şükela:  tümü | bugün
  • - baba, tükenmişlik sendromuna girdim..
    + paran mı bitti ulan it oğlu it.

    sonuç, babaya saykoloji işlemez..
  • dikkate alınması gereken bir sendrom kendisi ...

    "burnout denilen mesleki tükenmişlik sendromu, kısaca kişinin kendisine büyük hedefler koyup daha sonra istediklerini elde edemeyip hayal kırıklığına uğrayarak, yorulduğunu ve enerjisinin tükendiğini hissetmesi olarak açıklanabilir.

    belirtileri

    özellikle sağlık çalışanları ve öğretmenler arasında çok daha sık görülen tükenmişlik sendromunun belirtileri duygusal, fiziksel ve zihinsel belirtiler olmak üzere 3 grupta toplanabilir.

    duygusal tükenmişlik belirtileri; depresif duygulanım, desteksiz, güvensiz hissetme, ümitsizlik, evde gerilim ve tartışma artışı, kızgınlık, sabırsızlık, huzursuzluk gibi negatif duygularda artış, nezaket, saygı ve arkadaşlık gibi pozitif duygularda azalma olarak sıralanabilir.

    fiziksel tükenmişlik belirtileri; kronik yorgunluk, güçsüzlük, enerji kaybı, yıpranma, hastalıklara daha hassas olma, sık baş ağrıları, bulantı, kas krampları, bel ağrısı, uyku bozuklukları gibi değişik sorun ve yakınmaları içerir.

    zihinsel tükenmişlik bulguları doyumsuzluk, kendine, işine ve genel olarak yaşama karşı negatif tutumlar içerebilir. sonuçta işi bırakma, savsaklama gibi davranışlar görülebilir.

    nedenleri
    burnout, şaşırtıcı bir şekilde, işine yeni başladığında çok daha heyecanlı ve istekli olan çalışanlarda daha fazla görülmektedir. bu uzmanlar tarafından bu kişilerin ilk heyecanlarıyla çok fazla enerji harcayarak kısa zamanda tükendiklerine bağlanmaktadır. bu tip çalışanlar genellikle kısa zamanda çok büyük başarılar kazanacaklarına inanır fakat zaman geçtikçe amaçlarına ulaşamadıklarında heyecanları söner. sonuç olarak gerçeği kabullenmek ve hedeflerini düşürmek yerine hayal kırıklığına sürüklenirler. ve sonuç: burnout!
    burnout sendorumunun oluşmasında oldukça etkili 3 durum dikkatleri çekmektedir:
    rol çatışması: birbiriyle çakışan sorumluluklar taşıyan insan, öncelikler koyarak sorumluluklarını sıralamak yerine, her şeyi aynı düzeyde iyi yapmaya çalışabilir. bu durumda yorgun düşer ve sonuç burnout olabilir.
    rol belirsizliği: çalışan kendisinden iyi bir kariyer portresi çizmesinin beklendiğini bilir ama kendisine rehberlik ya da model alacağı biri olmadığından bunu nasıl başaracağından emin olamaz. dolayısıyla faydalı olacak hiçbir şeyi başaramadığı kanısına kapılabilir.
    aşırı yüklenme: hiç kimseye hayır diyemeyerek altından kalkabileceğinden çok daha fazla sorumluluk yüklenen kişi sonuç olarak tükenme noktasına dayanabilir.
    bunların dışında çalışma ortamıyla ilgili bazı problemler de strese ve kişinin kendisini yaptığı işte mutsuz hissetmesine sebep olabilir. bu problemlerden başlıcaları:
    aşırı iş yükü ve dinlenme zamanlarının az olması,
    müşterilerin gereksinimlerinin finanssal, bürokratik ve idari nedenlerden dolayı karşılanamaması,
    önderlerin yetersizliği, denetim yetersizliği ya da her ikisi,
    yetersiz uzman eğitimi ve yönlendirme,
    yaptığı işi kontrol etme ya da etkileme duygusundan yoksun olma,
    çalışanlar arasında destek ve sosyal ilişkilerin olmaması,
    aşırı zor ve yoğun iş ortamı, olarak sıralanabilir.
    tükendiğinizi hissettiğinizde ne yapmalısınız?

