şükela:  tümü | bugün
  • türkiye isimli bir ülkede; yapıp ettikleriyle tıp etiği, insan hakları ve yasallık adına yoğun eleştiriler almıştır zamanında. bilindiği kadarı ile, maalesef herhangi bir soruşturma da açılmadı hani.. kurucusu olduğu hzi vakfı'nın insanları kobay olarak kullanan abd'deki araştırma merkezi (ki "hzi research center" olarak da bilinir), faaliyetlerine nöropsikiyatri alanında çalışan birçok kurumla birlikte devam etti. hâlen alzheimer hakkında kafa patlatıyormuş ve new york üniversitesi'nde çalışıyormuş.

    ayrıca, ünlü sümerolog muazzez ilmiye çığ'ın öz kardeşi olur hazretleri. zaten muazzez hanım da, hzi vakfı'nın yönetim kurulu başkanlığını yapmıştı.
  • 12 eylül sanıklarından recep küçükizsiz'in hakkında suç duyurusunda bulunduğu nörolog.
    mamak cezaevinde düşünce suçluları üzerinde testler yapan itil'i küçükizsiz "nazi kamplarının ünlü dotoru mengele"ye benzetiyor.

    "birgün hepimizi bir salona götürdüler. içeride beyaz önlükleriyle birkaç kişi bekliyordu. kağıtlar dağıttılar. orada her türlü soru vardı. 'hiç bir hayvanla cinsel münasebete girdiniz mi? gibi garip sorulardan ' yolda bir yaralı görseniz yardım eder misiniz?' gibi sorulara kadar"

    bu sorulardan sonra fiziksel şiddet başlıyor devamında psikolojik şiddeti getiriyor ve mahkumların hayatında derin izler bırakıyor.
    ayrıca metris'teki bazı siyasi tutuklulara hzi vakfında ilaç verdiği, elektroşok uyguladığı da söyleniyor. bu vakıt 1985 yılında bu insanları 'kobay' olarak da kullanıyor. sağlık bakanlığı ve tbmm inceleme yapıyor ancak bunun suç teşkil edeceğine dair bir yasa yok ve bu yüzden olay kapatılıyor.

    turan itil ise yaptıklarını savunuyor ve şöyle konuşuyor:
    "bunların elinde olmayan bir şey var. içgüdüleri var (aa ne kadar ilginç dimi turan bey?). bunu anlayabilmek için 2 tanesini görmeniz yeterli, 3.ye gerek yok. öyle bir şey ki bunlar buluttan nem kapan insanlar, kontrol edilemeyen bir kızgınlıkları var. terörist olmasalardı da katil olurlardı (...) bu teröristler için kesinlikle en iyi ilaç yaştır. kimse 40 yaşından sonra terörist olmaz. 40 yaşına kadar hapishanelerde tutulmaları gerekir. pahalı bir yöntem ama idamdan daha iyi"

    testlerin sonucu 1983te istanbul'da bir seminerde özel davetlilerle paylaşılıyor. ayrıca 1985te nato'nun bir toplantısında bu araştırmaları yetkililere sunuyor.

    kısacası kenan evren'in doktor hali, herkesten daha çok katil... o dönem tutuklularının baş düşmanlarından, gerçek bir faşist ve 40 yıl hapishanede de kalsa bu caniliği ve faşistliği muhtemelen gitmeyecekti.

    tedavi imkansız...
  • muazzez ilmiye çığ'ın kardeşi. yok, mecazî anlamda filan değil. çığ bunun özbeöz ablası yani.

    kenan evren'le kodeste oda arkadaşı olmasını dilediğimdir. tamam bu zor evet ama hiç değilse dava açılsın, yüreğine o korku bir düşsün. hayatı boyunca sağlam duvarlara yaslanmış, son yıllarını duvarlardan korkarak, yüksek duvarlı kâbuslar görerek geçirsin. budur dileğim.

    bir de çok güzel insan taklidi yapar: http://www.facebook.com/…eo.php?v=10150116258722830
  • bugunlerde devrimci 78liler federasyonu'nun acikladigi 12 eylul donemindeki iskenceciler listesinde adinin gecmesiyle gundemle olan insan.

    http://t24.com.tr/…cecisi-1650-ismi-acikladi,269782
  • "bana gelen hastayı 3-4 saat gözlemlemeden bırakmam" diyen nöro-psiko-farmakolog, profesör. bir çok ilaç keşfedip, pek çok ilklere imza atmış, dünyaca ünlü türk bilim insanıdır.

