şükela:  tümü | bugün
  • olmayan politikadır.
    zira politika en azından belirli bir zaman diliminde süregelen yönetim eğilimiyse, türkiye'de bundan yoktur.
    hem ab'ye girmeye çalışıp ırak'ın yanından yemeye çalışan çok marjinal fikirlere sahip danışmanları olan serseri mayın bir ülkenin deyimidir.
  • farkli ülkelerden gelen bir turist grubu, sehir merkezinde bir cafeye gitmisler ve birer kola ismarlamislar.
    kolalar gelince bardaklarinda birer kara sinek oldugunu görmüsler.
    ingiliz yeni bir bardakta yeni bir kola istemis.
    isveçli ayni bardakta yeni bir kola istemis.
    finlandiyali sinegi bardaktan çikardiktan sonra kolayi içmis.
    rus kolayi sinekle birlikte içmis.
    çinli sinegi yemis, kolayi içmemis.
    yahudi sinegi yakalayip çinli'ye satmis.
    yunanli kolanin yarisini içtikten sonra itirazederek yeni bir kola istemis.
    norveçli kolayi içtikten sonra bardaktaki sinegi balik yemi olarak kullanmis.
    irlandali sinegi ezip kolayla karistirmis ve ingiliz'e içirmis.
    amerikali cafeye tazminat davasi açmis ve 10milyon dolar kazanmis.
    türk ise olayi siddetle kinamis.
  • (bkz: bos besik)
  • "dosta guven dusmana korku veren kahraman mehmetcik..." girizgahli cumleye benzer turk dis politikasi..lakin tek bir farkla dosta da dusmana da guven vermeyen bir politika olarak surdurulmustur senelerce..
    korfez savasi sirasinda gordugum bir amerikan dergisinde "turks are allies but not friends.." baslikli bir makale bulunmaktaydi, tam da bu konuya isaret eden..yani "turkler muttefik (guya) ama dost degil.."
    hep ucuz cikarlarinin pesinde kosmus, yalaka, sahsiyetsiz, sozunu dinletemeyen, ama bir ani bir anina uymayan, politikacilarinin bir koyup 3 aldigi, yetmisiki saat icinde bir komsusunun baskentinde olacagi soylemini cekinmeksizin verebildigi, borc batagina saplanmis olmanin ezikligiyle kime yamanacagini bilemeyen saskinlar tiyatrosu seklinde cereyan etmekte yillardir..bir partinin ya taksim ya olum sloganiyla yaklastigi kibris bir baskasi icin sorun olarak yaftalaniyor, sorundan da ote abye girisin anahtari olarak gorulebiliyor..boylesi bir cizgisizlik, boylesi bir degiskenlik..
    sozun ozu yoktur boyle bi$ii, turkiye'nin dis politikasi o anlik cikarinin uygun oldugu yondedir, burada yanlis olan "cikar" kavrami degildir, ki zaten tum uluslar dis politikalarini cikarlari cercevesinde kurarlar, yanlis olan hatali olan anlik yaklasimlarimizdir, cizgisizligimizdir..turkiye'nin dis politikasi falan yoktur, diger ulkelerin turkiye politikalari ve bunlarin bizim nezdimizdeki sonuclari vardir..
  • baskın oranın editörlüğünü yaptığı ve her siyaset bilimi/uluslararası ilişkiler öğrencisinin başucu kitabı olması gereken 2 ciltten oluşan eser.
  • ataturk'un soylevde tanimladigi sekil:

    ''ulusumuzun, guclu; mutlu ve saglam bir duzen icinde yasayabilmesi icin, devletin butunuyle ulusal bir siyasa gutmesi ve bu siyasanin ic orgutlerimize tam uyumlu ve dayali olmasi gereklidir. 'ulusal siyasa' demekle anlatmak istedigim sudur: ulusal sinirlarimiz icinde, her seyden once kendi gucumuze dayanarak varligimizi koruyup ulusun ve yurdun gercek mutluluguna ve bayindirligina calismak; gelisi guzel, ulasilamayacak istekler pesinde ulusu ugrastirmamak* ve zarara sokmamak*, uygarlik dunyasinin uygarca ve insanca davranisini ve karsilikli dostlugunu beklemektir.''
    nutuk, 2nci cilt (orgun yayinevi, onuncu baski, s.255)
  • genellikle dolgu yapmak ve tartar oluşumunu engellemekle geçer türk dis politikası en son kardak krizinde de dolgu yapmıştır.
  • yıllardır ''hiçbir şey'' söylememeyi seçen bir politikadır.

