şükela:  tümü | bugün
  • ''2 kişi arasındaki bakışın 5 dk sürmesinden dolayı'' bu sebeplere eklenebilir.
  • kesinlikle sürelerin uzun olması bu bir.45 dk özet 10'ar dakikadan 1 saat reklam e 110 dakika 2 saat'te dizinin kendisi etti 3 saat 45 dakika dizi.ulan böyle dizi mi olur.oscar rekorları kıran yüzüklerin efendisi'nin bir filminin extented'i 3 saat 45 dakika sürüyor kendilerini yüzüklerin efendisi ile mi kıyaslıyorlar acaba ? ikincisi format böyle olduğu için zaten boktan olan konuyu uzatmak adına boş boş geçirilen sahneler.mesela bir adam başka bir adamı tehdit etsin.olay aynen şöyle gelişiyor bak;
    -seni öldürürüm !
    -abi yapma abi
    -(biraz sessizlik,sonra dayak)
    sahne burada bir ara verir diğer boş karakterler napıyor diye bakılır sonra tehdit eden adam sahnesini geri dönüyoruz.
    -seni öldürürüm ben !
    -abi bokunu yiyim abi
    yine sahne geçer geri döner.
    -senin canını alacağım
    -abi alma gözünü seveyim
    falan filan.aynı diyalog bu şekilde on beş kere tekrarlanır.sıkar bayar.üstüne birde reklam girdimi benim bünye daha fazla kaldıramayıp anime açmak istiyor en azından akıcı ve kısa.üçüncüsü; para harcamaktan korkan mallar tarafından çekilmeleri.konu zaten belli; zengin kız,fakir oğlan veya yok çocuklar hastanede karışmış veya, eniştesi baldızlarını sikiyor falan hep aynı aile dramı üzerine kurulu saçma sapan konular olması yetmiyor bunu kaliteli yapabilmek için bir emekte yok.gerçi onlarda haklı böyle konulu diziye ne kadar harcarsan harca kaliteli olmaz.bir yabancıya bakalım mesela.adam 80 yıl öncesinin flash çizgi romanını aldı dizi yaptı.adamın kullandığı efektler bilmemne bini bir para.çünkü dizi yapmayı biliyorlar.özetle, böyle devam etsinler bunlardan bir bok olmaz daha çok dizi kalkar artık anca babaannem izliyor çünkü bunları.oda altyazı takip edemediğinden.en kısa zamanda sağlam yabancı dizilerin türkçe dublajlarını bulup götürücem inşallah.
  • hayvan gibi tutan dizilerin tutmama nedenleri. 76 milyon nüfus var bok çeksen yine izlenir :d

    arada bok bir iki ağlar aşk falan yaşar. akrabasına falan hallenir.
  • (bkz: klişe)
  • sadece türk dizilerini rakip olarak görmeleri. yabancı diziler de artık sizin rakibiniz, bunu idrak etmeniz size bir yarar sağlar mı bilemiyorum tabii. bütün kanallar, bütün senaristler toplaşsa bir breaking bad kalitesinde birşey çıkartabilir misiniz acaba?
  • tek sebep olarak süreyi söylemek yeterlidir. 100 dakikanın üzerinde ve senede 30 küsür bölüm çekiyorlar. haliyle kurgu hataları, yamalı bohçaya dönmüş bir senaryo, gereksiz diyaloglar, gereksiz sahnelerin uzatılması gibi türlü aksaklıklar çıkıyor. bir de reyting alınca senaryoda değişiklikler yapıyorlar. bir oyuncu tutuyorsa ona daha fazla sahne çekiyorlar. haliyle hata üzerine hata geliyor. ben zannetmiyorum ki senaryo önceden tastamam yazılmış bir dizi çeksinler. 5-10 bölümlük malzeme ile işe girişiyorlar. tutursa ilaveler yapıyorlar.
    tabi senaristlerin hep aynı tarz hikayeler yazması da etkili. yani illa aşk olacak, illa bir rekabet olacak, doğulu yada köylü bir karakter olacak, salak ama komik bir karakter olacak gibi. aşk, ihtiras falan yeter gına geldi diyen halk da izlemekten vazgeçiyor.

