şükela:  tümü | bugün
  • neredeyse hepsi. türkiye’nin kaderi. bunu da beceremeyen polis oluyor zaten.

    ***
    son edit:

    başlık özellikle kışkırtıcı, aklı başında gerçek öğretmenlerin alınacağı bir başlık olduğunu düşünmüyorum. niteliksizlik aldı yürüdü. polis mevzusu da ayrıca mübalağa.

    en büyük es geçilen şeylerden biri hepimizi öğretmenlerin yetiştirmiş olduğu gerçeği. başarıyı, ahlakı, görgüyü onlardan öğrendiğimiz gibi; kibirlisini, görgüsüzünü, çıkarcısını da gördük. fotokopi parasını kendi cebinden ödeyen de vardı, iki katını öğrenciden alan da. bunlar aynı maaşı aldı, aynı haklara sahip oldu.

    nefret deyip niteliksizliklerini sanki böyle bir nefret varmışçasına karşı tarafı şeytanlaştırarak perdeleyen, boş beleşliklerini öğretmen kutsallığıyla bir tutup ağlamaları sorun benim için. en büyük hakaret bu işe gönül verenlere oluyor zaten o vakit. ben saatimi doldurur maaşımı alırım dediği sürece hiç derdim olmaz bunlarla. öğretmenin ve öğretmenliğin ne olduğunu kimse bilmiyormuş gibi inanç içerisinde öğretmen kadrosunda olan ve bu kadroya “kapağı atmak” isteyen bir yığın insan.

    milli eğitim bu büyük kitleden kademeli olarak temizlenmediği sürece öğretmenliğin el üstünde tutulmaması gerek, yoksa bunun ekmeğini boş beleşliğini hakiki öğretmenlerin imajı ile kapatanlar yiyor. başlık altı ağlamaların büyük kısmı da olası bu tür bir temizlik veya performansa göre ücret. kasmasınlar.
    b ö y l e b i r ş e y m ü m k ü n d e ğ i l.

    ***
    edit 1:

    *milli eğitim sistemimizin kökeninde “öğretmenler! yeni nesil sizin eseriniz olacaktır” diye bir özlü söz var. bu söz genellikle pozitif yorumlanır, iyi nesillerin yetiştirileceğine dair. ancak yeni nesil iyi veya kötü, öğretmenlerin eseridir.

    **aslında memnun etti beni bu görüşler. öğretmenliğin saygınlığının düşmesinden dolayı mesleğe mecbur kalmada bir pişmanlık, ancak kapasitesinin farkında olup içine düştüğü durumun türkiye koşullarında kendisi için olabilecek olanın en iyisi olduğunun farkındalık.

    şaşırtmayan bir şekilde, aynı odada her gün temasta olduğu kişiler tarafından kıskanıldığını düşündüğü gibi, sözlükte de kıskanıldığını düşünüyor. kıskanılmasının sebebinin de sahip olduğu tatiller, kazandığı para vs. olduğunu düşünüyor. olağandışı değil. kara mizah sandıkları örneklendirmeleri vasıfsızlıklarının maalesef bir aynası; içlerinin bu derece rahat olması, yetişen nesillerin nasıl bir tehlikenin kucağında olduğunun acı bir göstergesi. koskoca öğretmen “kıskananlar çatlasın” diyor. öğretmenler odası gün dedikoduları.

    aslında gerçek öğretmenler bu durumun ve milli eğitimdeki sorunların zaten farkında; burada ağlayanlar bu kara düzen ya bozulursa endişesinde olanlar. merak etmesinler, bu düzen böyle gider.

    ellerine cevherin en büyüğü verilmiş ve yapacakları tek şey soyut kavramlarla bu cevheri işlemek. ama onun yerine ana babaları suçlamak, işini iyi yapmayan başka meslekleri referans almak daha konforlu. nasıl olsa soran sorgulayan yok.

