şükela:  tümü | bugün
  • acı bir gerçek. ilkokul mezunu da bilmiyor, üniversite mezunu da bilmiyor bunu. adam muayene olacak ve barkod üzerinde sıra numarası yazıyor hala kapı açıldıkta içeri kaynak yapmaya ve sırada bekleyen diğer kişilerin önüne geçmeye çalışıyor. sıra bekleme medeniyetine bile sahip değil. acil hasta olsa kısmen anlarım ve gerekli işlemleri yaparım ama acil de değil. tahlil sonucu gösterecekmiş. sırada o kadar yaşlı ve hasta insan var, hiç umrunda değil. onlar ses çıkarmadığı için azıtmış bu da.

    böylesi bir tane değil iki tane değil. kaç tane. bana göre doktorların, hastalar hakkında değerlendirme yapması gerekir muayeneden sonra. kaba, görgüsüz ve acil bir sağlık sorunu olmayan hastalara muayene ve randevu önceliği verilmemeli. uğraşmaktan yorulduk artık.
  • olayin arka planina bakarsaniz adalet duygusu gelismemis ve duzgun kurallarin olmadigi toplumlarda siraya girme kulturunun olmadigini gorursunuz, bunun nedeni baskasinin hakkini yemenin , kural tanimamanin bir cezasi olmadigi icin duzeni bozanin her zaman avantajli hale gelmesi ve yaptiginin yanina kar kalmasidir.

    bu yuzden dolandiricilik , uyaniklik kabiliyet sayilan toplumlarda duzgun siraya girene enayi gozuyle bakilir, baskasinin onune gecmek takdir edilir.
  • türklerden ziyade doğu insanın ortak özelliğidir.
  • sıra ne?
  • hak kavramına yalnızca kendi hakkı yenildiğinde önem veren insanlarımızın ortak özelliği.
  • keşke ne kadar güzel bir şey olduğu anlaşılsa. mevzu sıra mevzusu değil. mevzu insana saygı.

    bundan 16 sene önce bir kooperatife taşınmıştık ailemle.

    sadece devlet memurlarına tahsis edilmiş bir kooperatif idi.

    biraz şehir dışında havadar, püfül püfül esen bir yerdi.

    her neyse ilk 2-3 sene orada çok güzel günler geçti. zira insanlar birbirine aşırı derecede saygılıydı. şaka değil müthiş muazzam bir sistem vardı insanlar arasında.

    otobüs duraklarında sıra olunuyordu. otobüsün şehir merkezindeki duraklarında bile sıra olunuyordu. herkes camış gibi otobüslere binmeye çalışırken bizim muhitimizin insanı sıra bekliyordu.

    diğer insanların bizlere bakışları manidardı.

    velhasıl, insanımızı küçümsemek istemiyorum, kooperatifin sosyolojik dengesi bozuldu. memurlar şehir merkezine daha yakın evlerde oturma isteği ile evlerini kiraya vermeye yahut satmaya başladılar.

    insanımızın yozlaşması da buna eklenince o saygılı insanların yerine kavga, dövüş, hırs ve saygısızlık dolu insanlar geldi.

    var olan popülasyon da dengesini kaybetti. resmen insanlar içlerindeki hayvanı tekrar buluverdiler.

    bu olaylar iç anadolu'nun göbeğinde yaşanıyordu.

    ben insanımızı küçümsemek istemiyorum zira hepimiz bu toplumun ferdiyiz. hatalarımızı gözden geçirmeyi, birbirimize saygı duymayı öğrenmeliyiz. ilkel duygular sadece ve sadece felaket getirir.

    kadınlarımız daha zenginine, erkeğimiz daha büyük memelisine meyl eder böyle devam ederse. çocuklarımız kültür ve sanat yerine daha maddi oyuncaklar ile ilgilenir, insanlarımız siyasetin bok çukurunda boğula boğula can verir.
    oysa medeniyet bambaşka bir şey. bütün ilkel duygularımızı reddetmeyelim elbet. fakat insanız ve başka bir dünya mümkün...

    insan olan, ideali olan, siyasetle aklı bulanmamış, hakikati başkalarının tuttuğu merceklerle aramayan şahıslar için üzücü bir durum. her ne kadar kendimi ultra medeni, süper saygılı biri olarak görmesem de toplum bu güzel ahlaka ulaştığında kötü yanlarımın ve yanlarımızın törpüleneceğini biliyorum.
  • hemen olayın boyutunu değiştirmek istiyorum . türk insanın hiçbir konuda zerre kadar sabırlı olmaması .
  • bankamatik sırasında önümde bekleyen elemanın yanına bir kadın geldi, başladılar sohbete ben oralı değilim hiç. sıra ilerlemeye başladı bunlar hala muhabbet ediyorlar falan, ufaktan kıllanmaya başladım.

    artık sıra kadının konuştuğu önümdeki elemana gelmek üzere, bir baktım eleman kartını hazırlarken bu kadın da çantasını karıştırmaya başladı. kadın çantasından cüzdanını cüzdanından da kartını çıkarır çıkarmaz kadına seslendim.

    "pardon hanımefendi arkadaştan sonra sıra bende"

    birden afalladı, başını öne eğdi utanarak "tamam" dedi ve sıraya geçmeden beklemeye başladı. önümdeki eleman işini halletti, sonra ben geçtim paramı çektim arkamı döndüğümde bir baktım kadın bu sefer benim arkama sıraya geçmiş ve benden sonra bankamatiğe yürüdü ve işlemine başladı. bu sırada arkasında hala en az 4-5 kişi var sırasını gasp ettiği, hepsi de bön bön bakıyor.

    yani başlığın doğrusu "türk insanının hakkını savunmayı bilmemesi" olmalı bence.
  • bir gerçek. düzeltmek için yapmamız gereken, bunun eğitimini çocuklarımıza vermektir. ağaç yaşken eğilir.

    her alışveriş merkezine gittiğimizde oğluma asansörden inenleri yana çekilerek beklemesini, kimsenin önüne geçmeden sırayı bekleyerek asansöre binmesini, yürüyen merdivende sol tarafı boş bırakmasını söylerim. sağ olsun hiçbir zaman "tamam baba ya, her zaman aynı şeyi söylüyorsun" gibi bir serzenişte bulunmadı.
  • yıllarca hakkı yendiği için, "yine hakkım yenecek, uyanık olmalıyım" düşüncesinin etkisi olduğunu düşündüğüm durum.