şükela:  tümü | bugün
  • türk ailesi çocuğu ile tatile gittiğinde "iki dakka bi yüzüp güneşlenemedim senin yüzünde beee. git kendi başına oyna" gibi ifadelerle çocuğu azarlayıp gönderir.
    amerikalı aile çocuğu ile tatile gittiğinde bütün gün onunla oynar, birlikte yüzer, aktivitelere beraber katılır, cesaret isteyen aktivitelerde onu cesaretlendirir vs.
  • türk ailesinde evlat kendi ayakları üzerinde duruncaya kadar yardım edilir.
    conilerdeyse daha lisede git kendi paranı kazanmaya başla düşüncesi diretilir.

    türk ailesinde aile bağları sıkıdır.
    coniler yeri geldiğinde kendi babasını bile sittir eder.

    (bkz: bu böyle gider)
  • türk ailesinde cinsellik tabudur. amerikalı ailede normaldir. ki normal olması zaten normal olanıdır.

    türk ailesinde, tv'de öpüşlü yiyişli film çıktığında, hoşnutsuzluk nidalarıyla kanal değiştirilir. değiştirilmezse başka yerler bakılır, utanılır filan.
    amerikan ailesinde pek kimse dikkat etmez buna. neden? çünkü normal bir durum bu.

    amerikan ailesinde cinsel içerikli bilgilerin çocuğun gelişimi için gerekli olduğu bilinir ve ergenlik döneminde korunmayla ilgili bir sürü bilgi aktarılır.
    türk ailesi zaten her şeyi arkadaşlardan yanlış yunluş öğrenen kişiler tarafından oluşturulduğu ve utanıldığı için bir bok öğretilmez. sadece kızlara, kızlığını koru; erkeklere de bolca hatun götür denir.

    elbette her türk ve amerikalı aile bu kriterlere uymaz. farklılıklar olabilir. ama genel bağlamda böyle gibi..
  • aklıma "türk malı vs married with children" örneğini getirdi.
    bu arada kesinlikle dizi karşılaştırması değildir. al bundy filozoftur.
  • evladı 18 yaşına geldiği zaman evden atmayan ya da masrafa katkıda bulunmasına zorlamayan, evlenirken a' dan z' ye her ihtiyacını karşılayan ve düğününü yapan, askerdeyken harçlığını gönderen, boşandığında büyüdüğü evine geri dönmesi halinde ona kucak açan, ağır hastalandığında tedavisi uğruna evini arabasını ve her neyi varsa satan, emekli ikramiyesi ile evladına ev alan, çocuğunu okutmak için "ceketini satan", ya da okutamadığı için kendini asan (mesela bir simitçi vardı) kişiler türk ailesine mensuptur. bunları yapmayan kişiler de amerikalı aileye tabii olabilir, alman ailesi de olabilir sanki.
  • demografik olarak : amerikan ailelerinin %28'i boşanmış, çocuğun tek ebeveyn (genellikle anne) ile beraber yaşadığı ailelerdir. (kaynak: us census bureau), türkiye'de bununla kıyaslanabilir bir oran mevcut değildir.
  • türk ailesinde gecenin bir yarısı kapıya gelen komşu geri çevrilmez. zira illa ki vardır bir sıkıntısı. amerikalılar ise kapıyı bir karış açıp "ne var lan!" edasıyla yaklaşır olaya ya da kapıyı açmaz bile.
  • işe giderken yazmayı unutmuşum;

    iki ailede de gözlemlediğim, türk ailesi evladı uyuşturucu batağına girdiğinde ailecek seferber olur, hatta buna amca dayı da dahildir.

    elin conilerindeyse bir intervention şeklinde bir seferberlik vardır.

    aradaki fark ise birisinde evladı olduğu gibi maddi-manevi şekilde destek olunur, diğerinde ise sadece süpriz parti tadında konuşmalar yapılır. yani biri sözde kalır, diğeri ''öze'' işler.
  • konu cinsel eğitim ve öznesi de babalar olduğunda büyük farklılıklar çıkıyor ortaya gördüğümüz kadarıyla. yok lan, amerika falan görmedim; filmlerden öğrendik az çok bir şeyler. amerikalı ailede görülelen, kalender, hoşgörülü, barbeküsever, çim biçme makinası sahibi baba figürüdür genellikle. takdir edersiniz ki türk babasının ne samimiyetini, ne zekasını, ne de kızgınlığını alabilmiştir.

