şükela:  tümü | bugün
  • devam etmekte olan dünya atletizm şampiyonasında göze çarpmaktadır. öncelikle şunu belirtmeliyim ki, ülkeler arası yapılan yarışlarda etnik köken zerre umrumda değildir. umrumda olan tek şey sporcunun yetiştiği ülkedir. bu yüzdendir ki fransa'nın, abd'nin, ingiltere'nin sporcu yetiştirme politikalarına hiçbir laf etmiyorum. çünkü adamlar sporcuyu çocuk yaştan itibaren yetiştiriyorlar ve sonuç olarak sporcu o ülkenin ekolüyle yetişmiş oluyor. bu adamın yetiştiği ülkeyi etnik kökenine bakmaksızın temsil etmesine hiçbir şey diyemem, saygı duyarım. bizim politikamız ise yetiştirmeyle yakında uzaktan alakalı değil. yaptığımız şey belli bir yaştan sonra başarı yakalaması muhtemel sporcuları transfer etmekten ibaret.

    son atletizm şampiyonasına katılan milli takımımızda 20 erkek sporcunun 8'i devşirme. kadınlarda ise 7 sporcudan 2'si devşirme. kaynak

    görüldüğü üzere son zamanlarda özellikle atletizmde devşirme sporcu olayını çok fena abarttık. spor bakanlığı ödeneğini sporcu yetiştirmek için değil, resmen sporcu transfer etmek için kullanıyor. problem devşirme için kullanmasında değil, sporcu yetiştirmek için kullanmamasında aslında. devşirme atletler ülkede spor altyapısı olduğu takdirde çok güzel bir politika oluşturabilir. fakat sporcu yetiştirmek için gerekli altyapımız olmadığından dolayı bu durum ülke sporu açısından bakıldığında utanç verici bir durum. resmen kulüp takımı gibi bir milli takımımız var. bu iş adı üstünde milli takım. temel prensip ülkelerin yarışması. olay bunun üzerine kurulmuş. bunun yanında bir de kulüpler şampiyonası var. bu iki kavramı boşuna ayırmamışlar değil mi? transfer yapılabilecek yer kulüpler tarafı, ülkeler tarafı değil. ancak biz etik olmayan bir şekilde sporcuları milli takıma transfer ediyoruz.

    bu noktada sporcuların asıl ülkelerinde gerekli tesislere ve imkanlara sahip olamamasını devşirme olayını yaratan nedenlerden birisi olarak görebiliriz. biz devşirmesek katar devşirir, bahreyn devşirir diyebilirsiniz. ya da sporcuyu imkansızlıklar içinden çıkardık ve bizim sayemizde spora tutundu diyebilirsiniz. sonuna kadar haklısınız. bu sistemde böyle bir açık olduğu gerçek. temel sorun bu aslında ama çözümü pek mümkün değil. çok derin sistem eleştirileri yapılabilir bu konu üzerinden çok derin bir konu. buna girmeyeceğim. fakat bu saydığım yumuşatıcı sebeplere rağmen devşirme politikamızda etik olmayan kısımlar var.

    bir sporcuya kucak açmak için belli bir yaşa gelmesini ve başarılı olmasını mı beklemek gerekiyor? (iaaf kuralları gereği devşirme atletlere yaş engeli gibi bir durum var mı diye baktım ve yok böyle bir kural. gözümden kaçan bir kısım varsa uyarın lütfen. iaaf ülke temsili kuralları]) yani belki de oldukça potansiyelli bir sporcu çocuk yaşta imkansızlıklar yüzünden gelişim gösteremedi ve sönüp gitti. bu adamlara neden kucak açmayıp başarısını kanıtlamış adamlara yönelerek hazıra konmak istiyoruz? madem devşirme olayını kabullendik, çocuk yaşta imkansızlıklar içindeki sporcuları da devşirelim o halde. neden hep belli bir yaştan sonraki sporcuları tercih ediyoruz? neden potansiyelli bir sporcuyu çocuk yaştan itibaren alıp yetiştirmiyoruz? işimize gelmez çünkü işin içinde yetiştirme işi var. ihtiyacımız da yok zaten çocuk devşirmeye. binlerce potansiyelli türk genci var fakat spora yöneltemiyoruz, yöneltsek dahi yetiştiremiyoruz. o iş bizim işimiz değil ne yazık ki. ülkedeki tüm spor dalları için neredeyse bu durum böyle. 80 milyonluk ülkeden sporcu çıkmamasının nedeni sporcu yetiştiremememiz. bilmiyoruz bu işi. spor geleneğimiz yok, sporcular para kazanamıyor ve meslek olarak görülmüyor sporculuk.

    bir ülkede spor geleneği olmadan spor gelişmez! ne yaparsanız yapın. devşirme sporcular başarı kazandıkça bir nebze gündem oluşturuyorlar ve genç sporcu adaylarına örnek teşkil ediyorlar. devşirme olayının tek faydalı yönü bu. fakat ülkede halihazırda bir spor geleneği ve sporcu yetiştirme ekolü olmadığı için hevesli gençler için macera başlamadan sona eriyor. en basiti okullarda beden eğitimi dersi adı altında "kantinde sohbet etmece" dersleri yapılıyor. okullarda öğrencilerin sporla olan ilişkisi neredeyse sıfır. sporcuların ikinci sınıf insan muamelesi gördüğü, çıkıp şampiyon olmadığı sürece hayatını idame ettirebilecek para bile kazanamadığı bir ülkede* beden eğitimi dersinin böyle bir durumda olması şaşırtıcı değil.

    çözüm aslında basit. spora olan ilgiyi yükseltmek. en basitinden size bir örnek vereyim. hem de türkiye'den. son zamanlarda ülkede bir okçuluk furyası var. ulusal kanallarda okçuluk müsabakaları yayınlanıyor, malum şahsın oğlu*çıkıp televizyona ok atıyor ve" bu bizim ata sporumuz" diyor, okullarda okuçuluk kulüpleri açılıyor, birçok yerde okçuluk tesisleri açılıyor vesaire. ve gerçekten bir ilgi oluşuyor. boşa gitmiyor bu yatırımlar. en az 5 tane arkadaşım okçuluk kulübüne yazıldı. sporla uzaktan yakından alakası olmayan insanlar hem de bunlar. elimizde böyle güzel bir örnek varken neden diğer sporlarda da böyle sistemli bir politika izlemek yerine devşirmede ısrar ediyoruz? kendisi sonradan dopingli çıksa da elvan abeylegesse yıllar önce kazandığı başarılarla bir jenerasyona örnek olmadı mı? peki nerede bu örnek olduğu sporcular? kaç tane sporcu çıkardık o günden bugüne atletizmde? çıkanlar da dopingli çıkıyor**.

    özetle devşirme olayını bir politika haline getiriyorsan altyapısını da hazırlaman gerekiyor. devşirdiğin atletler başarıya ulaşsa bile önemli olan onların yarattığı etkiyle spora yönelen sporcuları yetiştirip, düzenli olarak şampiyonalara gönderebilmek. aksi takdirde politikan havada kalır. sonsuza dek devşirecek değilsin ya.
  • saab'dan otomobil alıp "yerli otomobil prototipi "diye yutturmaya çalışan zihniyet için normaldir.