şükela:  tümü | bugün
  • dün pazarda yaşadığım olaydan ötürü, üzerine kafa yorduğum olaydır. olay şöyle gelişti: pazara gitmeye üşenen bir insanım ve genelde marketten vs. alışveriş yaparım ama pazara denk geldimmi de şöyle bi gezmeyi severim. pazarı tercih etmememin sebebi yalnız yaşamam ve bu alışveriş konularında biraz çekingen tutum sarf etmem olabilir. çekingenlik durumu şöyle ki; genelde pazardan rahat rahat 2 salatalık 3 domates alamıyorum, en az yarım ya da bir kilo almak durumunda kalıyorum. yalnızlığın bu noktada etkisi ise alınan malın yeterli zamanda tüketilmemesinden kaynaklanan çürüme durumu... fakat dün nasıl olduysa yolum düştü ve canım da biraz meyve çektiği için daldım içine. şöyle bi turladım derken bir herifçioğlunun önündeki kirazları ağır ağır keserek, ağır aksak o yöne doğruldum. uzatmayayım, şimdi kiraz ve nektarin alacağım; kirazın kilosu 3,5 nektarinin kilosu 1,5... herife "bi kilo kiraz, 2 kilo nektarini" dedim. adam başladı doldurmaya, tartma esnasında "abi 5 liralık yapmam mı çok güzel kiraz" dedi. bu tarz şeylerde karşı gelme durumum biraz sıkıntılı işte. "tamam yap" dedim. sonra döndü "nektarini de 5 liralık yapıyom abe" dedi. ulan yaprak beyinli ben sana 2 kilo demişim, bu 3 lira yapar. sen bana 5 liralık yapam diyorsun yani 3 kilodan fazla vereceksin. neyse "yapma, 2 kilo ver işte" dedim. akabinde de 10 tl uzattım. sokuk beyinli parayı keseye attı "bereket versin abi" diyor bide... "nektarini 5'e mi tamamladın?" diye sordum "yok, 2 liralık da erik verem" diyor yavşak. tamam birşeyler daha satmaya çalışmanı anlarım ama ben sormasam 2 lirayı hiç edecek çakal. hayır eve geldim, nektarinlerin yarısı ezik çürük bi de... beni neden güven-güvensizlik durumunda bırakmaya zorluyorsunuz. yani bu kodumun domatesi çürük de... bu kirazın tadı iyi değil ondan düşük fiyatı de... bu sadece pazar için geçerli değil, her yerde birileri birilerini ayaküstü beceremeye çalışıyor. kim ikinci el arabayı gönül rahatlığıyla alabilir? ustayla gidiyorsun, teste sokuyorsun bilemem ne... neden çünkü herkes yalancı herkes birbirini becerme peşinde memlekette... tamirci çağırıyorsun eve "o abi bunun değişmesi lazım". başkası geliyor "yok abi ya şu parçayı değiştirdik mi tamam" diyor. berbere gidiyorsun "bu saçı kim kesmiş, çok kötü kesmiş bilmem ne" diye başlıyor bok atmaya. "ebe koduğum sen kestin" diyorum, "hmm demek aceleye getirdik" diyor. bu devirde babana bile güvenmeyeceksin değil, bu devirde sadece babana güveneceksin denilebilir... burada noktalamak istiyordum ama aklıma geçen öğrendiğim bir olay daha geldi. oturduğum apartmanın 2. katında bir kiralık daire vardı, bir avm de tezgahtarlık yapan çoçuk tutmuştu. dairenin sahibi de benim emlakçım. çocuktan öğrendim ki herif başta dairenin kendisinin olduğunu söylememiş, komisyonu almış onun akabinde çocuk sözleşmede herifin ismini görünce anlamış. yani bu duru ne kadar uygundur bilmiyorum ama bence bu ve benzeri dangalaklar yüzünden güven duygumuz yerle bir oldu...