şükela:  tümü | bugün
  • beni inanılmaz rahatsız eden, hayattan soğutan gerçek.
    o kadar saygısız, bencil ve empati yoksunuyuz ki, "kişsiel alan" kavramından bihaberiz ya da bu kavrama saygı duymak umurumuzda değil.

    * bir iş için ya da toplu taşıma beklerken sıraya girersin, gelip dibine kadar sokulurlar; 20 cm öteye gitmezler.
    * yürüyen merdivende gelip hemen bir arkanızdaki basamakta dikilirler. bir basamakcık geride beklemeyi düşünemez ya da umursamazlar.
    * asansörde sizden basmanızı rica etmek yerine, ellerini bazen size çarpacak şekilde koltuk altınızdan, göğsünüzün üstünden, ensenizden uzatıp kat düğmesine basarlar.
    * yürüyen merdivende yan bantlara tutunup, ellerini sizin önünüze doğru uzatırlar. zaten sadece bir basamak dibinizde oldukları için, belinize sarılıyormuş gibi hissedersiniz.
    * toplu taşımada size bir yerlerinden değerler. suratınıza üfler, poflarlar.
    * evinizin-ofis odanızın-kişisel bir mekanınızın kapısı açıksa merakla içeriye bakarlar.
    * kuaförde işlemlerinizi yaptırırken gözlerini üstünüze dikip seyreder, rahatsız olabileceğinizi düşünmezler.
    * gözlerini dikip bakarlar. rahatsız olduğunuzu anlasalar dahi başlarını çevirmezler.
    * bankada, hastanede, postanede vs. işlem yaptırırken gelip yanınızda dikilirler. o an özel bir işleminizin olabileceğini yahut sizi seyretmelerinden rahatsız olabileceğinizi düşünmezler.
    * atm'den para çekerken dibinize kadar girip seyrederler.
    * toplu taşımada müzik dinler, cak cak sakız çiğner, yüksek sesle dakikalarca sohbet ederler.
    * siz alışveriş yaparken gelip yanınızda dikilir, denediğiniz kıyafetin üstünüzde duruşuna bakar, ürün seçmekte olduğunuz reyona sizi iteleyerek uzanırlar.
    * cep telefonunuzun ekranına, okuduğunuz kitaba vs. bakarlar.
    * evinize misafirliğe gelir, izin istemeden diğer odalarınıza dalarlar.
    * çocuğunuz varsa zaten kamunun malı sayılır; sizin yanınızda onu azarlar ve terbiye etmeye çalışır, ona yiyecek verirler; size sormazlar dahi.
    * otobüste koltuklarını kucağınıza kadar yatırırlar,
    * toplu taşımada, sohbet ortamında, işyerinde ayaklarını burnunuzun dibine kadar uzatırlar,
    * yan yana oturduğunuz bank, koltuk gibi yerlerde bacaklarını sallayıp sizi de öne arkaya sallarlar,
    * kalabalık alanlarda çantalarını önlerine almaz, size yaslarlar,
    * denize girersin, adam gelir tam dibinde yüzer. kocaman deniz abi, bulunabileceğin en geniş ve boş alan belki, neden dibimde yüzüyorsun, neden üstüme üstüme su sıçratıyorsun?
    * açık alanlardaki kafeterya masalarının arasındaki boşluğu yol olarak kullanırlar... lan kenardan geçsen ya?
    * otobüste, metroda eşyalarını getirip sizin önünüzdeki azıcık boşluğa sıkıştırırlar, ayaklarınızı götürecek yer bulamazsınız. o eşyayı geri almak için eğilip suratlarını adeta kucağınıza gömmelerinden bahsetmiyorum bile.
    * müvekkil gelir, masamın önündeki sandalyeye oturup derdini anlatmaya başlar. daha ikinci cümlede masamın ortasına kadar uzanıp kolunu dayar, masamdaki eşyalarla oynar, masaya dirseklerini dayayıp uzanarak bilgisayar ekranına bakmaya çalışır.
    * ofise gelir, sekreter arkasından yetişmeye çalışırken sorgusuz sualsiz odanıza dalar.
    * istediği kişi ile görüşmeyi bekleme alanında değil, masanızın başında dikilerek bekler.
    * teklifsizce masanızın arkasına geçer, etrafı inceler.

    vs, vs, vs...

    "her yer çok kalabalık, ne yapalım?" demeyin, şu saydıklarımın çoğunun kalabalıkla ilgisi yok. kaldı ki insanımız bomboş bir alanda dahi olsa gerçekten kişisel alan kavramından tamamen bihaber. çok benciliz, saygı kavramından haberimiz dahi yok. insanlar birbirinden nefret ediyor ve her türlü muameleyi birbirimize hak görüyoruz.

    sinir basıyor.

    edit: çok sayıda mesaj aldım, üstüne entry çok fazla da beğenildi. demek ki insanımızın bu konuda ciddi bir şikayeti var.
    beni ruh hastası, paranoyak, anlayışsız, asosyal yahut şirret olmakla yaftalayan arkadaşlara da şunu diyebilirim ancak: olması gerekende fazlaca uzaklaştığınız için anlayamıyor olabilirsiniz; ama insanın bir kişisel alanı vardır ve bu korunmalıdır; bunun sıcakkanlılıkla yahut tam tersi asosyallikle vs. ilgisi de zerre kadar yoktur. yürüyen merdivende götüme giren adam bunu sıcakkanlılığından yapmıyor ya da ben asosyalliğim nedeniyle bundan rahatsız olmuyorum; sapla samanı ayırın rica ederim.
  • (bkz: kişisel alan)
  • görüyor ve arttırıyorum. bence sadece fiziksel olarak değil, sosyal olarak da başkalarına çok müdahil oluyor türk insanı.