    ''abd ab'ye üye olsa bunların hiçbirini yapamazdı''

    televizyonda dönen ırak vahşetini seyreden sekiz yaşında-ilkokul üçe giden kardeşimin konuya dair yorumu.gayet salakça...ulan bi kere amerika avrupa'da mı gerzek?bunu da mı öğrenemedin?içine edeyim okuyacağın okulun...

    televizyonlarda ne güzel şeyler vardı önceden...hayat ağacı vardı örneğin,cesur ve güzel vardı.sonunda bölümle ilgili sorular sorup çamaşır makinası veriyorlardı.bizde de tam otomatik çamaşır makinası yoktu o dönem,merdaneli ise valide hanımı perişan ediyordu.bazen yardım ediyordum anneme çamaşırları merdaneye sıktırma işinde.işte o çileyi biz çektiğimiz için belki de,bire karşı iki oyla dizi seyrediyorduk babama inat;diziyi pür dikkat izleyip televizyon kanalının telefonunu bekliyorduk,ama bizi hiç aramıyorlardı...o yüzden doğru dürüst haber izlenmezdi bizim evde.taa ki valide hanım bel fıtığı olup eve tam otomatik bir beko çamaşır makinası gelene kadar...dizilerin de boku çıkmıştı artık,hep aynı sakız gibi uzayan hadiseler sırayla birilerinin başına gelip duruyordu...artık evde akşamları haber izliyorduk!

    işte o zamandır,yıllar yılı ister istemez görmekteyim arkasında ''t.c dışışleri'' yazan tabelanın önünde konuşan ama bakan ama sözcü abileri-amcaları,tansu hanımı ya da...
    suriye'ye hırlama,kardak kayalıkları gibi koftiden birkaç istisna hariç birileri çıkar ve olan biten hakkında ''olumlu bulmaktayız'' ''olumsuz bulmaktayız'' şeklinde laflar eder durur... olumlu bulmak-olumsuz bulmak...yani birileri entry yazar gibi tarihi yazıyor,biz ise kayıtlı okuru olmuşuz aleme '' $ukela'' veya '' olmamış'' verip durmaktayız...seneler bunları izlemekle-dinlemekle aktı gitti...

    şimdi diyorum ki,bu ırak'ta olan biten hakkında bizim dışişlerinden biri olmuş/olmamış butonlarına basmak yerine çıkıp ''amerika ab ye üye olsaydı bunları yapamazdı ...'' desin.amerika'da özgürlük yok ki,refahı tabana yayma mefkuresi yok ki başkasına bir hayrı dokunsun desin... bunların tek derdi işgal ve yağma yapmak,ıraklılar adamların hiiiç sikinde değil desin...uğruna şekilden şekile girdiğimiz,kastırıp durduğumuz,gene de anlatamadığımız kopenhag kriterleri denen nane işte böyle haksızlıkları engellemek için,bu ruhu kabartmak için var;avrupa'nın da iyi bir bok olmadığını biliyoruz ama adamlar bu mevzuda haklı abicim desin...

    desin ki bir renk gelsin,bir tad gelsin..bunda öte şu memleketin de tarihin seyrine müsbet-menfi bir katkısı olsun.isterse öyle demesin-tersini desin ama ''bir şey'' desin artık... dinlerken yüzümüz kızarmasın artık,küfür etmeyelim içimizden ya da...

    bu lafı eden benim gerizekalı kardeşim amerika'yı hiç sevmiyor.''öyle artislik yapanı,savaş yapanı sevmem ben'' diyor.avrupa birliği'ni de sevmiyor,avrupa birliği yüzünden ilkokullara el yazısı ile yazma zorunluluğu getirilmiş...
    ama italya'yı seviyor.luca toni,alberto gilardino yüzünden...zaten başka da bir bok bilmiyor...

    ama bizim dışışlerinden daha iyi baktığı açık konulara,...ne olur biri çıkıp dese ''amerika ab ye üye olsa bunları yapamazdı'' diye.kaç pot kırıldı,neler oldu şimdiye kadar.en fazla ''biz öyle demedik,yanlış anlaşılmışız..'' denir kıvırılır...

    haddinden fazla saçmaladığımın farkındayım.amerika avrupa'da bile değil bir kere,bir veletin aklına kanıp ne zırvalıyorum ki? ama eski dışişleri bakanlarımızdan koca ekonomi profösörü tansu çiller ''rusya nato üyesi değil mi?'' demişken bırakın biraz olsun saçmalama hakkım olsun...bu salaklık genetik galiba...