şükela:  tümü | bugün
  • yarı cahilleştime demek daha uygun olabilir.

    mesela eleman lozan'ı biliyor ama maddeleri umrunda değil, sallıyor ya da gazetede okuduğunu muhabbetine meze yapıyor ama doğrusunu bilmiyor hatta bilmek istemiyor.

    cahillik yanında bir nevi saflık, naiflik barındırır. yarı cahillik öyle değil. sadece kendine gerekeni bilmesi, işine yarayanı öğrenmesi yeter, gerisi lazım da lüzumlu da değildir.
  • işte, akp döneminde olmuştur tespitini sonuna kadar hak eden gerçek.

    akp öncesinde de vardı; ama bu kadar belirgin, kesin ve cüretkâr değildi.

    konuyu fazla açıp dağıtmadan, bu dönemde, yapılacak en iyi şey muhtemel beyin ve ruh tecavüzlerinden kendimizi korumak, okuyarak ve düşünerek fikirlerimize/doğru'lara temel kazandırmak.

    biri ya da birileri ortaya bir pislik atıyorsa, onu alkışlayanlar veya linç edenler çıkıyorsa bilin ki bu, asıl amacın alkışla veya linçle - o pisliği - insanların kabullenmesini sağlamaya çalışmaktır ve bu bir kurgudur. bu durumda kendi düşüncelerimizden emin olup pekiştirmek ve kabullenmemek gerekiyor.

    bunun bir örneği dün yaşandı. kitabın ve söyleyenin adını vermek istemiyorum; ama bunu söyleyenin bu kadar cahil veya araştırmaktan yoksun olabileceğini düşünmemek gerekiyor. ilk akla gelen veya görünenden kuşkulanın; çünkü bunlar aklınıza gelmesi istenenler olabilir. söyletenler var. amaç, cahilliği vurgulamaktan ziyade, saygısızlığı perçinlemek, insanların dikkatini dağıtmak veya başka yöne çekmek yani uyuşturmaya devam etmek.

    televizyonu kapatmalıyız, yalnızca iyi ve sağlam kitapları (best seller ve market kitapları değil) okumalıyız, bulunacağımız sosyal medya konusunda seçici olmalıyız, çalışıp üretmeliyiz ve her şey için dikkatli olmalıyız.
  • 1950'lerden itibaren gerçekleşen olay. bugünkü sonuç o yüzden hiç şaşırtıcı değil.
  • 80 darbesinden sonra adım adım gerçekleştirilmiştir.

    bugün, 80 darbesi sonrasının, o dönemin aydınları tarafından güdüklüğü sürekli eleştirilen ama bugünle kıyasladığımızda yine de çok iyi olan eğitim sisteminden geçenler ülkeyi yönetiyor.

    aklımızı başımıza toplamazsak, 20 - 30 yıl sonra bu ülkeyi yönetmeye başlayacak olan cahil, düz mantık kurmaktan yoksun insanlar hepimizi boka batıracak -- tabii o zamana kadar ayakta kalmayı başarmışsak.
  • seksen meksen değil amına koyayım, atatürk başımızdan gittiğinden beri bu ülkenin anasını sikmeye çalışıyorlar. en çok ben sikerim diye yarış halindeler/di. şu an için kazananı biliyorsunuz zaten.
  • doğru bir tespit ancak sorun sadece cahilleştirme değil. asıl büyük sorun cehaletin yüceltilmesi ve halkın önüne önemli bir değer olarak çıkarılması.

    akp'nin türk halkına verdiği en büyük zarar; okumanın, eğitim almanın, üretmenin, geliştirmenin, sanatla, edebiyatla, felsefeyle, bilimle ilgilenmenin gereksiz, yararsız ve hatta aptalca olduğunu kanıksatmasıdır.

    bunu insanlara iyice kabul ettirmek için de halkın önüne hep eğitimsiz, cahil, okumaktan, eğitimden, bilimden, sanattan alenen nefret eden ancak bir şekilde para, pul, makam sahibi olmuş kişiler rol model olarak çıkarıldı.

    en başta malum kişi. öğretim görevlilerine zavallı, "senin yapacağın hocalığın" vb şekillerde hitap eden, "kitap okumuyorum" şeklinde açıklamalar yapan, ülkenin yetiştirdiği en değerli diplomatları "bunlar monşer" şeklinde ötekileştiren, sanatçılara sürekli sataşan, hakaret eden, heykel yıktıran, akademik odalarla durmadan kavga eden, adeta cehaletin ve gücün simgesine haline gelmiş bir şahsiyet. belki de sırf bu duruşu pekiştirmek için üniversite diploması konusunda ısrarcı olmuyor, zira onu seven kitle "bak adam üniversiteye gitmemiş ama en üst makamlara çıkmış, helal be" diyebilecek kişilerden müteşekkil.

    bir başka örnek, bu dönemin prensi, reyisinin gözbebeği malum müteahhit. kaba saba, son derece eğitimsiz, kültürsüz, reklamlarda mimarların hazırladığı projeleri alıp çöpe atan, her şeyi kendi biliyormuş havalarında gezinen, 3-5 karıyı idare etmekle övünen bir cehalet abidesi. ama zengin ve güçlü ve her zaman vitrinde.

    bir başka örnek malum emanet politikacı. bilişim zirvesinde "teknolojiyi fazla kafana takarsan sıyırırsın" buyuran, "boğaziçi'de okusam kızlı-erkekli ortamda yoldan çıkardım" diyen, konuşması bir siyasetçiden ziyade toprak ağasını andıran, kara tahtaya yazı yazmayı güç bela beceren, halkın içinden olma kaygısıyla langır lungur konuşan zat.

    bakanlara, milletvekillerine, yandaş gazeteci ve sanatçılara baktığında hep toplumun en cahil, en tutucu kesiminden seçilmiş kişiler vitrine çıkarılıyor. topluma asıl yön veren kişiler de tahsilsiz dini liderler. hiç bir din eğitimi almamış ama ilahiyat hocalarına "cahil, zavallı, münafık" diye çemkiren, ağzının salyalarını saçarak insanları kin ve nefrete sevk eden malum kişiler.

    bakanlar, milletvekilleri peryodik olarak sağda solda sanatçılara, akademisyenlere sataşan, onları aşağılayan açıklamalar yapar. bir bakan çıkar "bizim bilimsel eğitimle işimiz yok, biz ara eleman ülkesi, ucuz iş gücü ülkesi olmalıyız" der. bir akademisyen(!) çıkar, "ülke ne çektiyse hep bu eğitimlilerden çekti. okuma yazma bilmeyen biri çok daha erdemlidir" der. bir eğitimci çıkar "inşallah en kısa zamanda tüm okulları imam hatipe çevireceğiz" der. malum kişi çıkar "o işler okumakla olsaydı..", "bunlar hocaymış, tüh senin hocalığına", "en büyük amacımız nüfusu en kısa zamanda 100 milyona çıkarmak"der.

    bu ülkede, "yeni türkiye"de en büyük erdem cehalettir. sistematik ve kararlı bir biçimde cahil-yobaz bir toplum kuruluyor ve biz sadece izliyoruz.
  • sonsuza kadar devam edemez. "cahilleşen" toplum beşeri sermayesini yitirir, verimlilik azalır, ekonomi yavaş yavaş sıfır noktasına ilerler. en ufak bir kaosta tüm yapı çöker.

    yani ya bu trend bir şekilde sona erecek ve en azından tv'ye açtığımızda embesil sürüsü izlemek zorunda kalmayacağız, ya da türkiye bir sona gidecek.