1. kesinlikle redhack'in belirttiği şekilde olduğuna inandığım.

    öyle ki kesinlikle dedim. çünkü türkiye nasıl bir ülke haline geldiyse redhack ve çarşı, rte ve devlet organlarından daha fazla güven veriyor. zira şimdiye kadar redhack ve çarşı'nın hiç yalanı ispatlanamadı. rte ise doğuştan yalancıdır ve olayları çarpıtmada ne kadar usta olduğu, buna devlet organlarını da dahil ettiğini defalarca kamu önünde ispatlamıştır.
  2. halen gerçek yüzü aydınlatılamamış olaydır. fiziksel olarak, olmayan bir şeyin ispatı olmaz zaten, ancak birşey var ise varlığı ispatlanabilir. bu yüzden biraz daha sabırlı olmak lazım.
  3. ıcerigini merak etmedigim olay.

    zira son günlerde başbakan, arınç, vali mutlu falan o kadar çok yalan söylediler ki yüzümüze baka baka, akp tarafina olan azicik itimadim da yerle bir oldu. bu olayı duyduğum anda yine bi kuyruklu yalan diye düşünmüştüm.

    böyle düşünmemiş olsaydim bile taraflar redhack ve diğeriyse redhacke inanırım, bunu da söylemeden geçemedim.
  4. redhack kim? olayın başından beri ne yaptığı belli bir grup. mail gelmişmiş... anlatan kim, doğrulayan tanık kim? ben de mail yazarım başka şey anlatırım.

    mağdur olan insan bir belediye başkanının gelini, belli bir çevresi olan, yapılanlardan utanan, psikolojisi bozulan, kaç gündür olayın ağırlığının altında susan bir insan. darp raporu alınmış, olay emniyete intikal etmiş, mobese kayıtları bekleniyor.

    siz "bir mail aldık, bir tanık da doğruladı" diyerek olayı yalanlayacaksınız üstünü örteceksiniz öyle mi? allah' tan korkun, kendi eşinizin, kızınızın başına gelse ne yapardınız onu düşünün.

    ben de bir mail aldım! redhack kendi aralarında konuşuyorlar "bu olayı nasıl yalanlarız, bizim zihniyetimize olası zararından kurtuluruz" diye tanık da var.!
  5. dört vatandaşımınız yaşamını yitirdiği bir ülkede pişkin iktidarın hiçbir hesap verme zahmetine bile girmeden "benim filanca arkadaşımın kızını dövdüler" diye ortaya attığı yalan. mobese kaydı da sanırsın zanzibar'dan geliyor. ulan kabataş'ta 1 haziran'da olmuş olan 12 gündür kaydı nerede allahın yalancıları.

    "senin bacına yapsalar hoşuna gider mi?" argümanına bittim yalnız.

    senin çocuğunu alnından kurşunlayıp, hiç hesap vermeyen yalancıları görsen ne hissedersin mesela?
  6. olayın gerçek yüzü başbakanın tam bir yalancı olmasıdır:

    "bahçeliveler belediye başkanı osman develioğlu, bilgisine başvuran gazetecilere "böyle bir şey olmadığını" söyledi. belediye yetkilileri de bu konudaki soruları “yok öyle bir şey olmadı” diye yanıtladı. ancak gazeteler gerçeği yazmaktan çekindi ve bu açıklamayı gizledi."

    kaynak
  7. türbanlı kadını bal döküp yalamışlar. gerçek buymuş.
  8. o kadar kolay yalan soylediler ve iftira attilar ki bunun da altinda bir oyun var gibi hissediyor insan kimseye sesli soyleyemesede... oyle ya bir yara bere izi bir sahit bir fotograf bulmazlar mi olsa...
  9. şeye benzettim bak ben şimdi bu olayı,

    bundan 2-3 sene evvel, üniversite alttan aldığım bir ders için yarım dönem bir alt sınıfımızla derse girmiştim, sıcak kanlı bir adam olduğumdan mütevelli * sınıfın hemen hepsiyle en azından merhaba-merhabam oluşmuştu. sadece türbanlı ve çok fazla konuşan bir kız ile onun 2-3 yamağı haricinde.

