumlesinden sonra, (kelimelerin birebir doğruluğundan emin değilim uzgunum ama bu manadaydi), türk kültürüne sonuna kadar sahip olduğunu daha ilk bakışımızda anlamamızı sağlayan efemine modacımız, zaten arkasında ortamı gazlamaya hazır bekleyen, bir dakika alkış yapmamanın sıkıntısıyla kıvranan seyirciyi de arkasına alarak, "bu coğrafya göçebe değildir, türkmenistan, gürcistan vs vs" diyerek fuat'ın yüz ifadesinden de anlayabildiğimiz uzere, cumlesinin sonunu getirmesine izin vermeden, ne demek istediğini dinlemeden, gayet saldırgan bir üslupla, bir de konuşmasının sonuna "sen bunu aşağılayamazsın" ekleyerek, fuat'ın "ben aşağılamadım" sözlerinin stüdyoda oluşan maç bitimi, savaş kazanımı şiddetine yaklaşan coşku içinde eriyip gitmesiyle zaferini kazanmış, istediğini başarmıştır.
    bu efemine abimize sorsanız, kültürlüdür, okumuştur, didinmiştir, türk kültürünü benimsemiştir, ama karşısındaki insanı cümlesini bitirene kadar dinlemekten acizdir..
    sonrasında studyoya dalan, her biri taşıdıkları enstrümanlarına hakim, müziğin yeni dahileri (bkz: boys anılar) ise, eserlerini seslendirdikten sonra, (yatcan etcen gitcen gibi bisiler dediler) türk kültürüne sahip, onu avrupa'da hiç bir zaman yitirmemiş, avrupa'daki popülerliklerini türkiye'ye de taşıyan grup olarak, mükemmel, efendi sanatçılar olarak, stüdyodaki taraftarlar ile birleşip bayram havasını devam ettirmiştir..
    objektif olmayı başaramadığımın farkında olarak fakat yine de olmayı deneyerek, şunu söylemek istiyorum; dünyanın en iyi müzisyeni olarak seçilmiş olsa da bir kişi, "bu muzikten hoşlanmıyorum" dersin, olay biter. o yüzden boys anilar adı altında birleşen bu karakterlerin müziğine, kostümlerine, bu gezegende ne yaptıklarına yorumlarda bulunmayacağım.
    ama sen okumuş, görmüş-geçirmiş modacı abimiz, sen gazetecilik yapan, yazı yazan, okumuş, ve bu mantıkla cumartesi gecesi seviyeli programın tuhaf şeyler ile insanları eğlendirmeye çalışan mesut yar, eve gidince "ben bu gece ne yaptım ulan" demek bir kere mi aklınıza gelmiyor?
    gerçekten çok tuhaf..
    ben şuan, bu son iki keredir her televizyonu açtığımda karşıma çıkan felaketlerden sonra, sadece (bkz: maidez) diyebiliyorum, bunların sadece kötü iki tesadüf olduğuna kendimi inandırmaya çalışıp, uzun bir süre daha televizyonu açmama kararımı izninizle onaylıyorum..
  • kişinin kendini canı istediği zaman dost hissetmesi, canı istediği zaman ortadan kaybolması canı istediğinde "ah be neydi o günler" diye içlenmesidir.hem dost hem bencil olmayı aynı anda becerebileceğini sanmasıdır*.