    burnout ile baş etmek başlangıçta kişinin kendi çabalarıyla mümkün olabilecekken, daha ciddi durumlarda problemi halletmek için bir takım yöntemler uygulanmaktadır. bu yöntemlere deyinmeden önce kendi kendine bu problemle nasıl başa çıkılabileceğine göz atalım.
    bir çok uzman, tükendiğini hisseden kişinin, kendisine bir takım sorular sorması gerektiği düşüncesinde hem fikirdir. yorgunluk hissinizin ne zaman başladığını hatırlamaya çalışın. bu yorgunluk hissi ne zaman hayatınızda önemli bir yer tutmaya başladı? iş arkadaşlarınızla olan ilişkilerinizde hangi noktadan sonra kişisel hoşgörünüzü kaybettiniz? bulunduğunuz projelerde sorumluluğunuzun ne olduğunu tam olarak biliyor musunuz? bu sorulara verilecek cevaplar kendinizi daha iyi hissetmenize, değerlerinizi ve önceliklerinizi yeniden yapılandırmanıza yardımcı olacaktır. ikinci adım hayatınızda bazı değişiklikler yapmak olabilir. işiniz sizin için cazibesini kaybettiğinde işinizi yada en azından sorumluluklarınızı değiştirmek faydalı olacaktır. kim bilir belki de ara verme zamanı gelmiştir.

    bu tarz kişisel önlemler dışında daha ciddi yöntemler bulunduğundan bahsetmiştik. bu yöntemlerin uygulama alanları bireysel olarak çalışanlar, çalışma grupları ve işverenler olmak üzere üçe ayrılmıştır. tükenmişlik sendromu ile baş edebilmek için strateji belirleme, planlama ve uygulama daha çok işveren ya da çalışma koşullarını belirleyenlerin kararlarına
    bağlıdır.

    bireysel ve grup olarak çalışanlar
    tükenmişlik sendromu ile baş edebilme yöntemleri oluşturmak ve bunları yaşama geçirebilmek için bireysel kontrol olanakları çok önemlidir. iş ortamlarını kontrol etme olasılığının az olduğu yerlerde bireysel baş etme yöntemleri öncelik kazanmaktadır. tükenmişlik sendromunu önlemek ya da iyileştirmek için takım çalışması oluşturmak bir başka yararlı yöntemdir. işyerinde sosyal destek amaçlı gruplar kurmak ve toplantılar düzenlemek benzer koşullar altında çalışanların iş ortamlarının zorlukları ve stresle baş etme yöntemleri hakkında karşılıklı fikir alıp vermelerini sağlamak için uygun bir ortam olabilir. eğitim içerikli uygulamalar bireysel baş etme yöntemlerini geliştirmek amacı ile oluşturulmuş teknikler içermektedir. stresi ve tükenmişliği kanalize etmek sıklıkla kas gevşetici egzersizler ile olanaklıdır.

    organizasyon teknikleri
    organizasyon tekniklerini savunanlar, stres etmenlerin kişisel kontrol mekanizmalarından daha öte unsurlar içerdiğini ve yalnızca bireysel kontrol teknikleri ile sorunun aşılamayacağını öne sürmektedirler.
    organizasyon teknikleri üç temel öğeden oluşur:

