şükela:  tümü | bugün
  • istanbul üniversitesi işletme fakültesi (avcılar kampüsü), sayısal yöntemler ana bilim dalında, yrd. doç dr. ünvanı ile ders vermektedir. fakülte dönemi boyunca kendisi ile karşılaşmanız, işletmecilikte bilgisayar uygulamaları'nda veya yönetim bilişim sistemleri'nde, hatta ikisinde de olabilir. dediğine göre yüksek lisans'ta da ders veriyormuş. kendisiyle aynı derslere girmekte olan mehpare timor'un emekliye ayrılacağı ve bu iki dersin de tek adamı olarak tekel haline geleceği günleri iple çekmektedir kendisi.

    öncelikle rakipsiz olduğu ve en büyük özelliği, okulun en geyikçi hocası olmasıdır. dönemin ilk dersinde, ders işlemez. ilk derste yaptığı müthiş geyik bombardımanı insanın resmen beynini sulandırır, gülmekten karnına ağrılar sokar ve gözlerini yaş yaş bırakır. dönem içindeki derslerde ise, beklenmedik bir anda öyle bel altı espriler gelir ki, bütün öğrencilerin yüzü kırmızıya doğru yolculuğa çıkar (artık gülmekten mi, utanmaktan mı bilemem.).

    hiçbir zaman sektirmeyerek, istisnasız bir şekilde, -y kaynaştırma harfini hiçe sayıp yerine -ğ koyması imzasıdır. "anlatmağa çalışıyorum, adamı bağırmağa mecbur bırakmayın, anlamağa çalışın, yazmağa çalışmayın..." gibi örnekleri mevcuttur.

    dönem içindeki derslerde, öğrencinin bilemeyeceğini tahmin ettiği soruları, ucuna ödül koyarak (vizeye +5 puan, finale +5 puan gibi...) ortaya sorar. genellikle bilen çıkmaz, en yakın tahmin edene, adını, numarasını ve imzasını isteyerek verir fazladan puanı. ödülü alan kerizim benim, hemen sevinme. bu puanlar sınav zamanı buhar olup atmosfere karışıyor. maksat derse katılımı arttırmak.

    aynı taktikle dönem içinde, rastgele günlerde olmak üzere (neşesinin yerinde olduğu bir gün, öğrencilerin derse katılımının yüksek olduğu bir gün veya sınıftaki öğrenci sayısının minimum olduğu gün.) 3 kere yoklama alır ve her yoklama vizeye veya finale +5 puandır. bu puanlar atmosfere karışmıyor sanırım. gerçekten sınav notuna ekleniyor.

    maalesef sınavları, dönem boyunca neşe, geyik ve gülme krizleriyle geçen dersler gibi olmuyor. sınava kendi tuttuğunuz notlarla girebiliyorsunuz ama fotokopi ve bilgisayar çıktısı olmamak şartıyla. yani bütün dönem yan gelip yattıktan sonra, başkasının defterinden çektirdiğiniz fotokopilerle sınava giremiyorsunuz. tunçhan hoca'nın takdire değer bir davranışıdır bu. fakat notlara bakmak serbest diye sevinmeyin çünkü 6-7 soru için çğrenciye tanıdığı sınav süresi 15-20 dakika arasında bir süre oluyor. bu ne demek? "sınava hiç çalışmadan yan gelip yatayım, zaten notlarım açık olacak. ordan okur okur yazarım kağıda sınavda." mantığıyla sıfır alırsın demek oluyor. o kadar kısa süre içinde notları tekrar okumaya vakit yok, öğrenciyi gereksiz ezbere itmemek, sadece hatırlamasını sağlamak için notlar açık tutuluyor sınavda. bunun yanında zaten ışık hızında yazmaktan insanın eline kramp giriyor.

    sol kolundan hiç çıkarmadığı, üzerinde "tunçhan" yazan altın bileklik size kıro gelebilir. merak edenler için söyleyeyim; bileklik, kız kardeşinin, vefat etmeden önce kendisine verdiği bir hediyedir.

    tunçhan hoca'dan bir kere bile ders aldıysanız, sesi, top sakalı, kel kafası, geyiğin ve bel altı sınırlarını zorlayan esprileri bilinçaltınıza işleyecek ve hayatınızın sonuna kadar yakanızı bırakmayacak.

    bu kadar laftan sonra fotoğrafını de görmek isteyenler için:
    http://www.isletme.istanbul.edu.tr/…itemid=88888923
  • şeker gibi adam, sevmeyen ölsün!

    not: bugün derste yapılan muhabbetlerden sonra başka bir şey yazsam ayıp olurdu. sdkljflsd.
  • dün işten yorgun argın çıkıp ilk kez dersine girdiğim, tarzına bayıldığım, dersleri muhabbet eder gibi anlatıp 2 saatin su gibi akmasını sağlayan hoca.
  • istanbul üniversitesi işletme fakültesi'nde sayısal yöntemler alanında doçent doktor olan akademisyen.
    hakkında yazılanları okuduktan ve çevreden kendisi hakkında duyduklarımdan sonra sırf meraktan yönetim bilişim sistemleri dersine girmem ile azarı yemem bir olmuştur."sabah 9'da derse gelinir mi,sevgiliniz de mi yok,çıkın gezin,uyuyun,gelmeyin derse de,siz gelince ben de mecburen geliyorum" diyerek beni benden almıştır.zira yoklama da almıyor umarım sınavlarını okurken de bu kadar rahat davranır.
  • adamdır.
  • bahçeşehir' de yönetim bilişim master bölümünde yine aynı adlı zorunlu dersin hocası. onca "sektörden" gelen hocamsı arasında gerçek akademik kimliği, espirili kel kafası ve sektöre hakimliğiyle bölümü çekilir kalan hocadır. kötü bir son yaşamayız umarım, severek ayrılalım.
  • evvel zaman içinde, yüksek lisansın ilk gününde, etrafta türlü türlü milliyetlerden öğrencilerin gürültüleri altında, isimlendirmesi cins bir şekilde kodlanmış sınıfımın hangi binada, hangi katta olduğunu aramaktayken yetkili bir abi edasıyla bakan bu güzel adam ile karşılaştım.

    -ben: "merhaba, bik bik bik sinifi nerede biliyor musunuz?"

    soruma anlamamış gözlerle bakan bu adama bu sefer “do you speak english?” “do you understand me?” diyerekten ataklarımı sürdürüyorken

    -hoca: “karşıda danışma var, oraya sorunuz” diyerek yanıt verdi.

    sonrasında sınıfımı buldum bir şekilde. dışarıda sınıfın nerede olduğunu sorduğum ve yetkili bir abi sandığım adam da o gün yüksek lisanstaki ilk dersime girdi.

    şimdi tez danışmanım kendisi.

    tanım: süper adam.
  • heyecanlı bir adam. iyiymiş. sevdim.