şükela:  tümü | bugün soru sor
  • harika doktor olmaları. hemen hemen hiçbirinin elinde usg, bt, mr gibi tetkik imkanları yoktur. avrupalı meslektaşları günde 20-30 hasta bakarken , türk hekimleri günde 300 hasta bakarlar.

    buna rağmen avrupada dönercilik yapan türkler kadar bile maaş alamazlar.

    köpek gibi üç kuruşa uykusuz aç çalışır ama şu soktuğumun ekşi sözlük andavallarına yaranamazlar.

    edit: çalıştığım kurumun acil servisinde tek doktor 24 saat çalışmaktadır.
    yemek yemeğe gider, "doktor yemek mi yer?".
    tuvalete gider, "doktor tuvalete mi gider?".
    sigara içer, " doktor sigara mı içer?".

    ölsün mk doktor. eminim bu sefer de "doktor ölür mü?" derler.

    kimse de sormaz " yahu günde 500 hastanın geldiği yerde tek doktor mu olurmuş diye?

    zaten o soruyu sorabildiğiniz gün sağlık sistemi tamamen düzelecek.

    3 hemşire tek doktor 500 hastaya bakıyoruz, hala "ama beni yeterince dinlemiyorlar "diyen var.

    ilginç
  • valla her şeyin başı sağlık götümüz sıkışınca koşuyoruz hastanelere çok şükür tedavi de oluyoruz . allah eksikliklerini vermesin . ortak özellik yazamadım galiba
  • hizmet ettiği toplum tarafından lince uğraması, taciz edilmesi, tehdit edilmesi, dövülmesi, öldürülmesi.
    saçma sapan şikayet ve davalarla mahkeme köşelerinde süründürülmesi.
    hükümet tarafından hedef gösterilmesi ve sahipsiz bırakılması.
  • bıçaklanma ve ölüm oranımız yüksektir.
  • her allah’ın günü bir manyak sabırlarını taşırır.

    mesela geçen aynı güne randevu verdik bir çocuğa. anne babaya da dedik 10 gibi bakarız diye. araya acil hasta girdi, yoğun bakım hastası girdi vesaire saat 11 oldu. başladı çocuğun babası olacak it söylenmeye. “bizim çocuğumuz hasta” (sanki diğerleri sağlıklı, takılmaya gelmişler) “bizim acelemiz var” bilmemne. lan itoğlu it!!! çocuğunun sağlığından önemliyse işin siktir git o zaman. acelesi varmış

    şimdi ben böyle konuşanlara derim ki sizin gibi başkaları da var diye. genelde tartışma biter burda. bu it şikayetçi olucam diye koridorda artis artis bağırdı. çıktım koridora şakkadanak tarif ettim hasta hakları bürosunu. bu önce afalladı nasıl olur nasıl tarif eder diye. sonra şakkadanak ismimi de söyledim. git aynı güne randevu verildi ama acil hastayı önümüze aldılar de,şikayet et dedim. çil yavrusu gibi dağıldılar. (haklı olduğumu biliyor pezevenk)

    aklı sıra şantajla işini hızlandıracak. böyle böyle delirtiyorlar ondan sonra da “doktor güleryüzlü değil” diyor tontiş teyzemiz. değiliz tabi teyze senden önceki it ne güleryüz bıraktı ne sabır.
  • türk müteahhit'i veya türk esnafı gibi asil duyguların insanı değillerdir. türk minibüs şoförü veya taksicisi gibi dürüst, trafiğin akışına faydası olan insanlar hiç değildir. türk esnafı gibi zararına satış yapamaz. türk esnafı, gazetecisi , milletvekili , hatta türk valisi bedavaya çalışır. evet bedavaya çalışır, ve türk halkına sürekli iyi davranır..ama bu yavşak doktorlar para karşılığı çalışmaktadırlar..tuhaf insanlar amklarım.
  • bugün de genellenip itin götüne sokulduk çok şükür.
  • türk doktorları, birkaç ego manyağı orospu çocuğu dışında iyi insanlardır. orta ve alt sınıfın zorluklarla okumuş, okumaktan başka çare bilmemiş temiz anadolu çocuklarıdır. sistemin getirdikleri ahlaklarına doğrudan saldırıp eksiltmeye çalışsa da vicdan sahibi, ahlaklı kimselerdir. hastasına zarar vermekten korkar, bilmediğinden korkar, hastası için en iyi kararı vermeye çalışır.

    hastayı, hasta yakınını anlamakta zaman zaman zorluk yaşar çünkü hasta ve hasta yakını bir kısmı doktoru anlamak yerine kendi bildiğini dayatır, bazı hasta ve yakını çoğunlukla tedavi karşısında şüphecidir. bu insanlar genellikle doktora gittiğini düşünmez, doktorun eline düştüğünü düşünür. bu da böyle hastalarla ilişkilerin kötü olmasındaki ilk sebeptir.

