şükela:  tümü | bugün
  • bu insanlara dikkat etmek gerekir, zira behzat ç. deki cem de bu tanıma uymaktadır. mazallah
  • bundan bir tane de bende var. ne yazık ki...

    yalnız benim kafamla cima etme sebebi, benden almak istediği erkek fikri. yani, bak karşımda böyle birisi var ve sen olsan ne yapardın tarzı soru yumakları sunan evde kalmış, ateş topu bir hanım ablamız.

    ha pardon iki adet varmış.

    bir de, tüm cümlelerine "bişii söölicem" diye başlayan bir hanım abla daha var. sırf artık bana batıyor diye, bu kelime bile kafamı sikmesine yetiyor. sanırım küçükken çok otoriter bir aile tarafından yetiştirilmiş ve her lafa başlamadan önce parmak kaldırıp izin alma gibi bir eylemi şu yaşında eyleme döküyor bilinçaltı veya gerçekten tam bir salak. ben de karşılığında bir gün, "söyleme ulan!" demeyi düşünüyorum. uyguladığım gün mes'ud olacağım.

    ayrıca bunlarla da sınırlı değil. bir de yaş itibariyle sohbet etmekten çok ama çok hoşlanan, neredeyse hiç susmayan bir tonton adayı var. her şey iyi güzel ama bu da kafa değil mi?

    edit: şimdi düşündüm de, benim tüm çalışma arkadaşlarım meğer gerçekten benim kafamla cima ediyorlarmış. çünkü bir tane de gün boyu anırırcasına, öyle böyle değil, kulak zarımı patlatırcasına telefonla konuşuyor. vay ben başımı alıp nerelere gideyim...
  • bi onun derdi vardır, o işini hep doğru yapar, hep başkaları yanlış yapar, bütün terslikler onun başına gelir. siz zaten oraya psikolog ünvanıyla gittiğiniz için o hep anlatır, anlatır, anlatır ve anlatır.

    be adam* ofisimizin en dedikoducu kızları senin kadar konuşmuyor!
  • en iyi cozumu bu adami sinir edip sizinle konusmamasini saglamakir.hele bu adamla yanyana oturyyorsaniz performansinizda gozle gorulur bi artis olur
  • bu dallamadan bir tane de bende var. essoglu 2 dakika susmuyor ya. kibirli it. devamlı aynı seyleri tekrar ediyor. calısmalarından, projelerinden bahsediyor. bravo da napak amk? 10 dakikada bir ekranıma bakıp "napıyorsun? egleniyor musun?" calısıyoruz it! siktir git de calısalım.

    bu hafta teki bu teki baska bir tanıdık, asırı derecede geveze insanlara maruz kaldım. ve anladım ki, bir insanın geveze olması ondan nefret etmem icin yeterli bir sebep.
  • çalışırken yaptığı yetmez gibi bir de yemeğe çağırırlar. adamı yalancı ederler.
  • devlet dairelerinin vazgeçilmezi, ofis ortamlarının aranılan insanı, plaza dünyasının starı. evet, tüm gün kafa siken iş arkadaşı yukarıda sıralanan tüm nitelemeleri haizdir. neden mi? çünkü.

    "insanlar öldüklerinin farkına varamazlar. bu durum sadece çevresindekileri üzer. salaklık için de aynı şey geçerlidir" derler ya hani, bu amına kodumun kevaşeleri için de kurallar benzer şekilde işler.

    muzdaribim, muzdaripsin, muzdarip. daha önce birlikte oda paylaştığım kişilerin kıymetini bilmek gerekirmiş. bu dangoz karı, benim odama taşındı ve hayatımın karanlık günleri başladı.

    size biraz fiziksel görünümünden bahsedeyim. herhalde ellili yaşlarında. ama allahı var. göstermiyor. bunda elbette vıcık vıcık her daim boyalı çamur sarısı saçlarının ve düzenli olarak spora gitmesinin de etkisi var. belki de çizgi film karakteri gibi hep aynı şeyleri giymesinden. kıçındaki pantolonu neredeyse transparan halini almış olmasına rağmen, o siktimin siyat pantolonunu her gün giymek zorunda. hayır, hayıııır, fakir falan. para şelale gibi. ama harcamaya mı kıyamıyor nedir amk. her gün aynı kokuşmuş kıyafetler. her gün aynı duştan çıkmış izlenimini veren ıslak saçlar. galiba renkli, donuk bakışlar. galiba diyorum, çünkü sivrisinek vızıltısındaki sesine tahammül edemediğinden, bakışlarımı her daim kaçırmak istiyorum gözlerinden. çünkü, ne yazık ki, dişlerim gıcırmadaya başlıyor.

