şükela:  tümü | bugün soru sor
  • kimin eli kimin cebinde belli olmayan tüm diziler türkiye de reyting rekorları kırar.
  • özet diye bazen yarım saatlik goruntuyu bazende bütün bölümü koyalim.diziyi doksan dakkadan aşşagı yapmayalim diziden sonrada kamera arkasi goruntuleri ya da cekim hatalari diye bi bölüm koyalim, koyalim ki reklam pastasindan olabildigince faydalanalim.
  • olacakları önceden sezebildiği hatta çoğu zaman bilebildiği bir anlayıştır. sanır ki, zeki olduğundan, iyi bir tv ve dizi izleyicisi olduğundan bu yetiye sahiptir fakat bilmez ki zaten senaristlerin büyük bir çoğunluğu da türk insanının zekasına göre yazar o senaryoyu.
  • her alanda olduğu gibi dizi alanında da türk insanının anlayışı ikiye ayrılır.

    türk dizi izleyicisinin büyük bir bölümü kaliteli yapımları ayırt edebilecek algıya sahip değil. bu yığın; entrika, zenginlik, aldatma, mafyacılık vb. gibi konuları seviyor. bu konuların bu kitle içinde bu kadar popüler olması biraz 'yeni türkiye' kavramıyla ilgili gibi. bir nevi yukarılardaki hayatın nasıl olduğunu anlayıp kendini hazırlamaya çalışıyor. bir nevi izlediği diziler sayesinde stajyer de olsa düzene dahil olduğunu hissediyor, en alt seviyeden kurtulursa sahip olacaklarını öğreniyor, hangi değerlerin bu düzende yarar sağladığını fark ediyor.

    sanatsal bir geçmişi olmaması, görsel kültürün zayıf olması, kıyaslama yetersizliği nedeniyle klişelerden etkilenmiyor hatta zevk alıyor. çünkü her klişe ona kesin olan bir davranış kalıbı sunuyor. eylemlerinde düşünmeyi çok tercih etmeyen bir kitle için davranış kalıpları geliştirmek oldukça önemli. kurgudaki mantıksızlıkları fark edemiyor, etse bile bundan rahatsız olmuyor çünkü onun öncelikli kriteri dizinin gerçeğe değil hayalindeki kurguya uygun olması. tıpkı rüya görür gibi olaylarda mantıklı bir sebep sonuç ilişkisi aramıyor. bilinçli olarak bilinçsizlik halini tercih ediyor ve kendini dizinin akışına teslim ediyor.

    dizinin gereksiz uzun tutulması onun için bir sorun değil çünkü hem nitelik önceliği yok bu kitlenin, hem de diziler boş zamanları değerlendirme araçları onlar için. yani dizi yarım saat önce bitse yine başka bir hipnotize izleme eylemini gerçekleştirebileceği programa geçecek, seçici izleyici değil.

    böyle olunca bu yığının dışında kalan küçük azınlık için seçenekler oldukça dar. ya yabancı kültürlere ait dizilere bağımlı olacak ve kendi kültürü içinden çıkmış kaliteli yapımların eksikliğini çekecek (bunu yapmaya yetecek kabiliyette bir sektör olmasına rağmen) ya da sektördeki kaliteli yapımların finansal olarak sürdürülebilirliğine bir şekilde destek olacak. şanslı ki günümüzde yeni iş modellerini gerçekleştirebilecek teknolojik yeterlilik ve girişimci insanlar var.

    (bkz: masum)
  • türk insanı olarak insan ilişkileri(aşk, arkadaşlık, intikam) üzerine yapılan drama türüne aşığız. bazı insanlar gibi yerden yere vurmayacağım ben. evet bizde bilimkurgu yok, korku dizileri yok. ama bunlar kültürümüzde de yok. ayrıca istediğimiz dizileri çok iyi yapanlar var. seversiniz veya sevmezsiniz ama mesela ezel, suskunlar vb. diziler titizlikle hazırlanmış emek kokan dizilerdir.
    türk halkının genelinin sevmediği dizileri sevmeyen insanlar da olacak tabii ki. ama unutmayın, bizim izlemek için fellik fellik torrent linki veya izleme linki aradığımız yabancı dizilerin yapıldığı ülkelerdeki bazı insanlar türk dizisi izlemeye çalışıyor, onlar hoşuna gidiyor.

    kısacası çok da yadırganacak sorgulanacak bir durum değil. kültürümüzü bilmeden dizi anlayışımızı boş beleş yorumlarla öven veya gömen insanlara kulak asmamanızı öneririm.
  • dizileri günlük hayatın bir parçası olarak görmektir. bu yüzden türkiye'de kısa süreli ve kaliteli değil uzun, tekrara düşen diziler yapılır.

    türk insanının dizi izleme alışkanlığı amerikan veya batı avrupa izleyicisinden farklıdır. batılı izleyici süreleri 30 dakika ile 1 saat arasında değişen dizileri büyük bir dikkatle izler. o dizinin yayınlandığı saat (veya sonra kendisi bilgisayarından izlerken) odağı bu dizide gelişen olay örgüsüdür. reklamlar kısa sürdüğü için genelde çok başından ayrılmaz dizinin ve bir başka işi varsa bunu sonraya bırakır. türkiye'de tlc (cnbc-e) dizisi izleyicileri diye tanıdığımız kitle de az çok böyledir.

    türk toplumunun büyük bir çoğunluğu içinse diziler iş sonrası akşamı geçirmek için bir araçtır. özetler ve reklamlar ile iki saati aşan bir süre televizyon karşısında oturma odasında oturulur. bu sırada çaylar içilir, mandalinalar soyulur, dizideki karakterlerin söz ve eylemlerine yorumlar yapılır, arada aile içi sohbet edilir (veya misafirlerle çünkü misafir varken de dizi açıktır). anne varsa bir yandan örgü, nakış, fasulye ayıklama gibi işlerini halleder. reklamlar daima uzun olduğundan ailenin aralarda tuvalet, çay-kahve demlemek, kaseye çerez koymak gibi her türlü işini halledecek vakti sağlanmıştır.

    en önemlisi bu alışkanlığın bütün yıl her akşam devam edebilmesidir. bu yüzden türk dizileri bir game of thrones gibi kışa kadar bekletip iki ay sonra bir senelik veda edemez insanlara. sonbaharda başlayıp yaza kadar her hafta iki saat konuk olur eve. yazın da yerini her taraftan mantar gibi çıkan yazı dizileri doldurur.

    diziler daima uzun, bölüm sayısı da fazla olduğu için hiçbir zaman amerikan dizilerinin planlı kurgusunu yakalayamaz türk dizileri. sezon sonunda ne olacağını sezon başı senaristler bile bilmez. türk dizileri bu sebeptendir ki bulgaristan, yunanistan ve orta doğu ülkeleri gibi alışkanlıkları bizimkilere benzeyen yerlerde popülerdir ama batıda asla başarılı olamaz.
  • entrika
    güzel kız
    yakışıklı erkek
    zengin ama mutsuz hayat
    fakir ama mutlu hayat
    holding
    gece kondu
    aşk üçgeni

    vs. vs. vs.
  • olmayan anlayış
  • işten eve gelince televizyon karşısında tüm aileyi uyutsun yeter. mazallah yarın bir gün elektrikler tamamen gitse türk aile yapısı sarsılır. nice aileler dağılır gider, boşanmaların önünü alamayız. çocuklar perişan olur.

    iyi ki varsın türk dizileri!