şükela:  tümü | bugün
  • hirsizlik, adam oldurme tamam, ama cinayette yokum ben! (muslum gurses)
  • sevgiliyle sahilde ve ormanda-çayırda koşma replikleri bunlardan biridir. tabiki arka fonda ferdi tayfur, orhan gencebay, gökhan güney müziğinden örneklemeler de işin olmazsa olmazıdır.
  • eşkıya filmine bir göz atalım. tamam, bu film sinemamızın duraklama döneminden çıkmasını sağladı, herkes 150 kere izledi falan ama böyle bu kadar da büyütülmesi, repliklerinin özdeyiş haline gelmesi falan abartı bence. çünkü bunu hak eden bir film değil.

    bir defa film, uyuşturucu satıp insanları zehirleyen, elalemin malını çalan beş para etmez bir adamla, milleti soyup öldürüp 35 yıl hapis yatmış bir ihtiyarın hikayesi. yani iyi adam yok aslında bu filmde de. zira zaten sonunda da tövbesini bozuyor kendisi.

    hatırladığım saçmalıklar özetle şöyle:

    1- trende iki muhabbet ettik diye ipsiz sapsız bir adamın ne idüğü belirsiz çantasını asla almayız, alsak bile götürür bir kenara bırakırız, istediği mekanın ismini aklımızda tutamayız, tutsak bile götürmeyiz ki, başımıza ne iş geleceği belli değil.

    2- kimse tutup da belalı işlere bulaşıp sevgilisinin abisini hapisten kaçırmak için para bulmaya çalışmaz. önce kendi aç karnını doyurur. sevgilinin abisine de kaçsan kaçsan nereye kadar kaçıcan tarzı öğütler verilir.

    3- 35 sene boyunca hapis yatmış olan eşkıya, tv'de berfo'yu görür görmez tanıyor. peki koğuşunda hiç gazetede görmedin mi bu kadar zengin adamı sen 35 sene boyunca?

    4- keje gibi zengin bir kadın nasıl olur da sevdiği eşkıyanın nerde nasıl ne durumda olduğunu anlamak için araştırma yapmadan bekler durur? hem de 35 sene? iki saatte öğrenmiştin istesen sen onun nerde olduğunu ve çok da güzel bakmıştın ona içerideyken. gerçi onca parayla içerden bile çıkartabilirdin sevdiğin adamı. nasıl olsa emel'in sevgilisi biraz parayla kolayca çıkabiliyor.

    5- emel'in annesi, kızıyla sahte abisinin yerini nerden bulabilir ki? adam hapisten kaçmış, kız evden kaçmış, nasıl buluyorsun ki bunların yerini sen? o adamın da nasıl kaçtığını hiç bilmiyoruz. para bulan herkes kaçsın o zaman hapisten.

    6- eğer bir insan 35 sene bekleyip kavuştuğu hanımı elinden tutup da götürmüyorsa, onun yerine bir çek verdi diye sevdiği kadını berfo ile bırakıyorsa, sevdiği kadını değil de bir uyuşturucu satıcısını tercih ediyorsa içeride kala kala gerçekten kafayı biraz tırlatmış demektir. neymiş efenim, cumali'nin iyiliğini görmüşmüş! iyilik görüp de ne gördün ki? alt tarafı seni iğrenç bir otele götürdü bu mu iyilik?

    7- cumali'yi kurşunları yedikten sonra çatıya acil servis ekibi mi bırakıyor? belki de filmin en saçma yeri burası. naaptın sen cumali kardeş, sürüne sürüne merdivenleri mi çıktın yılan gibi yoksa asansöre mi bindin?

    8- huylu huyundan vazgeçmez derler, gerçi bazıları vazgeçebilir tabi ama eşkıya vazgeçmiyor. tövbemi bozdum ülen diyor ve cumali gibi onlarca genci zehirleyen bir lavuk için bir sürü insanı öldürüyor. böyle bir hakkı yok.

    9- muskayla kurşun geçirmezliğin ve eşkıya ölümleri ile yıldızların bir alakası yoktur. muska düştükten sonra eşkıyanın vurulması ve yıldız kayma olayı tamamen tıraş.

    10- eşkıya sonunda aldığı yaklaşık 873 kurşun darbesinden sonra düşebiliyor çok şükür. çatıdan da düşüyor, havai fişek de patlıyor, yıldız da kayıyor, güneş de tutuluyor, nehirler de taşıyor, gök taşları da düşüyor ve sonunda ölüyor. herkes derin bir nefes alıp rahatlıyor, bir oh çekiyor.