şükela:  tümü | bugün
  • insanın çeşitlemeler yapmadan duramadığı cümle. efendim onca iş güç arasında süs bebekliğini korumak zor zenaattır. allahtan tanrı, varoşlardan üç otuz paraya, sigortasız, güvencesiz çalışmak zorunda kalan hayatın kenar süsleri temizlikçi kadınları yaratmıştır. böylece kendi evlerine ekmek temin eden bu kadınlar evleri temizlerken, evin süsü, alışverişe çıkabilir, kuaföre gidebilir, diğer ev süsleriyle görüşebilir. meşru çocuklarının aklı, başarıları hakkında bir ağızdan konuşabilir. bu süslerin hayattaki tek ciddi üretimi çocuk olduğundan hamile örneklerini etraflıca süzünüz. o nasıl bir kasıntılı duruş, nasıl bir serkeş ifşaattır öyle.

    ayrıca bir türk kadını evinin süsü ise dört türk kadını dört evin süsüdür icabında. ister tek bir eve koyar süslülük yoğunluğunu artırırsınız ister ayrı ayrı evlere dağıtarak süslü ev sayısını katlarsınız. bunların bazıları resmi olarak nikahlı süsünüz olmayabilir ama olsun avrupalı kadınlarda bu kadarı da yoktur.

    dünya savaşları yaşayıp, erkek nüfusunun çoğunluğunu kaybeden avrupalı uluslarda, yasal düzenleme yapıp bir kaç süse icazet vermek akıllarına bile gelmemiş, o biçare avrupalı kadınların çoğu miss ünvanları ile gömülmüşlerdir. şimdi onlar cennetteki köşelerinden yaşlı gözlerle ortadoğu ülkelerini süzmekte, "keşke onların yerinde olsaydık" diye iç geçirmektedirler.

    bir kadını pencere önü çiçeğine dönüştürmek, kompleks ister, korku ister, şüphe ister, politik ikbal ister. tüm bunları reddedip olayı gelenek-modernite çerçevesinde el almak da ikiyüzlülük ister.
  • "... cunku kocasinin vurdugu yerde gul biter" seklinde tamamlanabilecek cumlecik.
  • "kadının yeri evidir, evde ise bir kişiliği değil ancak dekoratif bir amaci vardır" anlamını çıkardığım cümledir naçizane.
    erkeğin şerefi olmak ise şöyle açıklayabileceğim bir paye: senin yaptığın bir yanlış doğrudan o erkeğin de yapmış olduğu bir yanlış sayıldığından, sen hata yaptığında evinde süs olarak kullanıldığın erkek seni cezalandırma hakkına da sahiptir.

    devamına da değinmek gerekirse: sayın bakan bir evlilik dahilinde olmayan kadın erkek ilişkilerinin ancak erkeğin kadını sümüklü bir mendil misali kullanıp attığı, kadının kucağındaki piçini cami avlusuna bırakıp gözyaşları içinde pavyon şarkıcılığı yaptığı bir ortamda varolabileceğine gönülden inanmış görünüyor.

    tek ebeveyn (ecnebiler single parent diyor) olmanın bir seçim olabileceğini aklının ucundan bile geçirmediğine emin olduğum sayın yetkili, evlilik akdi dışındaki bir ilişkinin de (tarafların beraber yaşaması, ayrı evlerde yaşayıp sevgili olması vs) çocuk yapmak için düpedüz ahlaksız bir yöntem olduğunu savunuyor.

    olaya "çocukları o zavallı analar tek başlarına yetiştiriyor" gibi komik bir empati taklidiyle yaklaşmak da daha evvel şahit olduğumuz "zina yasasını kadınlar mağduriyet yaşamasın diye çıkarıyoruz, zina yapan kişi erkektir, kadın dediğin zaten evlilik dışı ilişkide bulunmaz" şeklindeki yaklaşımı ne kadar da andırıyor değil mi?

    bir toplumda doğan çocukların yüzde yirmiyedisi evlilik dışıysa bu toplumun aslında evliliğe çok önem vermediğini, çocuk sahibi olmak için bu şekilde bir bağ aramadığını düşünmüyoruz da aslında o toplumun bizden farklı olduğu için içten içe eziklik duyduğunu, bu farklılığını kapatmaya çalıştığını mı düşünüyoruz yani?

    değer yargıları farklı, bakış açıları farklı, hayat tarzları farklı olan bu insanları önce kendi değerlerimizde "ahlaksız" olarak niteliyoruz, sonra kendi yaptığımız bu nitelemeye onların da katıldığını ve içten içe bizi kıskandıklarını mı ima ediyoruz?
  • "batı kadınları da 'keşke türk hanımlarının yerinde olsaydık' diye düşünürler"

    nasıl yahu? batı kadınlarının istediği de süs olarak görülmek miydi? öyleyse birileri yine beyin fonksiyonlarını sıfırladıktan sonra konusmus ya da aradaki bağlantıyı pek iyi kuramadım. kadın benım namusumdur, evimin serefidir anlayısından su kadınlar evin direğini sarsıp kendıne getırmedıkce kurtulamayacagız galiba. onun dısında ne şirindir kadınlarımız, böyle al oksa süper, beğenmediğin mi kaldır evin bir köşesinde dursun yenisini alırsın gibi alt anlamları da ihtiva eden bir kelime "süs". hayırlısı dıyorum. evımın süsü olacağım günü bekliyorum.
  • öyle bir laftır ki bunu söyleyenin estetik anlayışının da, kadına bakışının da tam orta yerine gül dikesi gelir insanın.
  • ayni sahsin* baska bir yuce saptamasi icin;

    (bkz: avrupalilarin yuzde 27si gayrimesrudur)