    bunlar beni gördükleri zaman sanki, nasıl desem, at pisliğine bakar gibi filan bakıyorlardı, böyle bir acayip oluyordu yüz ifadeleri, arkamdan bazen fısır fısır konuştuklarını da hissediyordum ama pek umursamadım, üzerinde durmadım olayın çünkü hangi kafa yapısına sahip olduklarını direkt belli etmişlerdi sağ olsunlar.

    bana öyle bakmalarının sebebi benim uzun saçlı, sakallı bir adam olmamdı. uzun saç derken, yani öyle ensesi uzun filan değil, bildiğin sırtımdaydı saçlarım, sakallar da gene var epeyce, nordik gibi dolanıyoruz..koyu renk giyiniyorum vesaire..ve bu arkadaşların kafasındaki muhtemel "allahsız-satanist-ateist" tanımlamasına tam olarak uymaktayım..

    neyse..sonra bir gün sınav zamanı bu kapalı arkadaşın arkasına denk geldiydim, kapalı olması benim için bir insanın bir numaralı özelliği değildir bu arada, onu da belirteyim, başlık altındayız diye böyle yazıyorum. yoksa benim kapalı arkadaşlarım da var ;)

    neyse işte, arkasına denk geldim, son son herkes bir şeylere çalışıyor can havliyle, ben de önde bunların göz atmadığım bir konudan bahsettiğini duyunca, hadi bir sorayım bari dedim..herhalde söylerler, tamam sakallı, uzun saçlı bir pislik olabilirim ama en azından siyah giymedim bugün, kot gömleğim, kot pantolonum üzerimde..onlardan kurtarırım..

    bu kapalının sırtına tıkladım tırsaraktan hafifçe, dönüp baksın da sorabileyim diye yani..bu hınçla dönüp bana, daha ağzımı bile açamadan,

    "öncelikle o ellerini bir çekersen sevinirim!!11" demesin mi?..

    vay amk..el mi?..parmağımın ucuylan tıkladım lan korka korka..korktuğum başıma geldi anasını satayım..

    "tamam" dedim..pardon..bir şey yok önüne dönebilirsin..

    gene aynı hınçla döndü önüne..saçlı-sakallı-yürüyen-elli ayaklı-parmaklı bir bok az önce ona sürtünmüştü evet..o sırtındaki pardösüyü de eve gidince kezzapla yakmıştır eminim..çünkü parmağım deydi..bir daha giyilmez artık o..

    işte velhasıl kelam, benim hikayem buydu, bu kadardı. kızın sırtına parmağımla tıklamam, onda müthiş bir nefret dalgası oluşturmuş, sanki tutup sikmeye çalışıyormuşumcasına bir tepki doğurmuştu. şayet ben de sesimi yükseltseydim, yaptığı hayvanlığa itiraz etseydim ve olay büyüyerek bir takım mercilere kadar talışınsaydı, o parmak dokunuşu "beni taciz ediyürdüüü!!!" ye kadar giderdi eminim..olayı bu çünkü abicim bu insanların..karakteri bu..

    o yüzden bence belki %100 olmasa bile, %99.9 doğrudur redhack in bu konuda yazdıkları. zira bu insanlara bakıyorsan onlara göre taciz ediyorsun demektir, bu insanlara ez kaza dokursan, onları tecavüz etmişsindir demektir..işte redhack in hikayesine göre de, tahrik üzerine atılmış bir tokat, "üzerime işedülerr!" e kadar evrilmiş ve geliştirilmiştir..

    adamların olayı bu dediğim gibi..hani "dezenformazson bilmemne" diye bir ispik tipi var ya, işte bu adamların yaptığı da budur..defenforme etmek..eğer gerçek hayatta da ispik diye bir şey olsa ve bunları yaratıcı güce ispikleyebilecek olsak, konu başlığı bu olur yani..

    başını örterken, aynı zamanda aklını örtmemiş olan, aklı başında ve inançlı kardeşlerimi tenzih etmekle beraber, bu tarz tiplerden ve kafa yapılarından beklenecek bir dezenformazyon yapıldığını ve olayın abartıldığını zaten biz o "yanımda çucuğum verken yerlere yatirdüler, üstüme çövdürdüler" cümlelerinden anlamıştık, açıklamaya gerek yoktu zira böyle tiplerin fantezi ve hayal dünyaları da genelde çok geniş oluyor. (bkz: habervaktim)

