şükela:  tümü | bugün
  • çok sağlıklı çünkü plastik.

    (bkz: bence hamburger sağlıklı çünkü içinde et var)
  • çeyizinin tamamı bu naylonlardan olan kızla evlenmeyin.

    su katılmamış bir geri zekalıyla bir ömür geçirilmez çünkü.
  • 60 liraya 3 tane su şişesi satın aldığımız layloncu.

    ben almadım tabi, annem aldı. bir tane kendine, bir tane kardeşime, bir tane de kuzene. 60 liraya 2 ay su içeriz diyorum, cevap şu; "tapırver bu çok kaliteli. hiç kokmuyomuş, bozulmuyomuş. mahalledeki herkes aldı". buradaki kilit nokta "mahalledeki herkes aldı" sözü. insanların arasına haset sokup satmak gibi bir politikaları var sanırım. şöyle bir göz gezdirdim yazmadan önce, her girinin ucu buraya çıkıyor.

    bir de, "hadi bunlar genç kız. dışarı çıkarken, okula giderken atarlar çantalarına şişeyi giderler de, sen niye aldın?" diye sordum. "ben de komşulara gidicem bununla" diyor. ne yedirdiniz, ne içirdiniz lan anneme!
  • bi ara annem de satışını yaptı ve şaka maka iyi para kaldırmıştı. bütün akrabalara, konu komşu herkese iteledi ve sonunda istediği montu, birkaç ev eşyasını alıp "ehh sikerim" deyip bıraktı. tabii öyle sik soklu konuşmadı. kibar kadındır annem. ben olsam öyle deyip bırakırdım ama.
  • - abla şekeri nereye koyuyor annem?
    - annemin tapırlarındadır onlar, lavabonun altındaki dolapta.
    - eee burda tapır yok ki, bir tek bu yoğurt kaseleri var.
    - annemin tapırları onlar işte.

    anneler en iyisini bilir.
  • bim'de satılan 4,5 liralık dost tava yoğurdunun kabı, saklama konusunda yaklaşık aynı etkiyi yaratmaktadır. üstelik, 4,5 liraya aldığınız bu kapta 1,5 kilo yoğurdu bedavaya veriyorlar
  • annemin aşığı olduğu plastik mutfak zımbırtıları. çeyizim için de bol bol satın almış sağolsun.

    kendisiyle ilk tanışmam da broşürünü görmemle oldu. bir plastiğe göre pahalı fiyatını görünce annemle aramda şöyle bir dialog geçti:

    - anne bu minicik kap niye 14 lira?
    + içine maydonoz koyuyorsun 1 hafta bozulmuyor.
    - peki bir demet maydonoz ne kadar?
    + off sen anlamadığın şeye burnunu sokma!
    - kikir kikir kikir.
  • eve bunlardan geldiğinden beri kırılan tabakta yemek yemiyorum. tabii ben almadım, çok kazık çünkü, parama kıyamadım. annem almış, evlat işte napcan. bizim evde bulaşık makinesi yok. apartman birinci eskilikte, gider yokmuş. o yüzden bulaşıkları elimle yıkamak zorunda kalıyorum ve en kolay temizlenen kapkacak da tapır. bir de aldığım/yaptığım yiyecekleri yemek gibi huyum yoktur. bozulana kadar bekler bozulunca atarım. işte tapıra koyunca bozulmak bilmiyor. açıp bakıyorum yok hala bozulmamış. dolap rengarenk kaplarla doluyor. sadece bir kere ayıkladığım bezelyeleri koyduğum tapır şişmişti. bezelyelerle bir şey yapmayı planlamıyordum. pazarda gördüm aldım. film izlerken ayıkladım o arada 30 tane filan yedim çiğ. sonra tapıra koydum kaldırdım. baktım kap patlamak üzere. hemen açtım. yedim. tadı iğrençti. bence yemeyin acı gibi asitli gibi olmuş. neyse işte bezelye koymayın çünkü buzdolabınız patlayabilir. peynir kabı çok güzel. peynir bozulmuyor dümdüz duruyor öyle. eve gidip yiycem o peynirleri çünkü kavun çıktı.
    ben seviyom ya tapır bacıları. onun içine salçalı firik pilavı koyardım ama firik pilavlarını hemen yerim, saklamama gerek kalmaz. yerken koyarım. tamam öyle yapcam.
    sadece su şişelerinde bir koku oluyor ama yine de kullanıyorum ben. niye bilmiyorum. bu konuyu düşüneceğim.
  • hele bir sürahisi var, kulpu bile yok. neresinden tutacaksın? her karşılaştığımda sözlüye kalkmış öğrenci sıkıntısı kaplıyor içimi. acaba kullanmadıklarımızı versek yerine mandal alabilir miyiz?
  • annemin yaklaşık 10 yıldır sattığı, kullandığı ürün markası. tamam severek kullanıyoruz ediyoruzda, bizimkinin birisinin evine gittiğinde hediye olarak tupper götürmesine alışamadım hala. götürdüğü kap 80 milyonluk belki ama sonuçta bileni var bilmeyeni var. hep merak etmişimdir bu ayten hanımda getire getire plastik kap getirmiş ayol diye arkamızdan söylenen olmuşmudur diye.