    evet, sivrisinek gibi belki ama kuvvetli de bu köftehorun sesi. ama kuvveti göreceli elbet. ezebileceğini düşündüğü kişilere cırlar, üstleri geldiği zaman süt dökmüş sürüngen. çağrı merkezlerinde canını dişine takarak üç kuruş paraya çalışan insanlara köpek çeker, bağırır, çağırır, onlara zavallı muamelesi yapar; amire, patrona gelince, taşşaklarını yalayacak kıvama gelir. ya da klitorislerini. cinsiyete göre değişebiliyor elbet. seksist olmayalım. pekala ortalıkta çokça kadın patron da mevcut.

    peki ya bana karşı? kendisinden pek hazzetmediğimden, iletişimimizi sınırlı düzeyde tutuyorum. yoksa katil olabilirim. ya da en azından sandalyesine japon yapıştırıcısı fışkırtır, sikimsonik pantolonunu mahvedebilirim. eminim üzülür. aman yok yok. bu sefer de hiç yerinden kalkamaz mazallah.

    hiç şüphesiz ki bu entrynin devamı gelecek. gani gani hem de. bekleyin beni madafakalar.
  • evliyse eşinden bahseden iş arkadaşıdır. her daim.

    şimdi benim bu dangalak oda arkadaşımın bir kocası var. herhalde kendisinden yirmi yaş kadar küçük. italyan. adı salvador. türkiye'de birlikte yaşıyorlar. salvador'un türkçesi yok. salvador'un hiçbir şeyi yok. salvador'un beyni yok aslında bu karıyla evlenmiş. neyse.

    salvador türkiye'ye yeni geldi. kendisi sanatla da iştigal bir blog yazarı. blog yazarı nasıl bir meslekse ameka. salvador'un sanata da ilgisi var. floransa'dan kalk gel başkent ankara'ya, bu gebeş karının peşine. salvador'un canı sıkılıyor elbet. salvador galerilere gitmek istiyor. ankara'da yok tabii öyle sanatsal mekanlar. salvador'un canı taze çekilmiş kenya kahvesi çekiyor. ankaramda nerede öyle çekirdeğini gözünün önünde öğütüp press'e koyabilecek babayiğit kahveci. yok elbet.

    ee, olan kime oluyor? bana! çünkü salvador çükünün canı ne çekerse, dangalak karısı benimle paylaşıyor.

    bugün salvador'la kaleye çıktık.
    salvador'un bugün çok çişi geldi ama halka açık tuvaletlere yapamıyor.
    salvador ankara'nın havasına alışamadı. gene hasta oldu zavallıcak.
    salvador'u doktora götüreceğiz.
    salvador'a ilaç alacağız.
    amına kodumun karısı sanki evcil hayvanından bahsediyor.

    salvador aşağı. salvador yukarı. salvador sağa. salvador sola.

    salvador'un amına koyayım amına kodumun karısı sus artık sus.
  • tanım: insanı delirten, gözden de gönülden de ırak olması gereken iş arkadaşıdır.

    ulan yeminle gına geldi. şu mal değneğinden kurtulamadım gitti. her şeye söyleyecek bir şeyi var... fikir var ama akıl yok. canan karatayla kafayı bozmuş hıyarağası, kalkmış bana diyor ki "öğle yemeği çok başarısız güzel yapmıyorlar, fıstık yiyecem fıstık çok sağlıklıymış." bok ye pezevenk! sürekli bir kan tahlili yaptırıyor, habire getirip kan tahlil sonuçlarını gösteriyor. "ayyyyy şekerim garipleşmiş" bakıyorsun bir sik yok şeker değerlerinde. insülin direnci aşağı insülin direnci yukarı vır vır vır vır konuşuyor, ama doğum günlerinde "bana o pastadan ikinci dilimi de kesseneee kesmedi beniiiiiii ay büyük olsuuuun" diye ayılaşmak da bir beis görmüyor. "ayyy zaten doktorlar koruyucu hekimlik yapmıyor, hep hasta olunca ilgileniyorlar" gibi saçma sapan laflar ediyor. ulan davar, doktorun işi gücü yok senin sikindirik şeker değerlerine mi bakacak. neymiş efenim b12'si bir puan düşmüş, ona takmış. takacağın şeyi sikeyim senin. bir de utanmadan kolu ağrıyor diye mr çektirdi (çüşünüz) sonra mr sonuçlarını bana mail atıyor. tamam medikal bilgimiz ortalama üstünde dediysek de bokunu çıkarma, tıp okumadık lan. neyse doktorlar omuz sıkışma sendromundan şüphelenmiş. önce söylemeyecektim ama maksat itlik olsun diye söyledim... söylemez olaydım. bütün hafta omuz sıkışması diye kafamla cinsel münasebet eyledi. bir de bu itoğlu mesela sigaraya iniyorum diyelim, gördüğü anda arkamdan koşuyor... adam koşuyor lan bildiğin! gün gelecek çıldırıp "gelme amk cahili siktir git, mevlana değilim ben" dicem ama hayırlısı.