şükela:  tümü | bugün
  • hayata dair atalardan ve toplumdan aktarılan, insan duygu ve düşüncelerine ters, içsel hareketlere ve güdülere aykırı toplumsal kural ve normlara çocukluğu ve yetişkinliği boyunca uymak zorunda bırakılmış ve bu içsel duyguları sözlü, fiziksel veya duygusal şiddetle bastırılarak görmezden gelmek zorunda bırakılmış insanlar, zamana yayılmış geniş ve şiddeti dönemsel olarak değişken uzun bir acı sürecinden geçiyorlar. ondan sonra bu acıların aslında boş yere çekildiği, bütün bu yapay ve gereksiz eziyetin çekilmesinin suçunun atalarından ve yaşadığı toplumdan aktarılan ilkel duygular olduğunu filiz filiz sezmeye başlıyorlar. duygu bastırmak ya da yönlendirmek konusunda zaten son derece tecrübeli olan birey, bu sezgileri kendisine itiraf edecek gücü olmadığı zaman, köklerine baş kaldıracak içsel gücü de olmadığı için enerjisini akıtacak kolay bir yol buluyor. doğruyu bulmuş, belki mücadele vermiş veya hayatını bir şekilde değiştirebilmiş ya da başka yoldan yetişerek gelmiş insanlara saldırmak, eleştirmek, kınamak ve yanlış yaptıklarını dünyaya duyurmak, onları kendi bağlamına çekmek.
    bu saldırış bir meşrulaştırma hareketi. bu hareket, hem kişinin enerjisini ve birikimini boşaltıp rahatlamasına hem de bunca yıldır çektiği acıları boş yere çekmiş olma ihtimalini zihninde ötelemeye yardımcı oluyor. kendini kandırmak gerçeklerle yüzleşmekten daha kolay çünkü yüzleşmek aslında yıllar yılı mülkiyetçi bir biçimde biriktirdiğine inandığı bütün bu soyut sermayenin imhası demek. bunu yaparken sayısı bir millet kadar çok olan diğer benzer bireylerden destek almak da gayet kolay. ama bir yandan da ne olursa içsel sezgiler kaybolmuyor ve bireyi zamanla kronik bir mutsuzluk, kıskançlık ve tatminsizlik sarmalı içerisine hapsediyor. işte türk toplumuna ait bireylerin içsel dünyalarının genel özeti bu.