şükela:  tümü | bugün
  • ilginç bir meraktır.

    şimdi buraya, "senede 300 küsür gün çalışıyoruz, memlekete, tatile, denize kuma güneşe de mi gitmeyelim?!"ciler gelir. vah yavrum vah...

    şimdi klasik, avrupa'yı öven, türk'ü yeren insan bakışı gibi bir etikete maruz kalacağım; ancak abiciğim, avrupa'da insanlar işe "iş" gözüyle bakmıyor. oralarda tabii şartlar da daha elverişli, bizim ülkemizde özel sektör eşeğin siki durumunda olduğu için, millet işten kurtulma derdinde. sorsan, "niye çalışıyorsun o zaman?" diye; "abi ekmek parası başka işi yapamam seviyorum ben bu işi!" der. e sevdiğin işi sevdiğin şartlarda yap, veya şartları daha iyi olan işte çalış. bana ne gelip vıdı vıdı yapıyorsun?!

    neyse bunları da geçtim. türk halkı sene içinde hangi günler tatildir onun hesabını yapar. yan gelip yatmaya, beach'e gidip 500-1000 lira harcayıp güya tatil yaptığını sanmaya meraklıdır. sorsan, "yurt dışında nerelere gittin, nereleri gördün?" diye; "bodrum türkbükü bana yetiyor, kop kop yeaaaahhh!" der. sonra da;

    (bkz: bodrum'da adım atacak yer kalmaması)

    3 günlük tatili olup da herkesin gittiği, yüz binlerce insanın olduğu yere tatile gidip, bir anlamda tatilini heba etmek bir insan geri zekâlı olduğunu gösterir. aynı şey başka tatil bölgeleri için de geçerli. hadi ramazan bayramını geçtim, ağustos ayında kurban bayramı var, millet yine bayram tatil hesabı yapacak... ne buluyorsunuz bu kadar tatil hesabı yapmakta anlamıyorum. ben 2 gün denize gitsem yüzsem kumsalda güneşlensem, 3. gün bir şeyler üretmek, bir şeylere vesile olmak isterim. ama insanımız homili gırtlak yesin, göt göbek yapsın, jet-ski'sine binsin istiyor. bütün bunlardan ne zevk alıyorsun? diye sorduğunda da, "şimdi klasik..."le başlayan 3. paragrafa yönlendiriliyorsunuz.

    sevdiğiniz bir işi sevdiğiniz şartlarda keyifle yaptığınız zaman, senenin 10-12 günlük tatilini, çölde serap gibi gözlüyor olmazsınız. uyuz oluyorum bu tip insanlara...