1. sınıfa bir dinin ve dolaylı olarak bir ideolojinin simgesiyle giren öğretmendir. tarafsızlığı sorgulanabilir. farklı kesimlerden, farklı sosyo-kültürel ve sosyo-ekonomik düzeylerden gelen öğrencilerine nasıl 'moderatörlük' yapacağı tartışma konusudur.
  2. öğretmenlerin rol modeli olduklarını göz önüne aldığımızda,
    çoluk çocuğun önüne başında "benimle sevişmeyi düşünmek yasaktır" tabelasıyla çıkan bir öğretmenin sunduğu örnek de son derece tartışmalıdır.

    kendini toplum içinde seks metası olarak bu şekilde lanse etmekten gocunmayan kadınların öğretmenlik yapması elbette sorunludur.
    eğitim çağındaki çocukların önüne cinsel konularda abartılmamış,
    seksi, cinselliği çocuğun gözüne gözüne sokmayan evrensel değerler çerçevesinde ahlaki, insani ve toplumsal kabul sınırları içerisinde davranabilecek olgunluk ve kapasitede insanların öğretmenlik yapması gerekir.
    (bkz: bir seks objesi olarak türban)
  3. çocukların ve velilerin (ve toplumun ve geleceğin) ne şekilde etkileneceğine dair akla gelebilecek herhangi bir endişenin, bu endişe ne kadar olumsuz, korkutucu görünüyor olursa olsun, öğretmenlik yapan bir insanın arzu ettiği şekilde giyinememesini haklı çıkarabileceğinden şüpheliyim. kişinin öğretmenlik yapması da tamamen önemsiz. işçi, otobüs şoförü, şirket müdürü, devlet memuru, cumhurbaşkanı farketmez. kılık kıyafet yönetmeliklerinin hizmet ettiği amaç dolayısıyla (düzen göstergesi, verimliliği artırma çabası, estetik kaygısı, çağdaşlık imajı, eşitlikçilik veya tarafsızlık teminatı, her neyse) insanlara dayatılması ve bunun haklılığı konusunda ne zaman kesin karara varıldı bilmiyorum ama bence yeniden üzerinde düşünülmesi gerekir.

    öğretmene dönersek: çocuklar doğrudan görsün, bilsin herkesin ailesine benzemediğini. "ufacık çocuk afallar" diye bir gerekçe yukarıda parantez içinde saydığım bütün sözde gerekçelerden daha anlamsız. çocuk zaten ne görse afallar, çünkü onu ilk defa görüyordur. çocukları 'öğrenmekten' koruyarak yetiştirmek diye bir yöntem yok. ayrıca bizim lisede falan tuvaletleri temizleyen kadın türbanlıydı. o niye sorun olmuyor? kanun ve yönetmeliklerle şekillendirilmiş, bütün öğretmenlerin başı açıkken sadece tuvalet temizleyen kadının (ve olasılıkla çocuğun annesinin) türbanlı olduğu düzen daha tehlikelidir. serbest olur da tüm öğretmenler kendiliğinden açıkken temizlikçi kapalı olur, ne ala; o zaman hayatın gerçeği olur. çocuk alacağı mesajı hayatın kendisinden alır. bırakın su akacağı yere aksın.

    konu sadece türbana da indirgenemez. nedense bir takım çekinceler her zaman insanların (en çok) kendilerini ilgilendiren arzularının önünde tutuluyor. öğretmenin okulda mesaideyken devletin verdiği memuriyet dışındaki kimliğinden sıyrılması gerektiği teorisi beni ikna edemedi henüz. adil olmak başka, kimliksiz olmak başka. ben diyelim ki kendimi uçuk bir saç modeliyle daha yakışıklı hissediyorum ve öyleyken daha güvenli oluyorum. düzenleyicilerin, yöneticilerin, toplumcuların (belki bir de korkakların) hiçbir tezi cevap veremiyor neden olmak istediğim gibi olamadığıma, saçlarımı mora boyayamadığıma. görünüşe göre çoğunluk bu türden tezlere çoktan inanmış, sorgulamadan istenilen şekle giriyor. şekle girmesine ben de giriyorum gerçi; ama yoğun bir şekilde hissediyorum ki bir yanlışlık var. dur bakalım belki düzelir zamanla; ben ya da düzen.
  4. mesela çocuklar neil armstrong kimdir diye sorduklarında
    -evladım adamlar uzaya gidiyor ama biz hala kılla tüyle uğraşıyoruz. demesi gereken öğretmendir.
    allahı, başlarını örtmediklerinde onlara kızacak beyaz sakallı yaşlı bir dede olarak tahayyül eder, muhtemelen çocuklara da öyle öğretirler.
    zaten tüm evrende onun saçından başından daha önemli şey yoktur, bu yüzden başı açık gezip de allahı kızdırmaktan kaçınır.
    aferin, otur !
  5. inancını yerine getiren ve ona emanet edilen çocuğa, "- burası, inandığı gibi yaşamak isteyene tahammül edilen bir ülke ise düşündüğümü de söyleyebileceğim bir ülke'dir", gibi bir bilinç yükleyebilecek öğretmendir.

    düşünün efendim bu ülke liselerinde demokrasi ve insan hakları diye bir ders var ve bu derse giren öğretmenin inanç istemi içinde yer alan baş örtüsü yasak!..

    buna saçmalık da denemez... saçmalığın da insan aklı ( ya da akılsızlığı... ) ürünü olan bir üst sınırı var. bu diktatörlüklerde dahi olamaz... ya da ancak diktatörlüklerde olur yahu!
  6. ona verilen ideoloji gereği, fransız devrimi'ni, ruhban sınıfının inançlarına saldırıda bulunulan bir darbe olarak yorumlayacaktır. cinnet lan. ben çocuğumu o okuldan alırım.
  7. ileride çocuğuma model olmasını istemediğim kişidir. çocuğun etkileşime en açık olduğu dönemde kendisinden üstün otoritenin açık açık bir görüşü dikta etmesi kabul edilebilir birşey değil.
  8. türbanlı öğretmen direkt olarak bir ideolojinin bekçisidir. önündeki kişiyi rol model almaya hazır minicik beyinleri bir öğretmenden çok bir din elçisinin önüne koymaktan başka bir şey değildir bu durum. kişi bilinçli olarak böyle davranmasa bile çocuk beynindeki yansıması ne şekil olacak sanıyorsunuz?

    düşük seviye okullarımızda kesinlikle olmaması gereken kılıktaki öğretmendir.

türbanlı öğretmen hakkında bilgi verin