*

şükela:  tümü | bugün
  • var boyle bir sey.

    su an yayinda olan dizilerin hemen hemen tamaminda gereksiz bir bagirma trendi var. nedenini cozbilmis degilim.

    ozellikle valide sultan tarafindan ziyaret edildigimde inanilmaz bir bagris cagrisa maruz kaliyorum. sevgili rtuk her seye mudahale ederken bunu nasil es geciyor anlamiyorum.

    bu durum yalnizca dram dizileri icin gecerli degil; komedi dizilerinde de ayni sey gecerli. sacma bir ses tonunda kocasina bagiran kadina gulmemiz mi bekleniyor? ya da birisinin acisini yasayabilmemiz icin sevgililerden birinin digerine haykirmasi mi gerekiyor?

    sette calisanlara, ses montajcilarina kolayliklar diliyorum.
  • kesinlikle doğru olan tespit.
    dizi izleyicisi değilim. hatta kesinlikle türk dizisi seyretmiyorum. ama ezkaza denk geldiğimde kapı çarpmaları ve her şeye verilen aşırı sinirli tepkiler yüzünden kafayı yiyecek gibi oluyorum.
    türk dizilerinin bu son zaman trendinin bir çeşit sosyal deney olmasından korkmuyor değilim. ya da o deneyin sonuçları açığa çıktı da sosyal mühendislik kısmına mı evrildi mesele acaba? herkesin içinden bir canavar fırlıyor birden bire. trafikte, sokakta, hatta oturulan bir mekanda...

    buradan hemen sosyal mesajımı vereyim: izlemeyin şu zımbırtıyı. şu saçmalıklara reyting vermeyin.
  • en iyi örneklerinden birini fox tv'nin (bkz: karagül) adlı dizisinde görebileceğiniz şahane mi şahane, ibretlik tespit. anneanne yüzünden her cuma akşamı fazla miktarda maruz kalmaktan kulaklarımda çınlama ve işitememe gibi sorunlarım oluştu. bir dizide her on saniyenin on birinde bağırılınabilir mi ya? işitme cihazı kullanmama ramak kaldı.
  • bir şairin dediği gibi:

    trendine trendine
    trendine bağırdım.
    bedava mı sandın
    para verdi bağırdım.
  • bir tek ben mi rahatsız oluyorum bilmiyorum ama, istisnasız tüm dizilerde, özellikle kadın karakterler, hiç durmadan bağırıp, çağırıp, çığlıklar atıyorlar.

    tamam, bir sahnenin özelliği gereği olabilir ama, sanki özel olarak birileri hiç durmadan bağırıp, çığlık atıyor.

    dizi izleyen filan birisi olmadığım halde ve televizyon olmayan bir yerde olmama rağmen, hiç durmadan gelen çığlıklardan inanılmaz rahatsız oluyorum.

    bunun bir çözümünü bulan senaryoyu kesinlikle seyretmeye söz veriyorum. birisi durdursun bu işkenceyi.
  • yerinde ve kıymetli bir tespittir. (bkz: türk dizilerindeki klişeler)'den biridir. nitekim külkedisi masalının mevcut sosyal şartlara adapte edilmiş hallerinde, bencil, çıkarcı, narsistik kadın karakterler ana unsur olmak zorunda gibi. hedefledikleri kitle nedeniyle de neredeyse bütün dizilerin (muhteşem yüzyıl dahil) temelde birer külkedisi adaptasyonu olduğu ortadadır.
  • bizimkiler izlediğinden mütevellit dikkatimi çeken durum. dizilerde herkes bağırarak konuşuyor, herkes inanılmaz sinirli. nedir bunun izahı çözemedim bizim cahil millet böyle mi seviyor?
  • oyuncuların çoğunun kalitesiz oluşundan ve rol yapmayı bilmediğinden kalitesizliklerini aşırı bağırarak veya hareketlerine aşırılık katarak aşmaya çalışmalarından kaynaklanmaktadır. kaliteli oyuncuların oynadığı dizilerde bu oran düşer.
  • türk dizilerinde; mutsuzluk, acı ve ızdırabın ön planda olmasından kaynaklanır.

    bizim toplumumuz böyle sever.
    önce ezileni, mağdur olanı ve haksızlığa uğrayanı görmek ister.
    sonuçta da bu kaybeden tayfanın, küçük de olsa bir zafer kazanmasını görüp, "nasıl da geçirdik" diye kendisi kazanmış gibi sevinmeyi sever!

    son 15 yıldır, hiç bir türk dizisi yoktur ki, oyuncular mutlu bir mimik sergilesin.
    hep kızgın, hep mutsuz, hep suratsız tipler!

    oysa benim çocukluğum ve gençliğim, mutlu ve komik tiplemelerin olduğu, her bölümünde toplumsal mesajlar verilen, adeta okul niteliğinde ve şimdiki gibi 2 film uzunluğunda olmayan dizilerle geçmişti.