şükela:  tümü | bugün
  • hakan övünç ongur, bu ilk kitabında, amerikalı kült yazar chuck palahniuk’in bir yeraltı edebiyatı efsanesi haline gelmiş olan dövüş kulübü romanını kuramsal bir analize tabi tutuyor. 1999 yılında beyaz perdeye de uyarlanarak dünya çapında geniş bir hayran kitlesine ulaşan dövüş kulübü’nün, kendisi ile adı sıkça anılan küresel kapitalizm ve yabancılaşma tartışmalarının da ötesinde, frankfurt okulu’ndan postmodernizme, eleştirel kuramlardan psikanalize kadar, çok daha geniş bir çerçevede ele alınabilecek zengin bir metin sunduğunu ortaya koyuyor. bunu yaparken okuyucuya, adorno ve horkheimer’dan, marcuse’den, gramsci’den, baudrillard’dan, zizek’ten, jung’dan, freud’dan ve çok sayıda farklı düşünürden yapılan alıntılarla harmanlanmış bir palahniuk okuması sunuyor. anlatıcı, marla singer, tyler durden gibi karakterler tüketim toplumunun, nevrotik kültürün, zihinsel terörizmin, bilinçdışı arketiplerin, simülasyonların ve mutsuzluk üzerine kurulmuş uygarlığın içine yerleştiriliyor.

    elinizdeki bu kitap, chuck palahniuk’in kışkırtıcı ve bolca tartışılan üslubunun altında yatan geniş sosyolojik, psikolojik ve felsefi hazinenin açığa çıkarılması çalışmalarına katkıda bulunmayı amaçlarken, palahniuk’in kitaplarının dava süreçlerine konu olduğu türkiye’de kültürel ve kuramsal çalışmalar için umudun hâlâ tükenmemiş olduğunu müjdeliyor.
    tanıtım yazısındandır. merak ettirendir.
  • dövüş kulübü'nün ismi bilinmeyen anlatıcısını, tyler'ın ve marla'nın isteklerini, kafalarını, yaşama bakışlarını en iyi anlayabileceğimiz kitaptır. kitap neden tükettiğimizin analizini bu karakterleri irdeleyerek okurlarına sunuyor. neden tüketiyoruz? mutlu olmak için mi ? yoksa sadece mutsuzluğumuzdan mutluluk kırıntıları çıkarmak için mi ? tüm örneklendirmeleriyle; düşünürlerden yapılan, anlamamızı sağlayan alıntılarıyla ve yazarının can yakmayan iğnelemeleriyle hepsi kitabın içinde. insanların düşünmelerini sağlamak için okunmayı beklemekte ve şiddetle tarafımdan tavsiye edilmekte.
  • bu kitap asla ve asla 'sıkıcı' diye tabir edilen sosyoloji kitaplarından değil. içerik birikim olarak pekala, hatta bir tür rehber kitap niteliğinde (frankfurt okulu, kültür endüstrisi, adorno ve horkheimer'ın çalışmaları, baudrillard'ın artık popüler sayılabilcek kitaplarını da içine alarak müthiş bir okuma sağlıyor.

    peki bunu nasıl başarıyor?
    şöyle.
    kitap sırasıyla, anlatıcı - homo economicus, marla - femme fatale, tyler durden - nevrotik kültür (durden'un varlığı başlı başına nevrotik bir kavram) ve karfaşa projesi ile ilerliyor. bu iki şey anlamına geliyor.

    1.. filmi ve romanı, bir defa daha izliyor ya da okuyoruz, yine palahniuk-fincher tarzı kısa kısa anlatımlar ile
    2.. romana (bilirsiniz palahniuk çok anlaşılır ve net yazar) öykünen bu dil, okuyucuyu kışkırtıyor ve okumayı çok kolaylaştırıyor.

    hatta şunu söyleyebilirim. hakan bey, kitabının bazı bölümlerinde tylervari monologlar yapıyor, yani işin hasılı film ve romana resmen bir kardeş gelmiş oluyor. bu sefer daha çok konuşan, daha kalabalık konuşan (hikmet benol gibi) bir kardeş.

    son olarak, bence, yazarımız 99 yılında üniversiteye (odtü) girmiş ve ankaradaki büyülü fenerde (romantik tahmin:) ) dövüş kulubünü izlemiştir. hayran kalmış (kitabında anlattığı homo economicuslar yani bizler gibi hayran kalmış) ve bu filmin üzerine bir inceleme kitabı yazmayı o zamanlardan kafasına koymuştur.. sadece tahminim bu.

    velhasılı kelam,, alın ve okuyun pişman olmazsınız. nasıl filmi izlediğinize ya da (belki) romanı okuduğunuza pişman olmadığınız gibi.

    not: bu inceleme kitabını okuyabilmek için romanı okumuş olmaya ihtiyacınız yok. zaten romanın yarısı bizzat copyright var içerde.

    gelin su güzel.