    1. işin modifikasyonu: aşırı yüklenme, boş oturma, belirsizlik ya da çatışmadan kaynaklanan stresin azaltılmasında en basit ve en etkili yöntemdir. aynı zamanda iş ve çalışan arasında uyumun sağlanmasına yardımı olur.
    bireysel iş stresini azaltmak için işin yeniden yapılanmasına yönelik yöntemler:

    zor işleri eşit olarak dağıtarak yükün aynı kişiler üzerinde birikmesini engellemek,
    zor işlerin dönüşümlü olarak yapılmasını sağlamak,
    gün içerisinde iş harici aktiviteler için zaman ayarlamak (örn.: okumak) ,
    yarım gün çalışmayı desteklemek bu yöntemle insan kaynakları ve esneklik artar,
    çalışanlara yeni programlar oluşturması için olanak tanımak.
    2. danışmanlık hizmetleri: bu yöntem ile danışmanların öneri ve eleştirilere daha açık olması sağlanırken, çalışanların fikirlerine de önem verilmiş olur. düzenli aralıklarla geri bildirim almak için anket düzenlemek yararlıdır.
    3. organizasyon olarak sorun çözme: kalite gelişim programlarının bir amacı da iş ortamının doğru değerlendirilmesini ve sorunların ilk ortaya çıkış anında ele alınmasını sağlayacak kalıcı bir mekanizmanın oluşturulmasını sağlamaktır. çalışanlarla sorun çözmeye yönelik toplantıların düzenlenmesi kimlik belirsizliğini ve iletişimsizlikten kaynaklanan çatışmaları engelleyebilir."

    kaynak: http://www.cvtr.net/
  • "ay allam motivasyonum dustu, ise gelmek istemiyorum, hep uykum var, hep basim agriyo" diye hayiflanirken kesfettigim, bu sayede dunyada benim gibi bir suru insan oldugunu farkettigim ve durumun "tembellik" disinda bir seyle aciklanabiliyor olmasina sevindigim sendrom. yasasin tembel degil, tukenmisim ben dostlar.
  • ölümle yaşam arasında bir tercih yapmak durumunda kalınsa "fark etmez" noktasında olunan haleti ruhiyedir. yaşam, kısmen yada tamamen cazibesini yitirmiş, hayattan zırnık keyif alınmaz hale gelinmiştir. hedefler ve idealler gözden çıkarılmış, herhangi bir şeye aidiyet duygusu kalmamıştır. yani kahramanımız artık müdür olmak azminde yada çok güzel götü olan bir hatunu becermek hayalinde değildir ve fenerbahçe'nin o hafta ne bok yediğinin takibinde de değildir. bildiğin buz gibi soğumuştur hayattan. not:çok güzel götü olan hatun konusunda biraz kararsız kaldım şu an, belki hayata yeniden tutunma konusunda yardımcı olabilir gibi. ne bileyim ben tükenmişlik sendromuna tutulsam da tam kendimi asacakken cebrail (a.s.) kucağında çok güzel götü olan bir hatunla inip "dur lan! hele bi şunun dadına bak" dese sanki iyileşirmişim gibi de geldi bana.
  • hayatı çekilmez olarak görme , tükenme belirtisi olarak tanımlanmaktadır. belirtileri uykusuzluk , canlılığını kaybetme , baş ağrısı , göğüs agrıları , ani öfke , sürekli kızgınlık , yalnızlık duygusu , çaresizlilk. daha çok profesyonel kadrolarda bulununan kişilerde görülür.
  • ilk kez, 1974 yılında herbert freudenberger tarafından dillendirilen, kısaca; istenilen başarının elde edilememesi, fiziksel ve duygusal açından yıpranma, enerji ve güç kaybı veya insanın kendi iç kaynakları üzerinde karşılanamayan istekleri sonucunda ortaya çıkan bir tükenme durumu olarak tanımlanabilecek kavram.

    tembellik ya da hürrem sultan sendromu gibi basite indirgenemeyecek kadar ciddi bir problemdir. bitkinlik, stres, endişe, öfke, yavaşlık, sosyalllikten uzaklaşma, hafıza problemleri, kilo sorunları, madde kullanımına yönelme, çaresizlik hissi, mide ve solunum yolu rahatsızlıkları gibi birçoğu tek başına bile büyük sorunlar olan bir çok etkeni bir arada bünyesinde barındırabilir.

