şükela:  tümü | bugün
5 entry daha
  • şayet islam dininden anladığımız sadece kendi mezhebimiz/perspektifimiz değil ise, islam dininde yeri "olan" bir uygulamadır. hatta sadece türbe ziyareti değil, türbede dua, türbede yatmakta olan kişiden bir şeyler istemek gibi fiiller de islam dininde ve özellikle de sufi gelenekte bulunan köklü uygulamalardandır.

    bu gibi uygulamalar, 1900'lü yıllarda suudi arabistan'da vahhabiliğin yaygınlaşmasından sonra şirk olarak nitelendirilmiş ve sadece türbe ziyaretleri değil, türbelerin kendisi dahi bir sorun olarak görülmeye başlanmış ve ülke çapında peygamberin (ve yanı başındaki hz. ebu bekir ve hz. ömer'in) mezarları üzerindeki yeşil kubbeli yapı haricindeki bütün türbeler yıkılmıştır. (aynı uygulamalar çerçevesinde peygamberin mezarının bulunduğu bu yapı da yıkılmak istenmiş, ancak islam dünyasının tepkisi üzerine suudi yetkililer geri adım atmıştır.) pek çok tarihi eserin de yıkıldığı bu süreç, aynı zamanda medeniyet yok edici bir özelliğe de sahiptir.

    türbe ziyaretlerinin türkiye'de şirk olarak görülmesi ise, cumhuriyet döneminden sonra yaygınlaşmıştır. hilafetin kaldırılması, türkçe ibadet gibi pek çok islami öğe ve pratiğin yanı sıra türbe ziyaretleri de "aslında islam'da yeri olmadığı" argümanı ile gerekçelendirilmiştir. (günümüzde başörtüsü yasağını gerekçelendirme adına kullanılan "kuran'da aslında başörtüsü diye bir şey olmadığı" yönündeki argümanlar da aynı silsilenin devamıdır.) (bkz: #20963510)

    türbeler, türbe ziyaretleri ve bu ziyaretlerde gerçekleştirilen ritüeller, büyük bir medeniyetin içerisinde köklü bir yeri olan ve dolayısıyla da geniş bir antropolojik değerlendirmeyi hak eden bir gerçekliklerdir. sadece dindarların ya da müslümanların değil, dünya üzerinde anadolu'nun ve daha geniş anlamda islam dünyasının tarihine ve kültürüne ilgi duyan herkesin ilginç bulabileceği bu gibi dini/kültürel pratiklerin günümüz türkiyesinde cahil meşgalesi olarak görülerek küçümsenmesi, toplumun kendi kültürüne ve geçmişine yabancılaşmış olmasının bir sonucudur.

    ana tema:
    (bkz: islam/@derinsular)
  • ezberlenmiş kimi ifadelerle islam'da yeri olmadığı iddia edilen ziyaretlerdir.

    söz konusu ezberlenmiş ifadelerin karşılık geldiği kültürel kod "hurafe"dir. bu ezberlerin en tipik örneklerinin, "islam'da türbe ziyaretlerinin yeri olmadığı", "islam dininde sadece allah'tan bir şey istenebileceği" ve "islam dininde allah ile kul arasına hiç kimsenin giremeyeceği" olduğu söylenebilir. (fatiha suresinde yer alan "yalnız sana kulluk eder, yalnız senden yardım isteriz" mealindeki ayet de bu çerçevede hatırlatılır.)

    bu türden ezberleri dile getirenlerin kabir ziyaretlerinin ölümü hatırlatan önemli bir islami pratik olduğunu düşünmeleri ve özellikle dini bayramlarda buna dikkat etmeye çalışmaları, günlük hayatlarında insanlardan yardım istemekte bir mahzur görmemeleri (yani alıntıladıkları ayetin ikinci kısmını gözardı etmeleri) ilginçtir. zira, islam'da bu dünya öbür dünya ya da madde mana gibi laik ayrımlar yoktur ve ayet hükümleri, "aynen kitapta yazıldığı gibi" anlaşılmak durumundadır.

