şükela:  tümü | bugün
  • sizin ben kalite anlayışınızı s*keyim! bu nedir lan? siz bunlara dizi mi diyorsunuz?
    yıllardır televizyon izlemiyorum. gördüğüm anda sinirden o belime değen saçlarımı yolasım geliyor. sizler de bu aletin karşısına geçip g*tünüzü gere gere utanmadan, bitene kadar bu rezil görüntüleri izliyorsunuz!

    dram dram dram!
    başka hiçbir halt yok. alışılmış klişeleşmiş, artık klişenin de ötesinde...yani zeka düzeyiniz bu kadar mı düşük? çok merak ediyorum. ulan ben bunları üç yaşında ki çocuğa izletsem o bile anlar devamını...

    genellikle gidişat üç türdür.

    1.gidişat: bir kadın başrol, iki erkeği peşinden koşturur. birisi zengin, birisi fakirdir. ne hikmetse bu kadın hep birisine aşık olur. bu erkeklerden biri onu becermiş olur. aynı zamanda bir ara ''hamileyim, ne yapacağım?'' ayaklarına yatar. sonra ayrılırlar, tekrar barışırlar falan. unutmadan becerme sahnesinin günlerce reklamı yapılır. ve yazık ki sizler o ekranın karşısında olursunuz.

    2.gidişat: bu kez karşımızda bir aile var. bu ailenin genç bir kızı muhakkak vardır. bu kıza yazılmayan erkek kalmaz, kısıtlayan bir baba vardır ya da abi falan. abi komşu kızına aşık olur. kız kardeşi gece gezmelerine çıkıp kahpelik yapar. komşu kızı da evin genç kızının kankasıdır. kızın abisi, sevgilisi onu eve bırakırken yakalar. babasıyla birlikte hunharca döverler. siz de bunları izleyip; ''ay yazık kıza nasıl da dövdü abisi'' diye iç geçirirsiniz. hatta kızın durumuna ağlarsınız.

    3. gidişat: şirketler arasında geçen bir aksiyon dizisi. uuuuvvv!!!! şirket sahibi babanın yakışıklı oğlu şirkette çalışan müthiş güzel bir hatuna yazılır. babası şirkette şımaran oğlunun kredi kartlarını, arabasını ona verdiği tüm maddi imkanlarını elinden alır. hatta çevresini arayıp ''bu yavşağa iş vermeyin'' der. delikanlımız kızın güzelliğine kapılmış, onu becerdiği anları düşünürken, baba bir tarafta diğer şirketle kapışır. metresiyle yakalanmış fotoğrafları şirketine ''bir dost'' göndermiştir. ha bir de evde; bir aşağı, bir yukarı gezinen kokoş anne vardır. dernek toplantılarına falan gider işte. allah belanızı versin!

    bu kadar işte bu kadar! başka hiç bir b*k yoktur türk dizilerinde. komedi güzergahına hiç girmiyorum, bu vasat esprilere nasıl gülüyorsunuz hiç bir zaman anlamayacağım. akasya durağı neden hala yayında sanıyorsunuz? en uzun süre yayında kalan polisiyeye bakın arka sokaklar! cennet mahallesi' nden bahsetmek bile istemiyorum. bana bir tane izlenilebilecek güncel türk dizisi gösterin! yalnızca bir tane.

    sakın kimse bana gelip de bunun savunmasını yapmasın! doluyum çok dolu. bu diziler reyting aldıkça, ben salon kadını çizgimden çıkıyorum. offf ne acı ya! bu rezilliklere kilitlenen bir milletiz. yeter! biri buna son vermeli. yoksa sevişecek erkek bulamayacağım. inanın dizi izleyen bir erkekle sevişmem bile.

    şimdi gidip televizyonsuz evimde dergilerimi ve kitaplarımı okuyacağım. iyi bir orgazma da hayır demem.

    ankara/2013
  • behzat ç. için geçerli bir ifade. ekşi'de tt olmuş ama kabadayı bir herifin sıkıcı maceraları. hepsi bu.
  • turk insaninin kalitesiyle dogru orantili olabilir.
  • kaliteli başlasa bile, biraz tutunca 2. sezonda bitmesi gereken dizi en az 6 sezona uzatılıp saçmalandıkca saçmalanmasından kaynaklanıyor olabilir.

    konu sıkıntısı çektikleri için sürekli beğenilen replikleri bir kaç hafta arayla farklı karakterlerin tekrarlaması

    en az bir tecavüze yer vermeleri

    reklam aralarının aşırı uzun olması

    illa tutkulu bir aşk

    araya giren kötü insanlar

    bugün öğrenilen bir şeyin 4 hafta sonra gündeme oturması

    yabancı dizilerden devşirilip türk gelenek ve göreneklerine uygun hale getirilmeye çalışıldığı için eğreti eksik olmaları

    mesela bir dizi var. görünüşte türk gelenek ve göreneklerine bağlı. insanlar holding sahibi ama gerek çocukları gerekse kendileri oldukca düzgün sakin hayatlar yaşıyorlar. lakin gelin görün ki esas oğlanın çocukları hem kardeş hem kuzen. adam kız kardeşlerin ikisinden de çocuk yapmış. aynı zamanda yıllarca amca dediği adam da babası.

    " türk insanı abartıyı sever " diye düşünüyorlar ki abartının doruğuna ulaşıyorlar.
  • döl israfından kaynaklıdır. başroldeki karakterin dizideki tüm kadınları hamile bırakıp en sonunda tarikat kuracak kadar çocuğa sahip olmasıyla sonlanır bütün bu diziler. ama hiçbirinde "benim arkamda aslan gibi oğullarım var, dövtüttürrüm lan seni" dedirtmediler adama. anca doğurttu, anca doğurttu. hep israf bunlar.
  • haklı bir önermedir çünkü türk dizilerinin en iyi yaptığı şey kendini tekrarlamaktır,bilmem belki çok uzun olduğu için, belki de piyasadakilerin tutan bir işi açgözlülüğünden lastiğe çevirmesinden.
  • daha da acısı bu boktan dizilerde oyunculuk yaptıklarını sananların olmasıdır. bıyıklının delikanlı triplerini kes! bir de gecelere akmaları yok mu bunların! ulan bu cehaletle bu boş kafaları baş tacı ettiniz. ne diyeyim, sinirden kendimi sikmemek için burada susuyorum o yüzden.
  • diziseverlerin hiç umurunda olmayan üzücü durum. zaten sorunun kaynağı bu. arz-talep meselesi. geçen ay kadir çöpdemir'in sunduğu koptu geliyor programına necati şaşmaz konuk olmuştu. tam hatırlamıyorum ama 'bazen seyircinin yoğun isteği üzerine dizide olağan dışı durumlar olabiliyor, seyirci polat'ı görmek istiyor.' gibi şeyler söylemişti. yani seyirci mantık, kalite falan aramıyor, durum bu.
  • dizilerin kurgu diye bir şey olmadan, ''kullanılabilecek bütün klişeleri kullanalım nasıl olsa izleniyor'' mantığıyla hareket edilerek yapılması itibari ile şaşırtmayan durum. sıkıcı, boş vs olmasının yanı sıra o kadar tahammül edilemez gelmekte ki insan oturup izleyemiyor.