    ***
    edit 2:

    *devletin öğretmen kadrosunda olanlar, bu eleştiri sahiplerinin kafasında “bakın ben manyak donanımlıyım, ama bu boş beleş çarıklılar devlete sırtını dayamış, mayışı havadan lüpletiyor” düşüncesi var sanrısındalar. gereksiz özgüven.

    bir zamanlar hükümete yapılan her şahıs ve stk eleştirisine, “madem öyle kurun bir parti, girin siyasete, devlet yönetmek öyle kolay değil” diye karşılık veriliyordu. burada da yeni nesli yetiştirmek zorunda olan kitlenin, o zaman ne diye öğretmen olmadınız, olmuyorsunuz salvolarını görmek üzücü. ama en kötü tarafı boş beleş tezini destekliyor olması.

    daha mesleğinizin niteliğininde, ağırlığında cevap veremiyorsunuz, bir sav üretemiyorsunuz. kafa maaşta, izinde, sen çok mu iyisin sankide. boş beleş mi? hıh, sensin boş beleş tavırları. sanki hiçbiriniz ortaokul, lise okumamış; çocuğunu okula göndermemiş, öğretmen komşusu, eşi dostu olmamış gibi.

    **birkaç mesaj geldi, ağırlıklı olarak mesleğim sorulmuş. kendi istediğim mesleği ortalamaüstü bir okulda okudum, özel sektörde bu mesleği, hak ettiğimi düşündüğüm bir maaş ile icra ediyorum. mesajlara ayrıca zaman ayıracağım.

    ***
    edit 3:

    *alınan reaksiyon memnun edici; özellikle mesleğin içinden bazı yazarların tespitleri ve açıklamaları pekala aydınlatıcı. her yazılanı tekrar tekrar okuyacağım.

    **bazı mesajlarda”bak onu bile olamamışsın” deyip, durumu kabullenen ve halinden memnun olanlar var. nitelikten, eşitlikten haberi yok.

    “çıkışta gel aslanım”, “nooldu öğretmenin biri taciz mi etti küçükken” üsluplu, devletin öğretmen kadrosunda istihdam edilenler var.

    en takıldığım “senin ne başarın var peki, mesleğini söyle kardeşim, naaptın icat mı yaptın, dünyayı mı kurtardın” temalı reaksiyonlar. hayır; yaptım desem, afrikanın 2 ülkesini eboladan kurtarsam “ee diğer ülkeler :s:s??” diye gidecek muhabbet. kendilerini sorgulanamaz gören bir kitle var.

    idealistler, mesleğini seçmiş/benimsemiş insanlar zaten alınmaz bu kışkırtıcı başlıktan. onlar kendilerini de, bu çöp kitleyi de çok iyi biliyor, bu durumun acısını da çekiyorlardır.

    ***

    edit 4:

    hâlâ gösterdiğimiz yere değil elimize bakan devletin öğretmen kadrosuna atanmış kişiler var. kafa maalesef “bunların öğretmenlerle sıkıntısı var, bunlar hep ondan”da takılı kalmış.

    adam mı olamamışız, öğretmene aşık olmuşuz da yüz mü vermiyormuş, herkesin zaten lisede kafayı taktığı bir öğretmen mutlaka varmış, iş garantilerini mi kıskanıyormuşuz, işsizmişiz de onların işli olması bizi yiyip bitiriyor muymuş...

    insan gerçekten hayret ediyor.

    *** son***
  • yüzde 250 katıldığım tespit. bunlara askeriyedeki astsubayları da katabiliriz ya da asker ocağındaki askerleri. ya olm sabah akşam tiktok çekip, instagram hikayeleri yayınlayan adamlar nasıl hudut nöbeti tutuyor.
    kelimeler boğazımda düğümleniyor, ülkenin geleceği, ülkenin güvenliği kimlerin elinde amına koyayım
  • yine geldi öğretmen düşmanları.
    bu önermeyle gelen de ülkenin sayılı profesörlerinden yahut vatana çok yararlı birisidir, eminim.
  • öğretmenlik ehliyetle mümkün olabilmeli. periyodik aralıklarla ehliyet sınavı yapılmalı. psikolojik yeterlilikten tutun, iletişim yeteneğine, çocuk sevgisine, bilgiyi aktarabilme yeteneğine kadar her şeyi ölçebilen bir sınav olmalı. öğretmenliği herkes yapamamalı.

    her nesil bir öncekine göre daha sorumsuz çıkabiliyorsa bu dandik öğretmenlerin (iyi öğretmenleri tenzih ediyorum), kalitesiz eğitimin ve bilinçli olmayan ebeveynlerin ortak bir sonucudur.