    bunun dışında türk doktoru özverilidir, hastayı geri çevirmez, elinden geldiğince bakmaya çalışır. kendinden çok feragat eder, gece boyu ameliyata devam eder ve ertesi gün mesai yapar. temel motivasyonu çoğunun para değil huzurdur. bu yüzden iç huzurunu sağlayacak tedaviler yapmaya çalışır, ortamın huzurunu kaçıracak davranışlardan uzak durmaya çalışır. kavga çıkarmak isteyecekleri en son şeydir.

    türk doktorları mezuniyet esnasında pek bir toydur. mücadele etmeyi bilmez, 2-3 sene de ancak olgunlaşır, doğru iletişim yollarını zamanla bulur. yeni mezun doktorları yargılamadan önce zaman tanımanızı öneririm.

    türk doktoru, kendisine ihtiyaç duyan her hasta için elinden gelenin bir fazlasını yapar ve bunu imkansızlıklar içinde yapar. hastanede ilaç yoktur, hastanede mr bozuktur, hastanede personel yoktur, yatak yoktur ama mücadele eder. mr yoksa ambulans ayarlar hastasını başka hastanede mr çektirir, yatak yoksa araya yatak atar, ilaç yoksa eczaneleri gereğinde kendisi arar ve hatta direnir. geçen desmopressin için millete eğdiğim ağzı başkası görse yerime utanırdı yemin ederim. olsun, ilacı aldım, önemli olan o. mesela personel yoksa hastanın sedyesini kendisi iter, sedyeye kendisi alır, hastasının ameliyat malzemesini gereğinde otogardan kendisi alır. idrarını, kanını labaratuvara kendi eliyle gerekirse indirir.

    türk doktoru namusludur, çalışkandır, özverilidir, iyi niyetlidir ve şartlar elverdiğince başarılıdır da.

    geçen günlerde 32 yaşındaki bir hastayı kaybettim. hasta için günlerce uğraştım ama sonuç alamadım ama aile yakınları, hastanın eşi ve kardeşi yakınlarının vefatından 1 gün sonra yanıma geldiler. teşekkür ettiler. bana bir teşekkür etmeden hastaneden ayrılmak istemediklerini söylediler. onca acı içinde bana teşekkür etmek için günlerce bekledikleri yoğun bakım kapısında bir de beni görmek için beklemişler. yüylerim diken diken olmuştu. hastalarını kurtaramamıştım ama iyi niyetimden ve çabamdan emin oldukları için bana teşekkür ettiler. en azından ailenin aklında “ya özel hastanede olsa” ya da “şu ünlü doktor hastama baksaydı” gibi bir keşke yoktu. hastaları için en iyisinin yapıldığını biliyorlardı. bu bile ömür boyu içlerini rahatlatacak bir şeydi bence. benim için ölen hasta yakınlarından gelen teşekkür bu yüzden çok anlamlı. daha önce de bunu yaşadım, bu teşekkürlerden gurur duymuyorum ama bir burukluk içinde doğru yolda olduğumu bana hatırlatıyorlar o yüzden taburcu hastanın teşekküründen bin kat daha değerli gözümde.

    (bkz: rahmi koç’un beykoz devlet hastanesine teşekkürü/@de nada)

    sözün özü içimizdeki insan sevgisi azalmasın, biz türk doktorları daha çok iş başarırız diye düşünüyorum.
  • yurtdışındaki meslektaşlarına kıyasla kat kat daha fazla sayıda orospu çocuğuyla uğraşmak zorunda olmalarının başı çektiği özellikler
  • ingilizce hazırlık sınıfıyla beraber birçok yerde 7 yıl fakülte, 4-6 yıl uzmanlık süreleriyle de 13 yılı bulabilen sürelerde yüksek öğrenim görmektedirler. ilkokul öğrenimini de işin içine katınca toplam öğrenci olduğu süre 13ü bulmayan veya birkaç seneyle geçen kimselerin mesleğini ve bilgisini sınama haddini kendilerinde görmelerine de ayrıca şaşırmaktadırlar.

    haketmediği davranışlar gören hasta ve hasta yakınlarının bütün doktorların aynı olduğu gibi bir yanılgı içine düştüğü gibi, haketmediği haldenin ötesinde canını dişine takıp uykusuz yorgun kan ter içinde emek verdiği halde, hakarete aşağılamaya tehdit ve darpa kadar geniş bir yelpazede çok güzel minnet ifadelerine(!) maruz kalan hekimlerin de bütün hasta ve hasta yakınlarının aynı olduğu gibi bir yanılgı içine düşmesi kaçınılmazdır. hastalara kötü davranan bir hekime neden böyle davranıyorsun sorusu yerine, neler yaşadın da böyle davranmak ihtiyacı duyuyorsun sorusu daha yerinde olacaktır.

    (bkz: #33757299)