    genel kanının aksine ununu eleyip eleğini de asmış kişilerden ziyade mesleğinin ilk yıllarında olan insanlarda görülme sıklığı daha fazladır. sebebi malumdur; büyük bir şevkle işe başlar adamımız. büyük bir ciddiyetle, fedakarlıkla, iflah olmaz bir başarı arzusu ile doludur. en çok çalışanın, işini en iyi şekilde yapmaya çalışanın en çok takdir edilen olacağını ummaktadır. gördüğü aksaklıkları düzeltmeye çoğu zaman tek başına düzeltmeye çalışır. artık kemikleşmiş sorunlarla tek başına mücadele edebilmesi kolay değildir. etrfaındakilerden yardım ister, beklediği yardımı göremez. çok çalıştıkça sırtındaki yük azalacağına daha da artar. kendisine verilen görevin nerede başladığı ve bittiği belli değildir. bir çok işi aynı anda başarması beklenir ondan. yaşadığı sıkıntıyı birileriyle paylaşmak ister, kimin kapısını çalsa "boşver, alışırsın" lafını duyar. sonunda kendi inandıklarıyla, değerleriyle çatışmaya başlar, bir iki yıla kalmaz nur topu gibi tükenmişliğini yavaş yavaş kucağına alır.

    önce istek ve umutları azalır, "acaba bu yaptığım iş hakikaten x mi? x böyle bir şey mi ?"- x'in yerine öğretmenlik, doktorluk, mühendislik vs. koyabilirsiniz- demeye başlar. daha sonra insanları, sistemi, olumsuz çalışma koşullarını değiştirmenin oldukça zor olduğunu kavrar. yoğun bir engellenmişlik duygusu hissetmeye başlar. mevcut duruma uyum sağlamaya çalışır, çatışma yaratan durumlardan kaçınmaya başlar. ve en sonunda umursamazlık evresine geçer. mesleğini ya da işini sadece para kazanmak-sosyal güvencesini devam ettirebilmek için sürdürmeye başlar. böylece iş hayatı ona mutluluk vermekten çok strese sokan, kendisini aciz hissettiren bir hal almaya başlar. adamımız yavaş yavaş "tükenir".

    "peki hocam bu durum ilelebet devam eder mi, yok mu bu illetin bir çaresi?" derseniz var elbette. her şeyde olduğu gibi spor bu noktada da bir ilaç vazifesi görmekte. ayrıca kendini tanımak, neyi yapıp neyi yapmayacağının farkına varmak, işle ilgili gerçekçi beklenti ve hedefler belirlemek, tatile çıkmak, hobi edinmek, ne bileyim müzik dinlemek vs. faydalı olabilmektedir. tabi bunun yanısıra çalışılan işyerinin de çalışanlarının sağlığı için adaletli olmak, takım çalışmalarını desteklemek, sık sık pozitif geri bildirimde bulunmak gibi olaylara girmesi lazım.

    velhasıl-ı kelam; kendini tanı, gerçekçi hedefler belirle, iş dünyası-hayat-evlilik vb. tozpembe değil, bunu bil. tek başına bütün problemleri çözemezsin, çözsen de çok yıpranırsın, kendini yıprattığına değmez. sabırlı ol, 3-5 yıla kadar sen de tecrübe edineceksin ve işlerin yavaş yavaş rayına oturduğunu göreceksin. biraz daha sabret.
  • beni yaklaşık 6 hafta civarında bir süre etkisi altına almış sıkıntılı durumdur.