    şimdi sakın bana "ötekileştiriyorsun insanları" bilmem ne demeyin..olanı yazdım ben...sinirimi bozmayın, parmak ucumla dokunurum bak!..ona göre..
  10. (bkz: o genç kadından vahşeti dinledim)

    samimi değilsiniz ve sesinizdeki acıklı tonu herkese karşı silah olarak kullanıyorsunuz:"bu olayı lanetliyor musun çabuk cevap ver!" kötü bir koku var bu olayda. kadına yapılan tacizden bahsetmiyorum ki bunun savunulacak bir tarafı olduğunu söylemek densizlik olur. iktidarın ve onun malum kalemşörlerinin dil ve mürekkeplerinde, bir bayatlık var. gezi direnişçilerinin profilini eğer kadına bu yanlışı yapanlar üzerinden çıkarma gibi amacınız varsa insanlara vakanın gerçeğini de inandırmanız zorlaşabilir. zira kimse şiddet ve şiddete uğrayanlar arasında vicdan ayrımı yapmıyor! sizin dışınızda. sizin sahte mağduriyetinizin, kadın hassasiyetinizin ne olduğunu izliyoruz dün akşamdan beri.

    doğuda kadın intiharları arttıkça, aile içi şiddet ve hatta ensest ilişkiye dair şikayetler belgelendikçe, dahası bm bile bunun hakkında rapor hazırlamışken bırakın devleti o yörenin akademisyenleri bunun hakkında herhangi ciddi bir araştırma, çalışma yapmamıştı. olay daha çok "yörenin kaderi" diye geçiştiriliyordu. yurdun genelinde kadınlar devletin kendilerine koruma tahsis etmesi için yalvarırken öldürüldüler, kadınlar tecavüze uğrayıp bunun karşılığında suçlu olarak kendileri görüldüğü için öldürüldüler, dövüldüler, hor görüldüler. hayat tarzlarından, giyim kuşamlarından yola çıkarak "orospu" "motor" gibi sıfatlarla çağrıldılar, aşağılandılar ve mahalle baskısına sürekli maruz kaldılar.

    başörtülüler de benzer baskılara uğradılar. daha doğrusu onlar bir zamanlar devlet taraflı bir baskıya maruz kaldılar, kamuda da belli kesimlerce hor görüldüler. ama bugün konuşulması için ısrar edilen olayın ardındaki niyet psikolojik savaş, kara propaganda merakından başka bir şey değildir ve buna bugün ihtiyaç duymak -iktidar denen tamahkar tüccar haksızken- acizliktir. zaten kendi tabanının ideolojik tüm beklentilerini sosyal hayata uyarlamaya çalışırken bu niyetinizi ciddi samimi bulmamız imkansız. tüm bunlardan sonra "başörtülü kadına yapılanları doğru bulmuyorum" demek zorundayım, çünkü ne yazarsam yazayım bunu tasvip etmeyeceğim üstüne düşünmeyecekler var.

    devletin kadın algısı böyle bir ayrımla gündeme gelecekse, bugün eylemciler üzerinden yapılan "ideolojik" suçlamaların en bayağısını devlet yapmaktadır. meydanda polis tarafından dövülen, aşağılanan kadınların devlet nazarında hiçbir önemi yok demektir. gece tutuklanan, sizin dilinizle konuşmak gerekirse "başı açık" kadınların karakolda uğradıkları muameleye dair iğrenç haberler geliyor. lan ülkenin en güzel alanlarından birinde konak'ta gencecik kızlar dövüldü neden kıyameti koparmadınız? "soruşturma açtık işte" demek de kendilerinin çelişkisini ortaya koyuyor: o kadına sokak ortasında o eziyetler yapıldıysa bunu yapanları bulursun, cezasını hak ettiği şekilde en ağır cezayı verirsin. ama yok, camide içki gibi bu da başka boyutlara gidecek. eylemin dinamiklerini okuyamadığınız gibi başörtülü kadınları da erkeksi ağızla yetersizliğinizden ötürü eylemler için karşı argüman olarak kullanıyorsunuz. gene ayrıştırma arzusu, hedef saptırma hedef gösterme gayesi... kadının daha doğrusu başörtüsü üzerinden bir partinin yaptığı bu sömürü de bizi çelişkiden art niyete götürüyor.

türbanlı kadına vahşet olayının gerçek yüzü hakkında bilgi verin