şükela:  tümü | bugün
  • bazen fikirtepe, bazen pendik, bazen cerrahpasa dolmuslarindaki yolcularin akillarindan gecen eylem. ulan senelerce okuyoruz, ilkogretimi lisesi, lisansi yuksek lisansi demiyoruz yurtdisina gidip mba neyim yapiyoruz ama bir dolmusa 48 kisi doldurup yuksek sesle sexy chick sarkisini acip sol eli pencereye koyup sigara icerken hiz yapmanin keyfinin yarisina erisemiyoruz. vallahi de billahi de oyle. nasil bir rahatlik, piskinlik bu anlamak mumkun degil..

    bir kobay uzerinde bu eylemin sonuclarini gormek istiyorum cok ciddi sekilde. eger "abi iyi ki birakmisim itu'yu, serefsizim hayat dolmus soforlugundeymis" derse yeminlen birakacam egitimi, icraate gececem. kafayi falan da salliyor adam sarki esliginde, indirdigi universiteli kizlari da 3 ayri aynadan kesmeden yoluna devam etmiyor. vay anasini ya, bosuna kasiyoruz haci soyleyeyim size..
  • ani bir kararla mustafa topaloğlu olmak gibi radikal bir eylem. bu tur riskleri goze alanlar hayatta farklilik yaratiyor, degil mi mirim?
  • ticari plakayi denklestirebilirsem tadina doyum olmayacak eylem.
    olmadi dolmus sizden bereketi allahtan, diyerek bodoslama dalmak istiyorum, yemisim kariyeri-egitimi.
    bak ssg birakti koskoca microsoft'u gecti tukkanin basina ahanda en guzel ornek.
  • uzun zamandır düşündüğüm ancak hem arabayı sürüp hem kızları kesip hem sol kol dışarda, ucunda sigara kombinasyonuna; para alıp, mesafeyi hesaplayıp, doğru para üstü verme işlemini eklemek zorunda olacağımdan henüz gerçekleştirmediğim eylem.

    eğer muavin tutabiliyosak ben varım hacı.
  • bahçeli-cebeci veya güvenpark-dikmen dolmuşların bir günde ne kadar kazandığını hesaplayanların istisnasız akıllarına gelen fikir, ideal, hayal.
  • daha basit bir hayata özlem duymaktir. yaldizli cv'ler yerine adayda "araba kullanmayi sevmek", "dört i$lem yapabilmek" * gibi özellikler aranir. bok gibi bir günün ardindan, sinir stres katsayin artmis, sorumluluklarin boyunu gecmis, yapman gerekenler listesinde bogulmak üzereyken; dolmusa bindiginde kafanda bir simsek cakar... dolmus soförüne özeniyorsundur: "yaa neden $u adam kadar basit bir hayatim olamiyor. karni tok, tüm gün ayni güzergahta direksiyon salliyor. hesap sorani, isteyeni yok.."
    uzaktan böyle görünüyor da ona sorsan kimbilir ne dertleri vardir..
  • daha iki hafta önce sular idaresi dolmuşunda dinlediğim hikaye.

    durakta bekleyen dolmuşa bindim, iki genç, dolmuşçu abiyle muhabbet halindeler. yaşlarından kelli zıpkınlıkla de sanırım hafiften makaraya alıyorlar abiyi. birbirlerine bakıp göz kırpmalar falan. sonradan abi ağır ve hüzünlü bir ses tonuyla "ben de hocaydım gençler daha iki ay önce deyiverdi". gençlerde bir şaşkınlık "nerde abi" diye sormalar. "dolapdere'de yok mu hani". "üniversite hocası yani, abi sen nası oldu ya bir anda" falan gençlerde. abi üslubu bir değiştirdi. gençler şaşkın. nası 'düştün' abi buraya? anlaşamadık, akademik dünya'nın bu dünya'dan farkı yok. akademik makademik dedikçe gençlerin surat asılmakta. nasıl lan? abi uzattıkça tabii falso vermeye başladı başlamasına ama gençleri oradan oraya vuruyor. muhabbetin sonunda gençler "abi bizle kafa bulmuyosun demi" diyerek mağlubiyetlerini ilan ettiler nihayet. abi de arkadan gelen bi 50 lirayı kıvrak bir dirsek hareketiyle para kutusu üstüne hakaret edercesine fırlatıp, "olsun yine de hocanız sayılırım" deyip diyaloğu sonlandırdı.
  • dünyanın en büyük şirketinin ceo'su da olsan, dolmuş şoförü de olsan kıçına sokacakları elli kuruşluk pamuk olduktan sonra denemeye değer. bunu düşünen zamanında her şeyi bırakıp bir tekel bayi açmayı veya yine her şeye rest çekip güneye yerleşmeyi de düşünmüştür tabi.
  • istanbul trafiğnde o geçiş üstünlüğü ve saygıyı* kazanmak için yapılabilinecek bir şey.
  • inerli dönerli koltuklara alışmış kariyer sahibi bünyelerin sağ kıç lobu üzerinde belden yukarısını 45 derece yan çevirerek pek uzun müddetli oturamayacaklarından başarılı olamayacakları fantezi.