    türbe ziyaretlerini ve bu ziyaretler esnasında gerçekleştirilen ritüelleri "taşlara tapıyorlar" şeklinde eleştiren vahabi düşüncesini tasdikler hale gelmiş türkiyeli müslümanların hacca gittiklerinde hacerü'l esved'i öpebilmek için birbirlerini ezmeleri ise trajikomik bir hadisedir.

    türbe ziyaretleri konusunda bu denli tepkili olan insanların "rüyalara giren ak sakallı dede" rivayetlerinden rahatsız olmamaları da ayrıca ilginçtir. evliyanın zaman zaman insanların rüyalarına girebildiğine ve onlara yol gösterdiğine inanabilen insanların, kimi müslümanların evliyadan bir şeyler istemelerinden rahatsız olmaları bir parça çelişkili gibidir.

    bu kişiler herhalde "kendi gelirse tamam, ama ben kendim gidip istemem" gibi bir düşünceye sahipler. belki de kendilerini ağırdan satıyorlardır.

    ana tema:
    (bkz: islam/@derinsular)
  • şii inancında, dinde "yeri olmak" bir yana, dinin "merkezinde olan" bir pratiktir. suudilerin iranlılara yönelik tepkilerinin en büyük nedeni de, şii inancında gerek yaşayan gerekse ölü imamların inanç içerisindeki merkezi önemidir.

    anadolu'daki cumhuriyet öncesi müslümanların pratiklerine bakıldığında, islami anlayışlarının vahabilerinkine değil, şiilerinkine yakın olduğu görülür. anadolu'nun türbelerle dolu olmasının nedeni de zaten budur. zira anadolu'da (ve islami coğrafyanın çoğu yerinde) hakim olagelen islami gelenek, tasavvuf geleneğidir. burada dikkat edilmesi gereken nokta, sadece bektaşiler gibi alevi sufilerin değil, sünni sufilerin de bu konudaki uygulamalarının aynı olmasıdır. yani bu konudaki ayrım, sünni-sufi değil, sufi-vahabi şeklindedir.

    bugün bu türden yorumların şaşkınlıkla karşılanması, cumhuriyet sonrasındaki "diyanet islamı"nın, anadolu'da hakim olagelen sufi geleneğe değil, vahabiliğe yakın olmasından ileri gelir. diyanet işleri, yıllar içerisinde, (1) vahabiliğe çok daha yakın olan bir islami söylemi hakim kılmış, (2) böylelikle sufi geleneğin hem alevi hem de sünni kanadından uzaklaşmış, dahası, (3) daha çok sünni kesim üzerinde etkili olduğu için (aralarındaki tasavvufi bağı ortadan kaldırmak suretiyle) bu iki kanat arasındaki mesafeyi de açmıştır.

    ancak bu durum, cumhuriyet ideolojisinin vahabiliğe yakın olduğu anlamına gelmez. çünkü kemalizm, genel anlamda islami pratiklere cephe almıştır. islami kültürden türbe ziyaretlerini söküp atmak istediğinde vahabice bir tavır alırken, arap kültürü ile bağlantısı olan kıyafetlerin terk edilmesini istediğinde islam dininde hiçbir kıyafetin dini addedilmediği yönündeki yorumları sahiplenmekte bir sakınca görmemiştir. hilafetin kaldırılması söz konusu olduğunda dahi, mustafa kemal, istediği yönde konuşacak hocaları bulup meclise getirip konuşturmaktan ve "bu zat beni islamiyette halifelik diye bir şey olmadığına bilaşüphe ikna etti" mealinde sözler sarf etmekten çekinmemiştir. (#20963388)

    ana tema:
    (bkz: islam/@derinsular)
  • günümüzde daha çok "kısmet bulma" gibi maruzatların arzı için yapılan türbe ziyaretleri, geçmişte daha geniş bir yelpazeye yayılan konularda şifa bulma amacıyla gerçekleştirilirdi.

    herbirinin ayrı bir derdin şifasına vesile olduğuna inanılan bu mekanların izlerini kimi zaman bugün dahi sırf halk arasında anılan isimlerine bakarak sürmek mümkündür. (örnek: koca mustafa paşa'da medfun olan "uyku baba".)

    ana tema:
    (bkz: islam/@derinsular)
  • türbe ziyaretleri tasavvuf kültürünün bir parçası olduğu için, türbenin içine ve civarına bez/çaput bağlama gibi pratiklere şii kültüründe de rastlanır.

