*

şükela:  tümü | bugün soru sor
  • bunu farklı farklı zaman ve durumlarda net olarak gözlemleyebilirsiniz. ben akılma gelen ilk 3 yerden bahsedeceğim.
    çok sayıda istisna ülkeler,kişiler,durumlar illa ki vardır ben kendimce bir gözlem ve sonucunu aktarıyorum tamamen özneldir.

    1.*:en çok sinir olduğum ve nadiren küfür ettiğim anlar hep trafikte iken oluyor.şimdi ne alaka demeden önce bir düşünün:insanımız çok okuyor olsa farklı kültürlere,farklı bakış açılarına aşina ve de saygıdeğer olacaklar.almanya'da trafik ile ilgili bu video sitede yayınlanmıştı bize çok şeyi anlatıyor.tekdüze,belli kalıplar içerisinde olan,farklılıkları bilmeyen bireyler onlardan korkar ve tepkili olurlar.bu kadar geniş bir dünya görüşü,empati ve saygı ya geleneksel yollarla kültür geni aktarımı ile mümkün yada okuma ile ki birincisinin de başlangıcı yine bilgili ve görgülü olmaya yani okuyup öğrenmeye dayanacaktır.yoksa vikingler dediğimiz barbarlar bir anda isveç beylerine,norveç salon adamlarına dönmedi.daha biz 1930'larda kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanırken kuzey avrupa'da kadının adı pek yoktu.

    2- *:ilanınızı ne kadar detaylı yazsanız da,ilanın başına,başlığına lütfen tamamını okumadan aramayınız notu düşsesinizde insanımız bunu okumaz oraya yazdıklarınızı gelir yine sorar,çingene pazarlığı yapar,başka bir yerdeki bambaşka özelliklerde kendince benzer ilanları size söyleyerek sizi fitil eder.
    işte bunlar hep okumamamaktan.2türlü hem ilanı hem de kitap okumamaktan.empati duygusu zayıf insanlar bencil insanlardır ve de bencil insanların bir şeyi elde etme tarzı ya elde edeceği şeyin sahibini yada elde edeceği şeyin değerini düşürmektir.aynı x meslektekilerin çok aldığını söyleyerek kendisinin maaş veya ücretinin artacağını sanmaktaki aymazlık gibi.(bkz: sefalette eşitlik) veya (bkz: şark kurnazlığı).ben bundan epey bir çektim ki hem ev hem araba satarken.

    3-*:türk halkı sıralara riayet etmez çünkü bencildir çünkü okumaz,okumadığı için bilgisizdir,cahildir ve bu yüzden de sosyolojik ilişkileri zayıftır,apartman kültürüne oradan birden şehir yaşantısına spontane dahil olmuştur dünyayı sadece tv'den görür,hoşgörü ve kurallar sadece onun işine geldiğinde devreye girmelidir.diyebilirsiniz ki eskiden insanımız hoşgörülü ve daha adaletli idi ama yine okuma işi yoktu.evet o yüzden değişime ayak uyduramadık,çağın gerisinde kaldık,çağ değişmese biz de kas gücü ve adalet ile dünyada güçlü bir şekilde var olabilirdik.oyksaki şimdi güç önce bilgide( şu meşhur matbaa olayı ile başlayan süreç aklımıza geliyor) sonra farklılıkları sindirme kapasitesinde(örneğin abd).hani şu meşhur mozaik.hası anadoluda var ama oradan ilham alıyor muyuz hayır neden çünkü okumuyoruz bize herkez düşman bir biz iyiyiz.tamam biz kötü değilsek bile bu adamlar bize niye sırt döndüler o zaman?çünkü biz geçmiş yüzyılın efendisiyiz.ağalık sisteminin bittiği yerde en iyi,en dürüst en güvenilir ağa sen olsan da oradan senin yerin yok.

    mevzuya dönecek olursak okuyan insan ki okumak zaten başlı başına bir sabır ve demlenme işidir hem ruhunuzu hem de kişiliğinizi ilmek ilmek dokur.tabii bu dediğim üç beş kitap okumak ile olmuyor.padişahların veya rütbeli askerlerin donanımlı ve yetkin olmaları hep okumak ve kendini geliştirmek sayesinde olmuştur.yoksa çok güçlü,çok etkili liderler,kişiler geldiler geçtiler ama örnek alınanlar hep donanımlı ve her tür insanı anlayabilen ve hitap eden kişilerdir.mustafa kemal atatürk gibi.
  • geçenlerde metroda bir annenin bebeğine resimli bir hikâye kitabı okuduğunu gördükten sonra kitabın kiril alfabesiyle yazıldığını fark ettiğim andır. aradaki kısa zaman diliminde umutlandım, ne yalan söyleyeyim.
  • akıllara adnan aybaba'nın şu videosunu getirmiştir.adnan aybaba dostoyevski
  • yönetime bakarak gerisini tahmin etmek zor degil.
  • her gün yaşadığımız kısa bir örnek..
    izmir'de belediye birimlerinin yer aldığı bir pasajdayım. aynı pasajda öğrencilerin toplu ulaşımda kullandığı izmirim kart ile ilgili işlemlerin yapıldığı birim de mevcut.
    bizim birim pasajın başında, kart ile ilgili birim pasajında sonunda.
    bizim birimin giriş kapısında "kart işlemleri ileride pasajında sonunda" diye bir uyarı yazısı olmasına rağmen biz her gün en az 25 kez, içeri girip kart işlemi yaptırmak isteyen gençlerle karşılaşıyoruz..
    ve tabii ki bazen de "okuma yazmanız da mı yok evladım" diyerek çıkışıyoruz...
    çok acı.
  • havalimananın da check-in yaptırdıktan sonra bekleme yerine geçilince insanların her konuda yazılmakta olan dergileri okumak yerine kendi telefonlarında ki instagram, facebook... gibi sosyal ağları tercih etmesi.
  • tvde geçen bir türksat 1c muhabbetinden sonra arkadaşın tepkisi ”o değil de rabbimin işine bakın uyduları bile yaratmış oraya koymuş “