    benim dikkatimi çeken şey: merhum, nöroloji ve psikiyatri de kullanılan ilaçların beyne gidip gitmediği ile ilgilenmiş. bu ilgilendiği araştırmasının sonucunda da; "blood-brain barrier" olarak adlandırılan, kan ve beyini ayıran ve kandaki zararlı maddelerin beyne gitmesini engelleyen "doku engelini" aşabildiğini zaman etkili olabildiğinin üzerine gitmiş. bunu da beyin ekografisi çeken cihazların anlamsız denilerek ihmal edilen frekanslarında keşfetmiş. yaptığı bilimsel çalışmasıyla bu anlamsız olarak yorumlanan frekansları sayısal verilerle anlamlı hale getirmiş ve ilaçlı denemelerle ispatlamış. bu şekilde çalışarak 10'dan fazla ilaç patenti kazandırmış, 500'den fazla bilimsel makale yayınlamış.

    ablası tarafından yayımlanan "seksten daha büyük tabu" alt başlıklı unutulan beyin isimli bir de kitabı varmış.
  • turan itilin kendisine yöneltilen ‘’türkiye’nin mengelesi’’ suçlamalarının kaynağı olan 12 eylül darbesi sonrası yaptığı ‘’terör araştırmaları’’ nı kitabından ayrı bir bölümde anlatmış. işbu entry kitap kaynak alınarak yazılmıştır,çok az yorum ihtiva eder.
    -nerden aklınıza geldi bu çalışmayı yapmak?
    +ben darbeden yaklaşık 6 ay sonra türkiyeye geldim.terör olaylarının birden sona erdiğini öğrenince hem çok şaşırdım hem de çok meraklandım. iki şey ilgimi çekiyordu o sırada. kendi kendime diyordum ki 1960 da bir genç öldüğünde(turan emeksiz) bütün millet ayağa kalkmıştı. aradan 15 yıl geçiyor,her gün bir sürü genç ölüyor ama kimse fazla önemsemiyor. neden? aklımdaki birinci soru buydu. 1960 da birisi öldürüldüğü için ayağa kalkan gençler 15 yıl sonrasında öldürülenlerle alakadar değillerdi;hatta kendileri de adam öldürüyor ya da öldürenleri destekliyorlardı. 15 yıl içinde bu gençlerin psikolosinde neler değiştmişti? buraya gelince anladım ki askerler gelince baskı ve korku sonucu terörizm azalmış. ama askerler gittikten sonra devam edecek mi? bu sorunun cevabını verebilmek için meselenin derinine inip bu çocukların neden terörist olduklarını araştırmak gerekiyordu.’’

    bundan sonra turan itil çeşitli kaynaklar aracılığıyla genelkurmayla,adalet bakanlığıyla,başbakanlıkla çeşitli temaslar kuruyor. ve genelkurmayın halihazırda yürüttüğü çalışmaları inceliyor. kendisi çalışmayı adam öldürmüş,öldürülmesine yardımcı olmuş,yani birini öldürmek için eline silah almış,bunun sonucunda hüküm giymiş kişilerle sınırlı tutmak istiyor. ve araştırdığı şeyler:
    nasıl oldu da bu insanlar öldürme olayına girdiler? bunların geçmişi nedir?ailevi ve sosyal hayatları nasıldır? genel olarak psikolojik profilleri nasıldır?

    genelkurmayla kurduğu temaslarda daha önce genelkurmay bünyesinde yapılan çalışmaların maliyet engeline takıldığını öğrenmiş. genelkurmaya ‘’ sizden maddi beklentim yok. tüm masrafları (bkz: hzi vakfı) aracılığıyla karşılayacağım. ‘’ diyor. ‘’ama araştırmayı ilmi kurallar içerisinde yapacağız,araştırmaya katılacakların mutlaka yazılı izinlerini alınacak’’diyor. helsinki kurallarından, evrensel tıp etiğine bağlılıktan bahsediyor. araştırmanın da bu çerçevede yapılacağını söylüyor.
    (turan itil abd de yaşayan türkiyenin atmosferine alışık olmayan birisi. o dönemde kendisini uyararak bu çalışmanın başına dert açacağı söylenmiş. ama kendisi halihazırda hapishanede olan gençlere -yardımı olabilir, rehabilitasyonla ilgili ipuçları verip yardımcı olabilirim diye düşünerek bu işe girmiş. )
    -araştırmaya alınacaklar nasıl belirleniyor?
    şöyle ki: 2000 kişilik benzer sosyoekonomik ve sosyokültürel seviyede kişi( adam öldürmüş,adam öldürene yardım etmiş. tabanca ile suç mahallinde yakalanıp en az 5 yıl hüküm giymiş)
    2000 kişilik benzer sosyoekonomik ve sosyokültürel seviyede olan insanlardan oluşan kontrol grubu (adam öldürmemiş,eline silah almamış) ile çalışma yapılması planlanmış.
    yapılacak testler sınırlandırılmış. psikolog sayısının yetersizliği,izinlerin alınması,hazırlıkların yapılması gibi işlemler için ayhan songar’la bağlantı kurularak işe başlanmış. yazılı izinlerin mahpustaki siyasi hükümlülerce verilmeyeceği düşüncesi araştırmayı tehlikeye sokabilecek bir durummuş. ama sürpriz olmuş ve çoğu hükümlü yazılı izin vermiş.
    ( genelkurmay bünyesinde daha önce de bu tarz çalışmaların yapıldığını biliyoruz. acaba bu izinler hangi koşullarda alındı? )
    (sosyokültürel ve sosyoekonomik seviye uyumu olması şartı çok sallanmamış anladığım kadarıyla)