    tanım: kısmen gerçeklik payı olan tespittir.

    edit: bazı kişiler mesajla rahatsız etmeye başladı. yeteneğine güvenen bu entry'mden rahatsız olmaz. demek ki böyle bir sınav yapıldığında kalacaklarını düşünüyorlar. kpss'den xyz'den yüksek almış olman sana çocuklarımı emanet edeceğim anlamına gelmez, gelmemeli.
  • çok güzel bi olay. herkese tavsiye ederim.
  • genellemeci troll beyanı.
    kemalist olanlar hariç de ulan.
    edit: ateist, hümanist, idealist, komünist, feminist ve ayrıca popülist olanlar da işlerini güzel yapıyor.
  • formasyon diye diye birkaç aylık kursla tüm fen-edebiyatcıları ve diğer saçma sapan bölümlere pedagojik formasyon verirseniz önüne gelen herkes öğretmenlik mesleği hakkında böyle havlar.
  • istikrarlı bir öğrenci, öğrenim hayatı boyunca en az iki veya üç farklı öğretmenler odası görüyor. bu odayı görmüş olan herhangi aklı başında bir öğrenci gerçeğin farkındadır.

    kaldı ki son 10-15 yılın öğretmenlerini gözlemlerseniz durumun vehameti çok daha büyük.

    bizim eski gerçek anadolu lisesinin tüm boş beleş karakterleri çeşitli branşlardan öğretmen oldu. faaliyetlerini bizzat, hâlâ takip ediyorum. burnumuzun boktan çıkma ihtimali pek görünmüyor.
  • bir öğretmen olarak sonsuz katıldığım tespit.
    -birçoğunun hobisi yoktur
    -birçoğu spor yapmaz
    -birçoğu kitap okumaz
    -sınav görevi alsak da bu ay ek ders biraz daha fazla olsun kafasındadırlar, bu dersi de bugün şöyle işleyeyim çocuklar nasıl tepki verecek bakalım diye hiçbir heyecan kırıntısı taşımazlar, taşıyanlara mal gözüyle bakarlar, yaratıcı değillerdir
    -bizim eğitim sistemimizde “değerler eğitimi” diye bir şey vardır mesela hiçbir ülkede bir örneğini göremezsiniz, saygı duymayı bilmeyen öğretmen çocuklara saygıyı öğretmeye çalışır!
    -tiyatro/sinema/konser onlar için boşa para harcanacak yerlerdir, düzenli asla yapmazlar bunu, ayda yılda bir instagram storylerine hikaye atmak için gidiyor olabilirler.
    -üretmezler, gördüklerinin aynısını kopyalayıp yapıştırırlar...
    -en iyisi olmak başkasını ezmektir, kendisi çabalayarak, bilgi paylaşarak en iyisi olabileceğini asla düşünmez.
    -yürüyen egodur birçoğu.

    peki pek değerli mühendis, doktor, esnaf, hemşire, stilist, satış danışmanı arkadaşım; sen bunların hangilerini yapıyorsun?! toplumun çıtasını yükseltiyor olman gerekir çünkü bu yaptıklarınla, sen bunları yapıyorsan senin çocuğun zaten okula geldiğinde öğretmeni zorlar, sınırları zorlar... söylesene, lisede hangi sporla ilgilendin? en sevdiğin sanat dalı hangisi? hobin ne? neyi süper yaparsın?

    topluca uzay boşluğuna fırlatılacak bir ülkeyiz biz arkadaşlar, zorlamayın. öğretmenmiş! pehh!

    edit: bu entry üzerinden yürüyecek arkadaşlar 28 yaş üstü ve 1.80 üstü olmanız önemle rica olunur, aşağısı benim yaşı ve boyu kurtarmıyor afshsvsbfns

    yuhh, hani öğretmenler beş kuruş etmezdi, mesaj kutumu görseniz inanamazsınız! ikiyüzlüler!!

    edit2: yanlış kelime yazımı.
  • boş beleş demeyelim de; öğretmenler ekseriyetle kalitesiz ve bilgisiz. öğrencileri pek dert ettiklerini düşünmüyorum. tek dertleri maaşları, iyi bir yere atanmak ve birbirlerini nasıl sikebilirizi düşünmek.