şükela:  tümü | bugün
  • dini, felsefik ve spiritüel birçok öğretinin temelini oluşturan "olanı kabullenmek" kelimesi, insanlar tarafından "havlu atmak, yapılanlara ses çıkarmamak" olarak algılandığından insanlar yanaşmak bile istemez.

    "an'da kalmak" denilen, "her şeyiyle içinde bulunduğun anı hissetmek, burada ve farkında olmak" anlamına gelen kavram ise, "gez toz tadını çıkar" olarak algılandığından ciddiye alınmaz. insanların aklına, koluna "carpe diem" dövmesi yaptırmış parti gençleri gelir.

    "farkındalık" konusunda ise beşerin cevabı, "eee farkındayım ya zaten, daha ne farkedeyim" olur.

    hz. muhammed'den buda'ya, mevlana'ya, hatta bizzat senin kendi iç sesine kadar herkesin bağıra çağıra anlattığı şey...

    istisnasız, dünyadaki tüm acılar, içinde bulunulan o anı beğenmeyip, değiştirmek istemekten doğar.

    hatta dalmalarımızın, bilinçli zihindeki sapmaların da sebebi budur. içinde bulunduğumuz o anı beğenmediğimiz için ya geleceğe ya da geçmişe gider zihnimiz...

    (bkz: bu da değil diye diye sonunda ölmek)

    edit: ciddiyeti koruma amaçlı espri silinmesi