    onu dedin bunu demedin şunu deseydin iyiydi, öyle yapma böyle yap, o iş öyle olmaz şöyle olur... allah'ım "sen" kavramı ile o kadar ilgili ki herkes, kendine dönüp kendisiyle ilgili hiç kafa yormuyor zannediyorsun. işleri güçleri sen, sen, sen. müsaade ettikçe de sınırlarına giriyorlar, her işine karışıp fikir belirtmeye hatta manipüle etmeye çalışıyorlar.

    bi siktirin gidin ya.
  • türklerin canayakın, duygusal ve sosyal bir toplum olmasından kaynaklıdır. birisi bir masada yalnız yemek yese masasına otururum örneğin, veya yalnız durakta bekleyenin yanına sokulup gündemden bahsederim.

    rahatsız olan isviçre'ye gitsin. insanın doğal yapısı bu çünkü. insanların geneli sosyal canlılardır.
  • türkiyenin sosyolojik yapısı kaynaklı durum. ortaklaşacı yani genel olarak doğu kültürlerinde kişisel mesafe kavramı bireyciliğin yaygın olduğu ülkelere göre daha belli belirsiz, geçirgendir. hatta çoğu zaman o kişisel alan yok gibidir. toplumun değil bireyin önemli olduğu kültürlerde ise kişisel alana saygı göstermek zorundasınız.

    ama bizim ülkede burnunun dibine kadar girip konuşabilirsin yabancılarla bile, çünkü son yıllarda globalleşen dünyayla gelen gelişmeleri saymazsak bizim kültürümüz ve benzer kültürler için birey yani kişi bile önemli değildi, hal böyleyken kişisel mesafe neymiş?
  • gündelik hayatın yanında özellikle ilişkilerde çok rastlanan durum. sevgili olunca tuvalete bile birlikte gitmek gerekiyormuş, sürekli dip dibe oturmak gerekiyormuş, yan yana değilseniz boş vakti görüntülü konuşma ile geçirmek gerekiyormuş v.b algı oluşuyor özellikle kızlarımızda. bunu dile getirince de öküz oluyoruz "haklısın özlemiş olmamam gerekiyordu. seni özlemekle hata yapıyorum zaten, sana doyamıyorum ne yapayım" gibi cevaplarla kendilerini haklı çıkartıp sizi ilişki katili haline de getirebiliyorlar. misal sabah 7 gibi evden çıktınız. akşam 7:30 gibi eve döndünüz. servisen eve yürüken aramak zorundasınız. yemek yediniz duş aldınız bi uzanıp film/dizi izleyeceksiniz ama izleyemezsiniz çünkü sizi özledi ve ona vakit ayırmak zorundasınız. sonra yatacaksınız görüntülü aramak zorundasınız. duşa girmek için telefonu kapattınız 20 dakika içerisinde çıkıp aramak zorundasınız. memlekete gittiniz ailenizle vakit geçiremezsiniz çünkü sizi özlemiştir aramak zorundasınız. iş yerinde sigara molası verdiniz arkadaşlarınızla muhabbet edemezsiniz aramalısınız. sonra ilişkiler neden bitiyor. biter tabi bacım. sen adama kişisel alan bırakmazsan o ilişki biter ( tamam kabul bunu yapan erkeklerde var ama oranlarsak kadınların daha fazla olduğu bariz bi gerçek)

    edit: gün içerisinde gelem mesajlara göre bir oranlama yapmaya çalıştım. çoğunluğu yansıtmamakla birlikte;
    1-) erkeklerin %80'lik kısmı bu konudan muzdarip, %20 halinden memnun sorunun bende olduğu görüşündeler
    2-) kadınların konudan şikayeti yok. yapan da maruz kalan da bunun aşktan olduğunu savunuyor. onlara göre de sorun bendeymiş ben sevmek nedir bilmiyormuşum. benle mutlu olamazlarmış ( sanki evlenelim dedik) taş kalpliymişim
  • çok doğru bir tespittir...

    bu mesele beni de sosyal ve kamusal yaşamdan soğutmaktadır...

    ne yazık ki bazıları bunun insanın doğal yapısı olduğunu düşünüyor... yine bu tip insanlar homoseksüelliğin doğal olup olmadığına da karar veriyor... savaş ve kavga da doğal bunlar için vs...

    bu türden, hayatı bir kargaşaya ve çekilmez bir keşmekeşe çeviren her şey doğaldır bu tipler için...
  • ek olarak üstünlük kurmak gibi beden dili ifadesi şeklinde kullanımı da mevcuttur.

    yeni tanıştığım bir hemcinsimin gelip üzerimi düzeltmeye çalışması olaya örnek verilebilir.

    tamam sağ ol gördün düzeltmek istedin ama söyle ben yapayim.
  • mesafe bırakılabilecekken dibine girildiğinde "uzaklaş.. evveliyatını s.kerim" bakışı atılması gerekir yoksa maalesef anlamıyor bu fazla sosyal arkadaşlar. otobüs sırasında ittiren modelleri vardı, en çok onlara uygulardım bunu. biraz daha otobüse binsem yeni bir toplu taşıma kültürümüz olurdu belki ama işte.