    - canıtın endırsın... gel buraya genç adam.
    + efendim baba, bir sorun mu var?
    - hayır evlat... umm. sadece bazı şeyleri konuşmak için doğru zamanın geldiğini düşündüm.
    + dinliyorum baba.
    - anneni nasıl tavladığımı anlatmış mıydım sana evlat?
    + baba lütfeeen. yine başlama. bin kere anlattın. 63 yazında, corciya parkında bir kır gezintisinde tanışmıştınız.
    - hahah! bravo evlat. iyi bir hafızan var. peki ilerisini merak ediyor musun?
    + nasıl yani baba?
    - nasıl dünyaya geldiğini genç adam. merak etmiyor musun?
    + anlayamıyorum baba?
    - evlat. nasıl doğduğunu merak ediyor musun?
    + etmiyorum baba. annem seks hakkında her şeyi anlattı.
    - anlattı mı? cisıs krayst! peki kafana takılan bir şey var mı?
    + hayır baba..
    - hahah peki genç adam. o zaman şimdi gidebilirsin.
    + sağol baba.
    - bu arada sakın korunmayı unutma seni koca budala. hahaha!

    bunun gibi bir diyalog ülkemizdede yoktur. şahsen böyle bir cinsel eğitimi ailemden almadım, alanı da bilmiyorum. sormayın bana nasıl bir şeydir ebeveynle seks hakkında konuşmak. ki allah korusun konuşmasınlar bi zahmet. ama alan varsa çok merak ediyorum. ben eğitimimi mahallemizin abisi hakan abi ve eve sokamadığı için bodrumda sakladığı playboy dergilerinden öğrendim.

    görüyorum bazen, pedagogun birisi çıkıyor ve “eğer çocuğunuza bu eğitimi vermezseniz bıybıybıy olur. ileride gelişimi bikbikbik olur. konuyu kavrayamaz, sevgilisi olmaz, çükünün yerini bulamaz vs” gibi ileri geri konuşuyor. şimdi, ailesinden böyle bir eğitim almayıp konuyu kavrayamayan var mı aranızda? muhtemelen yok. yani çocuğunuz olsa ve yirmi yaşına kadar ona ”seni leylekler getirdi” deseniz ve bir leylekle baş başa bıraksanız, iki tane de mum yaksanız, bir de inceden bir müzik koysanız içgüdüsel olarak çocuğunuz leyleğe çakmaya çalışacak. çocuğun hayvanlığı değil, bu böyle...

    velhasıl, bu eğitimi her insan evladına tam anlamıyla verecek kişi ve kişiler var. bakmayın siz o çok bilmiş pedagoglara. asıl bu işi ebeveynle konuşmak kişide sarsıntı ve travma yaratır. zira o zamana kadar kafanda yarattığın baba figürünün mahalledeki arkadaşın gibi konuşması insana garip gelir. zaten türk babası ”anneni şöyle tavladım”, “sen şöyle doğdun, o gece şöyle şöyle oldu” demez. en fazla şöyle bir diyalog geçer.

    - hamdi, gel buraya evladım.
    + baba bilgisayar oynuyorum bi saniye, gelcem şimdi.
    - gel lan buraya, kırarım o ekranı kafanda şimdi.
    + pardon baba. geldim.
    - otur şöyle yanıma, ciddi şeyler konuşcaz şimdi.
    + peki baba.
    - oğlum, kızlarla aran nasıl?
    + öhm... iyi baba.
    - aferin. peki kuş ötüyo mu?
    + n-ne?
    - evladım anlamamazlıktan gelme kuş ötüyo mu, ötmüyo mu?
    + eee, baba...
    - lan konuş işte. kamışa su yürüdü mü?
    + eee. aslında yani. eee. şöyle yanii. ee. şey. evet baba.
    - hahaha! keraneci seni. şimdi hadi git odana. bu arada abdest almayı da unutma. cenabet cenabet gezme evin içinde kafanı kırarım.
  • türk ailesi, evladına yardıma ihtiyacı olmasa dahi zorla yardım etmeye çalışır. amerikan ailede çocuk yardım istese de yardım edilmesi çok nadirdir.

    cinsel eğitimsizlik meselesi yukarda belirtilmiş zaten. fakat cinsiyetinin erkek olduğunu tahmin ettiğim bir yazar cinsel eğitimin aileden alınmaması gerektiğini, çocuğun oradan buradan duyduğu bilgilerle zaten cinselliğin ne demek olduğunu kolayca öğrenebileceğini söylemiş. ne yazık ki kadınların açısından hiç mi hiç bakmamış. türkiyede birçok kadın vücuduyla barışık değil, hatta vajinasının yerini dahi bilmiyor. (evet ne yazık ki.) bunu çevrenizde gözlemleyebilirsiniz. vücudunu tanımayan kadınlar ortaya çıkıyor. ve cinselliği dergilerden, hakan abilerden öğrenmiş olan kocası da bu kadına pek yardımcı olamıyor bu konuda. sonuç: sadece erkeği tatmin etmeye yönelmiş bir seks hayatı ve iki taraflı mutsuzluk.

    amerikan kültürü çok mükemmel demiyorum, zira bu dünya üzerinde mükemmel gelişmiş bir kültüre tanık olmadım ve bunun imkansız olduğunu düşünüyorum. fakat bizim kültürümüzde, türk aile yapısında değiştirmemiz gereken çok şey var. hem kadınlar hem de erkekler için. insanlar için.