şükela:  tümü | bugün
  • bu başlığı;”cinayete kurban gitmiş türk kadınlarının” isimlerini,bu isimler hiç unutulmasın ve bu kadınlar gibi başka kadınlar olmasın,artık toplum olarak bunların önüne geçmek için “almamız gereken insani önlemler nelerdir ve bizler neler yapmalıyız” ı konuşmaya başlayalım diye açmaya karar verdim.

    cinayete kurban giden kadın isimlerini araştırdıkça ve bu isimler aklıma geldikçe bu entry güncellenecektir.ben ilk aklıma gelenleri yazıyorum siz de bu başlık altına aklınıza gelen cinayete kurban gitmiş kadın isimlerini yazın lütfen!bu insanlara yapılan zulümleri unutmayalım!

    (bkz: münevver karabulut)

    (bkz: özgecan aslan)

    (bkz: aybüke yalçın)

    hiç bana terör yüzünden şehit oldu bu kadın demeyin.terör de cinayettir.

    (bkz: şule çet)

    dava sonuçlanmamış olabilir ama darp edildiği,zorla ters ilişkiye girilmeye çalışıldığı ortada.bu eylem zaten nefesi bitmeden öldürmektir insanı.

    aslında karakter sınırına takılmasa “türkiye’de cinayete kurban giden kadınlar” olarak açmayı düşünmüştüm bu başlığı.

    ama malum sözlük ahalisi “türk kadını,türk kızı,türk hatunu” gibi tamlamalarla başlayan başlıklara oldukça ilgi(!) gösterdiği için başlığın daha etkili olması açısından bu başlığı böyle açmak zorunda olmanın daha iyi bile olduğunu düşünüyorum şu an.

    her gün “ bu ülkede kadın olmak ne demek?” diye anlatan bir sürü kadın var aslında.çoğu kişi onlara kulaklarını kapatıyor.gözlerini yumuyor.bu duymayan,görmeyen insanların ruhları ölü sanki.

    bu ülkede ölmeden mezara giren kadında var,diri diri yakılanda,tecavüz edilende,katledilerek öldürülende.size bir şey söyleyeyim mi?

    bu ülkede hayatı boyunca tacize hiç uğramadan nefes almış bir kadın yok.

    inanmıyorsanız;annenize,ablanıza,kardeşinize hatta ve hatta anneanne veya babaannenize sorun.her nesilden her bir kadının anlatacağı onu rahatsız etmiş bir şey mutlaka vardır.

    tacize uğramamak mesela,birinin orana burana dokunmamış olması demekse,taciz tanımınızı gözden geçirin derim.istediğiniz zaman,sırf biraz nefes alabilmek istediğiniz için (mesela gece yarısından sonra) dışarı çıkamıyorsanız,bu bile içinde bulunduğunuz toplumun başlı başına size uyguladığı bir tacizdir.

    dışarı çıkamazsınız.çünkü,dışarısı çıkabileceğiniz kadar güvenli değildir.dışarı çıkamazsınız çünkü,dışarıda vücut bütünlüğünüzü koruyamama ihtimalinizi ortaya çıkaran durumların olması muhtemeldir.ve,size bir şey olursa,ne işi varmış o saatte orada denilebileceğini bilirsiniz.yalnız bu bahsettiğim şey bu ülkede “kadının özgürlük talepleri” açısından lükse bile giriyor.ne yazıkki..

    mesela,çalışmak istersiniz ya da çalışmaya mecbursunuzdur(bence ikisi arasında bir fark yok çünkü,ruhunu iyi tutmak isteyen bir insan üretmek ister paraya ihtiyacı bile olmasa ama tabii bu ülkede çalışan kadına bakış malum(!))
    çalıştığınız ortam ne kadar düzgün gözükürse gözüksün,her zaman çalıştığınız işte birinin bir şekilde sizi rahatsız etmesi mümkündür.

    çünkü,bu ülkede çoğu kişinin iş ahlakı yoktur.iş ahlakı sizi sadece cinsel olarak taciz etmemek değildir.birinin sizi gecenin 12’sinde iş dosyaları için araması da tacizdir ve ahlaksızlıktır.çalışanın hakkının zamanında ödenmemesi de tacizdir ve ahlaksızlıktır.ve bunları genelde erkek yöneticiler yapar.ve,kadınsanız güçsüz(!) olduğunuz düşünüldüğü için,bütün her şey sonuna kadar istismar edilmeye çalışılabilir.

    bir de bu toplumda takdiri çalışan kendi ayakları üzerinde duran,güzel işler başaran kadın değil ,mıy mıy mıy bir şekilde yaşarken en büyük başarısı birinin (kuvvetle muhtemel paralı ve çevreli birinin) karısı olmak vasfına sahip olan kadınlar görür.onlar,bu topluma göre olması gerekeni yapmıştır değil mi?

    haha..diyorum burada işte.hahaha..işte,bunu da yanlış biliyorsunuz.bu insanlarda durmadan baskı altındadır aslında.

    çünkü,o toplum tarafından en üstte tutulan kocasının ismiyle var olan kadınlar daha da çok taciz edilir aslında.çünkü,artık o kadın bir kişinin değil, o kişinin bütün bir ailesinin eşi(aslında onların kafasındaki kelime “eş” i değil “mal”ı)olarak görülür.ve,bu yüzden aile içi şiddet,aşağılanma,güç rekabeti ve huzursuzluklar hiç bitmez.

    “kız almak” diye bir deyiş var ya bu memlekette.bu ne demek sizce?

    “kız almak”.sanki marketten böyle domates,salatalık alır gibi gelmiyor mu sizin kulağınıza da?iyi de bir insan markette satılan “mal” mıdır?nasıl alınır?cinsiyeti yüzünden bir insana nasıl böyle bir hitap kullanılır?bu ülkede bu iki kelimeyi kimse yan yana kullanırken durumu yadırgamıyor bile.bu,bile toplumsal kıyasın,tacizin ve şiddet doğumunun ana etkenidir.

    sonra,her gün girdiğiniz bir platformda “türk kızı”,”türk kadını”,” türk hatunu” yla başlayan aşağılayıcı,küçümseyen,iğneleyici,ötekileştirici cümlelerle karşılaşmakta tacizdir.bunları yazmak bunları okuyan kadınların ruhunu taciz etmektir.

    keşke,sözlükteki avukatlar toplansa da şu türk kızını aşağılamak amaçlı açılan tüm başlıkları sildirse.bu başlığı da “türk kadını cinayeti” diye açtım biliyorum ama kimseyi aşağılama amaçlı açmadım,farkındaysanız.sadece,belki yazdıklarım bu başlıkla dikkat çeker ve birileri aşağılama amaçlı açılan bu başlıkların ne denli kötü bir etki yarattığını fark edip bunları yazmaktan vazgeçer diye umuyorum.

    bahsettiğim şekildeki başlıkları açıp altına nefret söylemlerini döşemenin bile ne kadar ciddi bir taciz olduğunu anlatabilmek amaçlı açtım.

    basit sandığınız şeylere gözünüzü yummanın neye sebep olduğunu anlatabilmek istiyorum.basit sandığınız şeylerin içinde bile nasıl bir şiddet barındığının farkına varın istiyorum.

    nefret kusmanın neye sebep olduğunu hissettirebilmek belki..

    umarım, biraz olsun hissedebilmişsinizdir.