    çalışma başlıyor
    1982 de başlayan çalışmada 2 senede bilgi havuzu oluşuyor.1985 te kontrol grubunun bilgileri de toplanmış. bütün bilgiler abd ye geliyor ve istatistiki analiz yapılıyor. bilgisayara aktarılıyor. ilk tahlil sonucu turan itilin ağzından gelsin. ‘’ o zaman gördük ki türkiyede terörden ceza gören çocukların psikolojik,sosyal profilleri,zeka profilleri,performans profilleri, bizim genel olarak teröristlerden yola çıkarak oluşturduğumuz 15 hipotezin hiç birine uymuyor.’’ araştırma grubundaki sağcı ve solcular genel anlamda sağ ve sol mefhumları içselleştirmemiş kişiler. çevresinde popüler olduğu için sağcı solcu oluyor. bir nevi hayranlık ve bağlanma hissi ile.

    ‘’bir çok çalışmada nörotikler terörist olur deniyor. bizimkilerde öyle bir şey de yok.’’
    araştırmanın sonuçları klasik goygoyu doğrular nitelikte. uyuşturucudan parayı kazanan,lüks içinde yaşayan örgüt lider grubu bu gençleri yerse ideolojik yemezse karı-kız-esrar dalgasıyla kafalayıp militanlaştırıyor.
    ‘’bizim araştırma yaptığımız teröristler idealist,ancak bunların bağlı oldukları gruplar hiç de idealist değiller. en önemli bulgulardan bir tanesi de sağ ile sol terör arasında fark olmaması. bütün psikolojik testlerin sonuçlarına bakıyorsunuz ve hiçbir fark göremiyorsunuz. tek fark birinin sağcıyım,diğerinin solcuyum demesi.’’ grubun ortalaması bu şekilde, terörist grup üyelerinden yola çıkılarak oluşturulan hipotezlere uymuyorlar.

    neyse efendim, veriler bu sonuçlar bu. turan itil,ayhan songar önderliğinde yapılan bu araştırmanın analizi dünyadan davetlilerin katıldığı(cia lılar dahil-ki bu solcuların tepkisini çekiyor ve hzi vakfının bombalanmasına kadar giden sürece yol açıyor-) ankara ve istanbul da düzenlenen iki toplantıda yapılıyor. bazı analiz notları şöyle:
    ‘’bu teröristler idealist ancak bunların bağlı oldukları gruplar idealist değiller.’’
    ‘’türk teröristleri genel olarak gerizekalı. sağcılar solculardan daha gerizekalı.entellektüel olanlar solda daha fazla.’’
    ‘’tetikçi olmaları için ekseriyeti sosyoekonomik seviyesi düşük çevrelerde yetişen bu gençlere daha önce görmedikleri lüks bir hayat sağlanıyor. kendilerini önemli hissediyorlar,esrarın kadının tadına varıyorlar. tetikçi olarak periyotlarla kullanılılıyorlar. ideolojik altyapısı olanlar gün görmüş ve entelektüel olanlar içinse ideolojik kemikleşmesi ve örgüte bağlılığını arttırmak için çalışılıyor’’
    ‘’bizim araştırdıklarımızın çoğu karadeniz bölgesinden ve kürtlerden oluşuyor.bunlar arasında kan davası yaygın, daha sudan sebeplerle adam öldürebiliyorlar. bir yatkınlıkları var. nasıl ki italyada mafya tetikçileri kan davalarının yaygın olduğu korsika ve sicilyadan çıkıyorsa;aynı durum burda da var.’’

    turan itil kitabında çalışmayı böyle anlatıyor. daha detaylı okuma için kitabı öneririm. kitabın bir kısmı sadece bu konuda. kendine yöneltilen eleştirilere cevap da vermiş zat.
    12 eylül dönemini daha iyi anlamak için önemli bir kitap.

    bonus: o dönemin tanıklarının ve bazı psikiyatristlerin turan itil,ayhan songar hakkında söyledikleri ise şunlar:
    http://www.radikal.com.tr/…in-mengelesiydi-1069333/
    http://www.yusufiye.net/…=news&file=article&sid=594