    türk dizileri nasıl tutar sorusunun cevabı açıktır. 45-50 dakika yaparsın dizileri ve senede en fazla 20-25 bölüm koyarsın. dizinin tamamı olmasa bile en azından sezonluk senaryolar yazarsın. sonra üzerinden dikkatle geçersin. tutarsızlık falan kalmasın, daha çekici hale getirelim şeklinde kafa yorarsın. aksiyon dizisi yapıyorsan dövüş sahneleri ve çatışma sahneleri için daha bir emek verirsin. bin kurşun yakıp 3 kişiyi öldürmezsin. sıradan bir hacker iken adamı rambo'ya çevirmezsin. (bkz: kaçak)
    tarihi film çekeceksen adamlara at binme, kılıç kuşanma, ok atma gibi kurslar aldırırsın. biraz da kapalı mekanlardan çıkarıp doğada çekim yaparsın.

    hasıl-ı kelam türk dizi sektörünün gidecek çok yolu var. ancak yayın politikaları, yönetmen ve yapımcı tercihleri gibi sebepler yüzünden bir türlü ilerlenmiyor. saçma sapan tonla dizi yapılıyor.
  • çok kısa şekilde;

    mekan: kartpostal ve google görsellerde yer alacak kadar bilinen noktalar.
    konu: aile içi pompa, aşiret kavgalarının yaşanacak aşkı zorlaması, kafa yaktırmaması ( özgünlükten uzak)
    müzik: yapımcı olmaması, yapılanların bir biri benzeri olması
    oyuncu: her gün ağzımızın içinde olmaları, önceki rolde takılıp kalmaları, karaktere bürünememe

    gibi başlıkları olan sebepler.
  • saçma sapan diyaloglar, anlamsız ve gereksiz uzunluktaki bakışmalar, birkaç küçük değişiklik harici hep aynı konular, 45-50 dakika olması gereken bölümlerin reklamlarla falan üç saati bulması, iyi oyunculuğun bağırma veya racon kesme ile olduğunu sanan oyuncular, üç nota ile yapılan ve bütün bölüm boyunca çalan aynı fon müzikleri, 'işi kurtaralım da seyirci izler nasılsa' düşüncesine sahip yapımcılar, magazinde orada burada görünüp yüzünü çok fazla eskiten oyuncular, garip bir reyting sistemi..
  • bende tutmama nedenlerini ekleyeyim, belki yapımcılar görür de fikir edinir.

    - ilk reklamdan sonra ne izlediğimi unutuyorum.
    - ne izlediğimi hatırlayıp devam ettiğimde, bazen işim oluyor gidip ütü yapıp geliyorum, bir bakıyorum konu hala aynı yerde.
    - akşam 8'de başlayan dizi 12'de filan bitiyor, sonunu görmeden uyuya kalabiliyorum. dizi süresi, reklamları da ekleyince 3-4 saati buluyor. gündüz işini gücünü bitirmiş yemeğini hazır etmiş ev kadınları dışında kimsenin bu kapasitede dizi izlemesi mümkün değil, işimiz gücümüz var herhalde.
    - konu hep aşk meşk, aile, aşiret, ben sevmem ki böyle şeyleri... şu ara yabacı dizilerden flash ve constantine'e sardım mesela, çok çok iddialı prodüksiyon da aramıyorum bak. anlattığı şey önemli. tarihi dizileri sevdiğim için muhteşem yüzyıl izlemiştim ama yukarıdaki diğer sebepler (süre, aksiyon azlığı, mıç mıç aşk-entrika olayları) yüzünden bıraktım mesela. şimdi diriliş izlemeye başladım ama gene aynı sepeplerden onu da bırakabilirim, zamanım kıymetli benim.
  • insanların hayatlarında yeterince dert varken bir de dizinin dertleri olmasındandır. hep bir entrika, kötülük, ölüm, evdeki abla ve kız kardeşin aynı adamla sevişmesi.. insanlara bir yerden sonra kabak tadı veriyor. mesela eğlenceli insanları mutlu eden diziler tutmuştu zamanında.
    (bkz: ikinci bahar)
    (bkz: bizimkiler)