şükela:  tümü | bugün
  • türkiyenin başına gelmiş gelebilecek en gereksiz ve fasa fiso piyanist.
    besteleri, hayatı, kişiliği (bkz: piyanom samdanim ayasofya ve kutsal kitaplarim) ile her alanda bir cok kisinin nefretiyle odullendirilmistir..
  • kendisini incelemeye almam "istanbul kanatlarımın altında" ya dayanır.orada bin senelik türküyü kendi bestesi gibi lanse etmiş, beraber çalıştığı saz heyetini görmezden gelmiş idi.bir de sittin yıllık am - dm - g- c -e armonik yürüyüşünü sahiplenmiş, "ben bunu viyana da öğrendim" demişti.(oysa ki mustafa sandal arnavutköyde de öğrenilebildiğinin güzel bir ispatıdır.)
    çok kısa zamanda "dahi çocuk" tribine kendini kaptırmış birisi olduğunu idrak etmiştim.
  • sonra sonra saçlarını iyice uzatıp valderama gibi dolaşamaya, dahi ve manyak çocuk tribine yatay geçiş yaptığını gözlemledim.ama hala klasik anlamda bir bestesini dinleyebilmiş değildim, inceden de "acaba?" diyordum...
    velhasıl kelam bir kapılar ve köprüler programında yanında süpper gereksiz başka bir insan olan hasan cihat orter ile(ki o programda hasan cihat orter kafasında kuranla dolaşmıştır) dialoğuna tanık oldum.şöyle bir cümle kurmuştu tuluyhan abi(:))
    " biliyorsunuz mozart dahiydi ve tersten piyano çalabiliyordu, ben de türk halkını temsil edecem, ve buradan söz veriyorum(burda kameraya 3nolu bakışını atıyor) a ay sonra tersten piyano çalacam bu programda"

    aradan 1 ay, 3 ay 2 yıl geçti hala sözünü gerçekleştirmedi.
  • en son geçen aylarda hilton da ki müzik fuarında kendisini gördüm.konseri vardı.yanına bir adet yamaha csx koymuşlar sentez yapacak besbelli.durdu ve önce sol eliyle yamaha nın üstünde dolandı, becermeedi istediği tonu yakalayamadı aleti kapattı piyanoya döndü.
    dan dan dan diye vurarak iğrenç disonanslarla dolu bir şey çaldı.
    halk mal gibi ağzını yüzünü yamultan bu adama bakıyordu, adam da bin kişinin arasından beni seçmiş bana bakıyordu.
    tuluyhan ağabeyin, bu kırıklığını farkedince eşgalimi iyice belirlemesin diye koşarak kalabalığın arasına saklandım, konserin geri kalanını oradan izledim.
  • konserin bir yerinde dan dan diye tuşlara işkence yapmayı kesti.bize döndü ve
    " bu eserimin adı türk kahvesi, bunun şerefine bağdaş kurarak piyano çalmak istiyorum." dedi.
    bağdaş kurdu, birden gaza geldi ters döndü ve tersten piyano çalma sözünü gerçekleştirmeye girişti.5 nota çalabildikten sonra, hoooop diye düzeldi ve bize dönüp
    "bir gün söz çalacam" dedi.
    iğrenç dan dan dan sesleriyle yüklü piyanon tuşlarının mukavemetini anlattığını sandığım türk kahvesi adlı eserinden sonra, son notaya basıp yerlerde yuvarlandı, ve konseri bitirdi.
  • kişisel anlamda ise kendisini tanımam ise, bir arkadaşımı(kız, bunu söylemeliyim ki fark anlaşılsın) beylerbeyi sahilinde durdurup, o sırada sevdiği sokak köpeğini gösterip
    " köpekleri severmisiniz?" demesiyle tanırım.bunun akabinde dönen dialog aynen şöyledir

    - severim elbette...
    - ya? ben de çok severim...
    - haa öyle mi?
    - elbette benim kırkbir tane kangalım var...
    - o?(ha!!!!)
    - sahili sever misiniz?
    - severim tabi...
    - ben de çok severim yalnız gezerim buralarda
    - a dün sizi burda bir kız ile görmüştüm oysa ki(o kız da arkadaşım orkestradan tanıdığı o yüzden soruyor)
    - oooo? pes pes pes! yani sizden bişi saklanmıyor
  • ertesi gün yine sahilde karşılaşma

    tuluyhan - hmm demek dışarıda okuyorsunuz? memnun musunuz?
    - evet, dışarıda yaşamak isterdim
    - benim venedikte, göl kıyısında bir evim var
    - aaa ne güzel orda neden yaşamıyorsunuz?
    - oo asla! ben istanbula aşığım burda küçücük bir dünyam var,piyanom samdanim ayasofya ve kutsal kitaplarim
    - yaaa...
    - şu gülleri görüyor musunuz? ne güzel değil mi?
    - hıı evet...
    - ben çiçekleri ve bitkiler çok severim...ama gül dışındaki çiçekleri sevemem onlar ottur...ve ben gülleri çok severim, sizi de çok sevdim...
    - yaaaa? ööö saolun...
  • http://www.tuluyhanugurlu.com/'da fazil say - tuluyhan ugurlu kapi$masi yapilmi$ti bir ara. bu adamin "bach benim idolum. beethoven, mozart ve rachmaninoff palavra. hicbir ozellikleri yok." cumlesi, gozumde sifir olmasini sagladi. ayrica acikhava konserlerinden birinde "mozart zaten delinin tekiydi, niye onun eserlerini calayim?" tarzi yakla$imi tiksindirmeye yetti de artti.
  • ne bokuna fazil say'a laf soyler ve ikisi karsilastirilabilir anlamam.
  • hakkaten konuşurken kopuyo saçmalıyo bazen ama go with god albümü gayet güzeldir bence.