    askerlik sonrası çok da tartmadan kabul edilen bir iş, omuzlara aniden yüklenen ve taşıması kolay olmayan sorumluluklar, yeni girdiğin şirkette kendini sevdirme, işini doğru yapma, çalışma ve yaşama koşullarına alışma, işi toparlama, sonuca çok yaklaşma ve bu meşakatli projenin birden çöpe düşmesi (bkz: libya), nihayetinde herşeye baştan başlamak zorunda olma sonucunda yaşadığımı düşündüğüm sendromdur. ilk başta yüksek enerji ile, "o zaman yeniden başlasın herşey" desem de bir süre sonra ciddi bir çöküş ile yeni hiçbir şey yapacak enerji bulamadığım ve resmen ergen triplerine girdiğim bir süreç yaşanmıştır.

    en belirgin olan ve geriye dönüp baktığımda beni hayrete düşüren durumlar şöyleydi;
    -işe gitmeyi bir angarya olarak görmek
    -neden işe gidildiğini çok da anlayamamak
    -sabah çok yorgun, çok geç kalkmak ve işe geç kalmak
    -hiçbir işe konsantre olamamak, anlık ilgi patlamaları yaşayıp sönmek
    -yeni sorumluluklar almaya heves duymamak
    -işyeri ile bağlantılı her konuda genel bir tahammülsüzlük

    yazınca bir daha şaşırdım. bu dönemin depresyon olmadığına kanaat getirmemdeki neden ise ofisten çıkar çıkmaz ambalajından yeni çıkmış bir çift spor ayakkabı gibi gıcır gıcır hissetmemdi. o zaman anladım ki benim sıkıntım alenen işyeri ile ilgiliydi.

    fiziksel bir iş olsaydı yaptığım, sanırım nasıl olsa iş hep aynı der ve bu kadar düşünmezdim. ama iş proje olunca, düşünmek kafa yormak ve bunların üzerine üretmek gibi bir süreç olunca, birden sayfa çevirmek kolay olmuyormuş demek ki. internetten bol bol bu konuyu araştırdım. en ciddi sorun da zaten sabah kalkıp işe gitmenin ömrümden ömür götürmesiydi. düzenli spor -ki zaten herşey buna bağlanmazsa olmaz, sağlıklı bir diyet, bir de sabah uyanma rutinini değiştirmek ve teknolojiyi hayattan biraz uzaklaştırmak en sık gördüğüm, faydalı tavsiyelerdi.

    spor, sağlıklı yaşam zaten ilk defa duyduğum şeyler değildi. ama sabah uyanır uyanmaz yataktan fırlayıp robot gibi giyinmeye başlamak yerine az keyif yapmak, müzik dinlemek, bir şeyler okumak vs. her sabahın birbirine benzemesini engelliyormuş. bütün günü bilgisayar başında geçiren bir insanın kendine ait zamanında "daha az ekrana bakması" da oldukça faydalı bir durum.

    bir de kasmamak lazım. olur böyle şeyler.
  • asiri is yuku, rol belirsizligi, birbiri ile celisen sorumluluklar, bireyin sahip oldugu bilgi ve becerilerin isin gerektirdigi nitelikleri karsilayamamasi ya da fazlasiyla karsilamasi (overqualified) sonucu olusabilecek tatminsizlik durumu. genelde is savsaklama, isteki muhattaplarina karsi hosgoru kaybetme ve ise gec kalma ile kendini belli eden; soyle etrafima bir koza orsemde aylarca onun icinde uyusam dedirttiren yorgunluk hali.
  • siz sırtüstü yatarken biri gogsunuzun ortasina ayagiyla bastiriyor gibi gelebilir, her türlü sorumluluk fazla gelebilir, yok olmak ya da görünmez olmak isteyebilirsiniz. tatile gitmek sanki en iyi recetedir, ama yapmaniz gereken işler mecburiyetler varken bunu dahi yapamazsanız...uyumak da bir kaçış olabilir. telasa gerek yok.
  • tıp fakültesi 3. sınıfta başıma gelen.