şükela:  tümü | bugün
  • her gün gözlemlediğim durum. bizim insanlar pek bir rahatlar gerçekten. sokakta, mağazalarda, yolculuklarda, kafelerde, mekanlarda vs. çocuğuna sahip cikmayan mi dersin, girdiği tuvaletin sifonunu sikmayan mi dersin, yolda sumkuren mi dersin...mesela şimdi ben bir gozlemecideyim, lavuğun teki ortamda sadece kendisi varmış gibi bağıra bağıra, etrafı sikine takmadan, araya da küfürler sıkıştırarak konuşuyor. nerden geliyor bu rahatlık abicim? bir de hakkında konuştuğu kişiyi cahil diye adlandırıyor. bir de bu var: cahilin başkasını cahil diye adlandirmasi. umrunda degil hiçbir sey türk insanının.
  • başlıca sebebi coğrafyadır.

    dört mevsimin yaşandığı, yiyecek ve barınak bulmakta zorluk çekilmeyen topraklarda yaşayan insanların; nesiller boyu aktarılmış alışkanlığıdır.

    yunanistan ve ispanya'da resmi olarak uygulanan (bkz: siesta), günümüz için güzel bir örnektir.

    bu durum, her şeyin iki uçlu olduğu doğamız için hem iyidir, hem kötüdür. varoluş, hayat, uzay, matematik felsefe ve sanat üstüne kafa yormayı ancak buna zamanı olan toplumlar(ve bireyler) gerçekleştirebilir ki öyle de oldu. ardından çok çalışmayı(aslı köleliktir) bir erdem olarak sunan kapitalizm ile birlikte, nesiller boyu, sadece yeteri kadar çalışmış olan toplumlar eğer güçlü bir lobileri ve/veya elde monarşiden arta kalan değer yaratan sömürgeleri yok ise refah seviyesi olarak dibi boylamış durumdalar.

    evet; rahatız, tembeliz. fakat bu, en az çok çalışmak kadar değerli bir erdemdir. kullanmayı öğrenmek(veya hatırlamak) gerekir.

    (bkz: akdeniz insanı)

    edit:ekleme
  • mesela kaldırım ortasında durup muhabbet etmeleri. o kadar rahat tavırlar sergiliyorlar ki o sırada kaldırımdan başka insan geçer mi, burada dikilsem onları engeller miyim, yaşlısı, engellisi vardır illa etrafımdan mı dolanmaları gerekir gibi gereksiz ve rahatsız düşüncüleri akıllarına getirmezler. bu rahatlığı eğitim seviyesine bağlıyorum.