    sadece kitap okumamak değil bu bunun bir açıklaması yok
  • bir magazincinin hava atmak için kürk mantolu madonnayı okudum madonnanın hayatını anlatıyor dediği an. günlük hayatta buna benzer o kadar kişi varki oysa okumadıklarıyla hava atmaya çalışanlar bu ego yarışındaki enerjilerini kitaplara verseler bugün toplum böyle olmayacaktı belkide.
  • [entry'i dinlemek için tıklayınız!]

    1) "farklılıkları sindirme kapasitesi"

    kimse kusura bakmasın da, bu konuda türk halkının eline su dokemezler. amerika ne yahu? hala daha en ufak şeyde siyahi vatandaşları öldüren, islam karşıtı, hintlilere üçüncü sınıf insan muamelesi yapan bir devletten bahsediyoruz. halbuki bize bak; ensest mi ararsın, homoseksüel ünlüler mi ararsın, meclise girmiş bir kürt parti mi, yoksa damadiyla ilişki yaşayan kayınpeder mi ararsın... sindirmek kelimesi az bile kalıyor; bu baya bildiğin midesizlik.
    -
    2) "türk halkı, sıralara riayet etmez"

    okumamak, insanı bencil yapıyormuş. halbuki benmerkezci toplumlar, en çok okuyanlar değil mi? okudukça insanın ufku genişler ve insan denilen varlığın acizligini, iğrençligini ve degersizligini görür; haliyle sadece kendisini önemser ve sadece kendi çıkarlarını düşünür. ayrıca bilgisizlik ile okumamak çok başka şeylerdir. yahu kaç yaşında insanlarsınız, bilgi edinmenin birçok yolu olduğunu öğrenemediniz mi bu zamana kadar? cahil cesareti denen bir şey var, bilgi arttıkça toplumdan ve onun normlarından uzaklaşmak gibi bir şey var ve tüm bunlara rağmen okumayan insanın ilişkilerinde zayıflık olacağı iddia ediliyor. bu nasıl dar bir perspektiftir yahu? bu zamana kadar, boş beleş insanların daha atak ve daha sosyal kişiler olduğunu gördüm ben.
    -
    3) türk insanının bu vaziyeti, orman kanunlarında yaşıyor olmasındandır. türk insanın pragmatizmi yasayisiyla ormandaki bir ayının hayatı yaşayışı aynıdır. çünkü bizim topraklarımızda ölmek çok kolay, salak olmanın cezası çok büyük ve bunun aksine devlet kanunları hiç caydırıcı değil; eğer bir an önce işini halledip de evine gitmezsen, her an böbreğine bıçak yiyebilirsin. fakat bir norveç, bir almanya böyle değil; çünkü kanunları keskin, çünkü tehlike az, çünkü kimse kimsenin umurunda değil, çünkü kimse yanındaki adamın bir tecavüzcü mu yoksa katil mi olduğunu tahmin etmek zorunda değil... işsizliğin çok büyük bir oranda var olduğu ve aynı zamanda da borçlanma & enflasyonun alıp başını gittiği bir ülkede işine 1 dakika geç kalsa kovulacagini ve bir daha da sittin sene iş bulamayacağını bilen insanlar tabii ki de boş bulduğu şeride girer, hız yapar, sollar, ne yayayı düşünür ne de diğer araçları... bunun çözümü de okumak değildir; adam akıllı bir iş kanunu, caydırıcı trafik cezaları ve doğru düzgün bir trafik kontrolü yeter de artar.

    bence okumayı bu kadar düşüneceğimize, biraz empati yeteneğimizi geliştirelim. çünkü insanı insan yapan, empatidir.
  • konuşurken özne ile başlayıp özne ile bitiren, yüklemi nereye koyacağını şaşırıp 3-5 cümleyi cover yapan kişilerdir. ne kendi ne anlattığını bilir ne de karşısındaki bir şey anlar. bunların istisnasız teki bile 2 sayfa çevirmemiştir.

    not: (bkz: cin ali) hariç. *