şükela:  tümü | bugün
  • kendisiyle 3 yıl önce ekşi sözlük'ün doğumgünü etkinliğinde tanışmıştım. yazarların oluşturduğu kalabalığa bakıp "ne kadar güzel insanlar böyle" demişti. benim o dediğinde gördüğüm ise kocaman bir insan sevgisi ve teveccühlü bir tevazu olmuştu. sanat camiası için büyük kayıp.
  • yıllar evvel bir söyleşide, her şeyi bilen! ergen rahatlığıyla kendisine, ''12 eylül'den sonra niye kaçıp isveç'e gittiniz? mücadeleye devam edilemez miydi?'' gibi küçümseyici bir soru sırmuştum. baba şöyle bıyıkları burup; ''dostum siz gençler bizim gördüklerimizi rüyanızda görseniz, ,kuzey kutbuna ilk uçakla kaçardınız. bak geldik yine buradayız, hala, tek bir gün bile dünyayı görmemiş körlere, ''kırmızı'' rengi anlatıyoruz .'' demişti de rengim bir altı ay kadar mor kalmıştı.
  • ekşi sözlük 11 yaşında zirvesi'ne teşrifleri ile şahsıma tarifsiz bir mutluluk yaşatmıştır. kendisi ile imkan ölçüsünde sohbet edilmiş, ve bir de fotoğraf çektirilmiştir.

    kendisi fotoğraf sonrası bi punduna getirmiş ve kulağıma eğilerek ;
    - 'neden kozmik odadayız biliyor musun yeğen?' dedi.
    + ben de, 'mevzuu mu var dayı hayrola' deyip, sanki silahım varmış gibi silahıma davrandım.
    - 'anladın mı şimdi ben olmanın ne demek olduğunu?' dedi bu sefer.
    + anlamamıştım ama, 'anladım dayı, anladım' dedim kafamı ağır ağır 3 kez aşağı ve yukarı sallayarak.
    - 'ne anladın lan!' dedi, 'ne anladın? bi şey ima etmedim ki. anlamışmış, mekana girer girmez ilk burayı gördüm ondan buraya daldım. ezel'i izleye izleye aklınız çıktı lan, 74 yaşındayım ben bugüne kadar haberin mi vardı benden.' dedi.
    + ben de 'vardı dedim sayın kurtiz, vardı. sultan palamut'dan beri haberim vardı. verin eliniz öpeyim' dedim.

    tabi ondan sonra hep böyle bi duygusal anlar falan.. çok detaya, özelimize girmek istemiyorum burda.

    en son;
    - ezel'i izliyomusun?' diye sordu.
    + 'ezel'i değil de yani nası diyim, sizi izliyorum tuncel bey' dedim.
    - 'şindi;' dedi, 'bu bi kaç bölüme kalmaz, benim bi tane kızım çıkıcak piyasaya' dedi. 'senin bilgin olsun, başkalarından duyma, güzel bi insansın' dedi.

    böyleyken böyle.
  • çok şükür ölen kişinin arasından sövmeyecek kadar dinli imanlı ve ahlaklı yetiştirildim.
    tuncel kurtiz "ben komünistim" dedi diye sövüyorlar bu adama.
    o videoyu açıp izleseler adam eşitlikten, orta doğuda ölen insanlardan bahsettikleri görürler.
    bir müslüman olarak eşitliktan bahsetmek, ölen ve zulüm gören insanların var olduğu bir sisteme karşı çıkmak çok mu aykırı bilmiyorum. ama benim inandığım islama göre farza yakın olduğunu düşünüyorum.

    mekanı cennet olur veya olmaz. allahın bileceği iş. ama önemli bir değerin kaybedildiği aşikar.
  • 2 hafta önce bir trafik kazasında kaybettiğim kardeşime dayılık yapmasını dilediğim güzel adam. .
  • facebook'ta bir arkadaşım yazmış; "herkes ölür yeğen; kimi toprağa gömülür, kimi yüreğe..."

    mekanı cennet olsun.
  • "bir gün ölürsem eğer yılmaz güney' i göresim gelmiştir"

    peki biz ne olacağız abi?
  • vefatının ardından en güzel sözü şemsi inkaya söylemiştir.

    ''demek ki öbür tarafta çok büyük bir oyun oynanıyor. ustalara ihtiyaç var"
  • kapısında "her canlı ölümü tadacaktır" yazan istanbul mezarlıklarında değil, "ölüm bahar ülkesine açılan kapıdır" yazan kaz dağlarındaki tahtakuşlar köyü mezarlığında yatacaktır.
    ali ekber çiçek ile birlikte.
    yüzyıllardır orada toprağa, çiçeklere karışan türkmenler ile birlikte...

    kendisinin ağzından:
    "tahta kuşlar köyünün mezarlığında "ölüm bahar ülkesine açılan kapıdır" diyor. alevi-türkmen köyü orası, hiç korkmuyorlar ölümden, mezar taşına da şarap şişesi koyuyorlar.(gülüyor) türkmenleri, fatih sultan mehmet döneminde toroslar'dan getirmişler.yörükler çok önceden gelmiş. süleyman şah'la beraber gelibolu'yu geçip bolayır'a kadar gelmişler. bolayır'da öldüğü zaman, süleymanşah'ı atıyla beraber gömmüşler. namık kemal'in mezarının hemen yanında, süleyman şah'ın atının mezarı var. hangi müslümanlıkta atıyla gömerler insanı? (gülüyor) bizim tahta kuşlar köyünde, hâlâ bir genç kız öldüğü zaman, ona gelinlik giydirirler, yanına yorganını, yatağını koyarlar, rujunu, allığını sürerler, ondan sonra gömerler. çünkü o artık"uçmağa varmıştır", o artık "bahar ülkesine gitmiştir", hayat devam edecektir. bedrettin'e "bize bir mucize göster" dediklerinde, "bir gün kara toprağa gideceksin, üzerinde türlü otlar, çiçekler bitecek, daha nasıl mucize istiyorsun" diyor.(gülüyor) ben 71 yaşındayım, bakıyorum bu amerika, 10-15 sene içinde çökecek gibi geliyor. amerika'nın çöküşünü görmek istiyorum, onu görmeden ölmek istemiyorum.(gülüyor)"
  • rol aldığı her filme, oyuna ayrı bir hava katan, çok ama çok yenetekli bir oyuncu. onun içinde olduğu her ürün bir başka türlü olur. rolü ne olursa olsun gözüm hep onun oyununa kayar. isterim ki daha fazla rolü olsun, her sahnede görünsün. zira iyi bir oyuncuyu seyretmek gerçekten büyük bir hazdır, bir sanat eseri izlemektir sonuçta. nasıl ki robert de niro, al pacino gibi üstün oyuncuları izlerken bir keyif alıyorsak, ben aynı keyf tuncel kurtiz'i izlerken de alıyorum. bence evrensel düzeyde, ve gelmesi gereken yere gelememiş bir aktörümüzdür. ülkemizde böyle bir aktör varken mesela kerem alışık gibi bir zevzeğin de oyuncu olarak anılması ne feci.