şükela:  tümü | bugün
  • çünkü herkes skileceğini(çok afedersiniz ama öyle) düşünüyor alan da, satan da. içimize işlemiş dolandırıcılık. tek fark sadece şu; biz yaparsak iyi kar ettim, başkası yaparsa şerefsize bak resmen adam kazıklıyor oluyor. önce hak, hukuk, adalet ve vicdan kavramlarına uyalım sonra güven kendiliğinden gelir.
  • bence seviyoruz ama sahtekar bir toplum olduğumuz için satıcıya güvenmiyoruz.
  • “kim bilir hangi bitlinindir o “ mantığı olduğu sürece gelişemeyecektir.
  • çoğu ürün büyük kapitalist firmalar tarafından özellikle hızla eskiyip yenisini aldırmaya teşvik edecek şekilde üretilmeye başlandı, haliyle birinci el alan eskiyene kadar kullandıktan sonra o ürün artık işlevsiz hale geliyor, ikinci el pazarına düşmüyor.
  • türk insanı adına konuşmam doğru olmaz da kendi adıma evet sevmem ve yapmam. üstelik sadece alışveriş değil bedava da olsa istemem.
    başkasının kullandığı bir eşya her ne olursa olsun beni tiksindirir.
    mantığım; ucuz olsun, yeni olsun.
  • yalnızca kıyafet bazında düşünülmemesi gereken bir tespit.

    bir süredir dikkatimi çekiyor. özellikle sağlam bir koltuğumuzu cuzi fiyata satmak ya da ihtiyacı olan birine vermek istediğimizde bir platform bulamadık. sahibinden, letgo, facebook demeyin. 100 ilandan 5si gerçekten ikinci el ürününü satarken, kalan 95i işletme hesapları. 'istanbulun her yerine üretim ve teslimat yapılır", "ikinci el nike ayakkabı, her numarası bulunur" gibi.

    mobilya, dekorasyon, beyaz eşya gibi ürünlerin de alışverişinin yapılabileceği alanlar yok. fiziki alanlar, web siteleri değil.

    avrupa’da kıtafet, mobilya, vb. her şeyi götürüp satabileceğiniz haftasonu, özellikle pazar günü kurulan pazarlar vardır. bazen cuzi miktarda tezgah parası ödersiniz. genelde parkta, kışları da büyük farklı mekanlarda yapılır. ve ebay kullanımı çok yaygındır. ne öğrenciler, ne yeni eve çıkan insanlar gördüm ebaydan 10 euroya çamaşır makinesi alan, ücretsiz yatak dolap alan. parktaki pazardan ekmek kızartma makinesi, yemek masası alan.

    inanılmaz bir döngü var. hem ekonomik hem de sürdürülebilir bir akım. üstelik bizim demode gördüğümüz eski mobilyaları o kadar güzel kullanıyorlar ki çağdaş evlerin içinde, hem özel bir hava katıyor mekana hem de manevi değeri olan eşyalar yaşamış oluyor.

    düşünün istanbul gibi büyük bir şehirde her gün birileri taşınıyor, ev değiştiriyor ve çöp konteynerlerinin yanı mobilyalarla doluyor. böyle pazarların olması hem bütçeye çok faydalı olur hem de kullanmaktan sıkıldığımız ürünlerin dolaşımında. üstelik insanları nasıl sosyalleştirir böyle bir pazar, bir düşünün. gerçi böyle bir satış yapmak için önce şehir parkı lazım. (bkz: şehir parkı)
  • kendi açımdan katıldığım bir durum bu,tabii ki yakınlarımın ya da sevdiğim arkadaşlarımın kullandıkları şeyleri tekrar kullanabilirim bunda sıkıntı yok,yalnız para vererek bir ürün,kıyafet, araba vs almam aynı paraya sıfırını gayet rahat bulabilirim çünkü kokuya önem veririm,ambalajını ben açmak isterim “yeni kokusu”olan şeyleri severim.
  • 1) 2. el satan adam fiyatı o kadar yüksek tutuyor ki sıfırı daha ucuza geliyor
    2) 2. el dediğin sey az kullanılmış esya olmalı bizde adam anasını sikmiş satmaya çalışıyor
    3) bir de piyasada mal benim fiyatı bu diyen dangalaklar yüzünden kimse sevmiyor.
  • lüks saat piyasasında geçerli olmayan önerme.
  • iç çamaşırlar hariç hiç geçerli olmayan önerme.