    bir dileği olan kişi, türbeye bir bez parçası (çaput) bağlar. bu bez parçası, bağlayan kişi daha sonra tekrar oraya gelip onu oradan çıkartana dek orada kalacaktır. zira türbe ziyaretinde bir dilekte bulunan bir kişinin aynı türbeyi yeniden ziyaret ederek orada medfun olarak kişiye tazimde bulunması esastır.

    bu konuda yaşanan en ilginç kültürel hoşluklardan biri, şii türbelerinde bir tarihten sonra bez parçaları kadar asma kilitlerin de kullanılmaya başlanmış olmasıdır. gerek kullanımlarının daha kolay olması, gerekse kimi dilek sahiplerinin ikinci gelişlerinde bağladıkları bezleri yerinde bulamamış olmaları, böyle bir pratiğin yaygınlaşmasına neden olmuş olabilir. söz konusu pratikten, aslolanın bez ya da kilit değil, bu uygulamanın sembolize ettiği "ikinci ziyaret sözü" olduğu anlaşılabilir.

    ana tema:
    (bkz: islam/@derinsular)
  • türbe ve yatırlar diyarı istanbul'da en çok ziyaret evliya kabirlerinin listesi aşağıdadır:

    eyüp: eyüp sultan, ümmi sinan, ebu-d dürda, ethem baba (hz. halit'in sakası), karyağdı baba, ballı baba, şeyh küçük hüseyin, kaşgari mustafa efendi, şeyh kaşgari abdullah, şeyh isa geylani, şimşir baba, yedi kardeşler (fatih ilk şehitler), evlice baba (fatih'in meşk hocası), abdülhaki nurî baba, hüseyin nazmi eyyübi

    eminönü: mukaddes emanetler, sancaktar baba, abdurrahman-ı sâmi (hz. halit'in alemdarı (ayasofya)), düğümlü baba (sultan ahmet karşısı), tezveren ali dede (kaymakamlık yanı), sultan süleyman, baba cafer, ali baba, şeyh abdurraif samadani, bekri mustafa, şeyh davut (tahtakale), kıble dede (kıble sokak), mehmet geylanî, ali geylanî (nimet abla yanı), muhterem efendi, alibaba, akbıyık sultan

    fatih: hırka-yı şerif, fatih sultan, yavuz sultan, koyun baba, keskin dede (kumrulu), şeyh yakub-el hilvani (bozdoğan kem.), derviş baba

    şehzadebaşı: şeyh vefa, helvacı baba, üryani dede, şeyh abdüllatif, şeyh fethullah, laleli baba, 18 seymenler (fatih'in ordusu)

    yedikule: şeyh mehmet dede

    aksaray: şeyh muslihittin, şeyh ekmelüddin (sofular hamamı tekkesi), oruç baba (çapa), hamal dede, şehsuvar baba (kumkapı), tezveren dede (nişanca)

    zeyrek-unkapanı: nalıncı memi dede, şeyh ahmet buharî, horoz dede, eskici baba, gül baba (gül camii, cibali), aya dede, şeyh yorgancı emir efendi, hacı emin tokadi, yavuz er sinan

    koca mustafa paşa: şeyh sümbül sinan, şeyh adli efendi, ramazan mahfi, daye, hatun (cafer bin şemre'nin hanımı), çifte sultanlar (hz. fatma ve sakine, hz. hüseyin'in kızları), uyku baba

    balat-ayvansaray: ahmed-el ensarî (alemdar), hamidullah-el ensarî, ebu şeybet-el hudrî (hz. muhammed'in süt kardeşi), toklu dede, ebu zerr-i gaffarî, abdullah-el hudrî, muhammed-el ensarî (ensar dede), abdullah-el ensarî (yol üstü), cafer bin ensarî, cabir bin şemre (hz. eyüb'ün alemdarı), ya vedud sultan, hz. ka'ab, [hasan, hüseyin, hüsam ibnî abdullah (sultanhamam)], yatağan baba, hoca ali, ayvaz efendi

