şükela:  tümü | bugün soru sor
  • türk insanı solcuysa devrim için ayaklanır, hayvan hakları savunucusuysa sokak hayvanları için ayaklanır, kemalist ise atatürk'e karşı yapılan bir saygısızlık sonucu ayaklanır.

    çevreciyse ağaçlar için ayaklanır. dinciyse kudüs ya da filistin için ayaklanır. çomar ise akp'yi korumak ve sevgi gösterisinde bulunmak için ayaklanır.

    cumhuriyetçiyse cumhuriyetin askıya alındığı referandum için ayaklanır. demokrat ise seçimlere oy ve ötesi gibi desteklerde bulunur.

    işçiyse grev yapar, sendikacı olur, işverene karşı ayaklanır. işveren emeğinin karşılığını vermediği gibi onu soymaktadır.

    milliyetçiyse türkmenler için ayaklanır. ya da hdp'ye karşı ayaklanır.

    kürtçüyse hdp için ayaklanır. bazen ileri gider pkk için ayaklanır.

    ama şu milletin vergilere karşı ayaklandığını daha hiç görmedim. neci olursan ol aynı devlet tarafından öpülüyorsun.

    her renk ve görüşten bütün türk vatandaşlarını tek bir odakta kenetleme ve birleştirme gücü aslında var.

    vergilere karşı sesini yükseltmek. hep bir ağızdan.

    o gün bir gün gelir mi?

    (bkz: taxation is theft)
    (bkz: bir vergi cehennemi olarak türkiye cumhuriyeti)

    edit: başka bir başlık vergilerden bahsettiği için böyle bir başlık açma ihtiyacı hissetmiştim. 20-25 entry yazılır geçilir diye düşünmüştüm. bu kadar ilgi görmesi beni şaşırttığı gibi aslında içimizde o potansiyelin olduğunu da gösterdi.

    buraya yazılan neredeyse her entry'yi okudum, tipik, sıradan, alakasız entry'ler vardı bir çok başlıktaki gibi ancak bir takım entry'ler ciddi ciddi bilgi verme amacı gütmüş, emekle yazılmış.

    bazıları ufuk açmış. mesela biyolojik saat tamircisi'nin entry'si.

    yine bir başka entry'de de söylenildiği gibi artık penguen medyasına muhtaç değiliz. internet var, ve her geçen gün daha da yaygınlaşıyor.

    sadece buraya yazan yazarlar bile aslında ciddi bir sayı. halk'a giydirmek yerine belki biz de bunu bir sorumluluk olarak görmeliyiz. ne bileyim benim aşırı çomar bir aile dostum var mesela, bir dahaki buluşmamızda masada bir sessizlik olduğunda ya hakan abi sence de türkiye'de çok fazla vergi alınmıyor mu? gibisinden lafa girmeyi düşünüyorum.

    ülkemizin bir vergi cehennemine dönüşmesi durumu o kadar bariz ki bu tartışmayı kaybetsek bile* yine de kafalarda bir kaç ışık yakabileceğimize inanıyorum.

    belki de değişim beklemek yerine değişimin bir parçası olmalıyız.

    bugün değil belki, ama bir kaç jenerasyon sonra bir kelebek etkisi gibi değişim yaratamayacağımızı bilemeyiz. hakan abi'ye direk akp'yi kötülerseniz sizi pek dinlemeyecektir ama aldığı son otomobil'e ödediği vergiden ve hatta ecevit döneminde literatürümüze girip hala çıkarılmamış vergilerden falan girecek olursanız en çomarlarına bile bir şeyler anlatabilirsiniz.

    ben mesela düşünüyorum, ödediğimiz vergilerin bana dönüşü ne?

    elektrik su? dağıtım şirketleri onlarca bilmediğim vergi kalemiyle beraber faturamı alıyor ve zaten bu şirketler de kar amacı güdüyor.

    toplu ulaşım? iett kar amacı güden bir kuruluş. ulaşımın bedelini ödediğiniz gibi sermaye de veriyorsunuz. tıpkı sıradan bir işletme gibi. ekstra bir getiri yok.

    yollar? 5-6 yıl öncesine kadar ehh... derdim. ancak günümüzde onun da boku çıktı. yolun da parasını yoldan geçerken alıyorlar. yolu yaparken de başkalarına yaptırıyorlar zaten ve parayı sonradan bize ödetiyorlar. onun haricinde sıradan yollar en kalitesiz ve en az maliyetli şekilde yapılıyor zaten. kdv'den, ötv'den gidenler dönmüyor bize. ya da çok çok az dönüyor yol konusunda.

    trt? yorumsuz.

    sağlık sistemi? her geçen yıl sigortanın karşıladığı ilaçlar azalmakla beraber basit bir sigorta şirketi bile kar elde edebilirken neredeyse bütün vergi mükelleflerinin sigortalı olması ve sigorta bedeli ödemesi onun da karşılığının misli misli alındığını düşündürtüyor. zaten sağlık sistemimizin aslında bok gibi olduğuna dair ekşi'de yazılan çok entry var. az çok biliyorsunuzdur.

    hukuk? yorumsuz bırakıyorum. vergilerim ile adalet sağlandığına inancım yok. hiçbirinizin yok.

    güvenlik? evimize bir kez hırsız girmişti, o gece ilk defa bir polisi polislik yaparken görmüştüm. kısa keseyim, güvenlik falan yok türkiye'de.

    güvenlik demişken, terör? 5 yıl önce yine sezarın hakkını sezara vermek isterdim. artık terör örgütlerinin de rahatça istediğini yapabildiğine inanıyorum. devletin beni terörden koruduğuna inancım yok.

    sonuç olarak devlete ödediğim vergilerin bana tek getirisi eğitim. onun da yüzdelik dilimdeki yeri acaba nedir?

    az önce kendi kendime yaptığım bu beyin fırtınasını diğer insanlarla da yapmalıyım. siz de yapmalısınız. belki günün birinde insanları özgürlük ilkesiyle yüksek vergiler karşısında örgütlemeyi düşünen siyasetçiler ortaya çıkar.

    eğer iş ayaklanmaya varacak ise de hepimizde bu potansiyelin bulunduğuna inanıyorum.

    bu potansiyel ile ilişkili bir entry'm de vardı, okumak isterseniz:

    (bkz: v for vendetta/@alt epidermis)
  • yapılacak ekstra yollarla bastırılacaktır.
  • (bkz: türk insanı)
    (bkz: ayaklanma)
    (bkz: peki)
  • maaşının yarısına yakınının gelir vergisine gideceğini görüp şükür edeceği için ayaklanmayacaktır. boşuna şükretmeyi öğretmediler, kuru ekmeğe şükredin
  • türkiye'de "fiş almazsak kaça olur" kültürünün hakim olmasından dolayı pek olacak bir ayaklanma değildir.

    adama fiş almadığı zamanki indirimli fiyat yeterli geliyor. hatta kendini kâr etmiş sayıyor. ödediği bedelin içinde hâlâ bir ton vergi olsa bile bunu umursamıyor.
  • asgari ücretin net değil de brüt üzerinden ödendiği gündür.
  • bi ara
  • düzenin değişip de düzülenin hiç değişmediği anlayış biçimi, sistemi.
  • asla gelmeyecek olan gündür. ne yazık ki toplumun hali, "ensesine vur, lokmasını al!" şeklindedir.
  • hiçbir zaman