    topkapı: merkez efendi, merkez musa muslihittin (mevlana kapı), seyyid seyfullah, seyyid nizamettin, veli sultan, takkeci baba (silivri kapı), elekçi baba (kılıçcı ali baba)

    eğrikapı: abdüssadık amir ibni same, hz. hafir (hz.halit'in yeğeni), hz. şu'be, şeyh molla muhammet, cemaleddin uşşaki (kutbu-l azam)

    karagümrük: nurettin cerrahi, mehmet dede (ali paşa cad.), aşki muzaffer özak, evrenos dede, veliüddîn cerrahi, hüsameddin cerrahi

    edirnekapı: ebu said-el hudri, ekmekçi baba (fatih'in elçisi??), göbek dede, keçeli dede, kavas baba, emir buhari (tekke), şeyh nimetullah, şemsüddin ahmet, şeyh nizam, sahabe (suriçi), selamsız baba (selamsız)

    üsküdar: aziz mahmud hüdaî, cennet efendi, gizlice evliya, ebu derda, karaca ahmet, süt baba, iskender baba, hasır baba, şakul baba, kartal baba, hayrettin çavuş, seyyit selami (kısıklı), haşim baba (seyyid haşim mustafa - tekke), süleyman baba, fehmi baba, kuşçu baba, mevleviler, havlucu baba, üç gelinler (doğancılar), çalılı baba (ümraniye), çamlıca baba, şeyh ali rıza (tekke kapısı, tekke içi sk), şeyh mehmet muhtar efendi, şeyh mustafa ebrar efendi

    kadıköy: haydar baba, kadiri mahmud baba

    rumeli hisarı: durmuş dede, ismail maşuki (kayalar mescidi)

    beşiktaş: şeyh yahya efendi, şeyh süreyya, şemsi nûrî-abdülhay efendi, hasan haydi, tuz dede, ahmet turani (dolmabahçe camlı köşk karşısı), neccarzade mustafa rızaeddin, şeyh zafir (muhammed zafirî, kutbu-l arifin)

    göztepe: şahkulu sultan, çoban musa baba, gül baba, mah baba, fakir baba, gözcü baba, mansur ali baba, seyyid ali baba, buhur baba

    beykoz: yuşa hazretleri, kırklar sultan, akbaba, leblebici baba (uzun evliya)

    kabataş: çizmeci baba

    karaköy: amr bin as, süfyan bin übeyne, vehb ibn huşeyre (yeraltı camii), yunus dede (perşembe pazarı)

    sarıyer: telli baba

    küçükbakkalköy: ali gazi baba (hal yanı)

    bakırköy: zuhurat baba, derya ali baba (kazlı çeşme)

    beyoğlu: sofu baba, ismail-i rumi (kadiriler yokuşu), koyun dede (galata balıkpazarı), tezveren hasan baba (cihangir camii), şeyh galip, ismail ankaravi, isa dede, esrar dede, süpürgeci baba (cihangir), mum yaktı baba, gül baba (galatasaray lisesi), ekmekçi baba (kadiriler yokuşu)

    kasımpaşa: seyyid hasan, hüsameddin uşşaki, divane abdi dede, lohusa kadın

    meczuplar: ebul kilab hasan baba (köpekler babası), şekerci ahmet baba, saka baba, eskici süleyman baba, adam-ol mehmet efendi (beykoz), aşık dede (beykoz)

    bunlara ek olarak, bir de istanbul türbeler müze müdürlüğü'nün bir listesi vardır. bu liste yukarıdaki ile keşişse de tamamen aynı değildir: http://www.kultur.gov.tr/…ge/1-45424/eski2yeni.html

    ana tema:
    (bkz: islam/@derinsular)
  • türkiye'de tek parti dönemi'nin başlamasının hemen ardından yasaklanmış, tek parti dönemi sona erdikten kısa bir süre sonra ise yeniden başlamıştır.

    tarihçi cemil koçak, star gazetesinde yayınlanan 3 temmuz 2011 tarihli yazısında türbe ziyaretlerinin hem yasaklanış hem de yeniden serbest kalış sürecini özetler: http://www.stargazete.com/…belerdi-haber-363717.htm

    ana tema:
    (bkz: islam/@derinsular)
4 entry daha