şükela:  tümü | bugün
99 entry daha
  • insana dair bir analiz yaparken en temel hata verili koşullardan yola çıkmaktır. şimdilerde her şeyi istatistiki verilerle açıklamaya çalışmak, açıkladığını sanmak gibi bir hatalar havuzunda yüzüyor çoğu kişi. proflar falan da dahil bunlara. erkekler daha zeki, kadınlar daha az zeki ya da erkekler daha az sadık, kadınlar daha çok sadık gibi argümanlarla insanı ve eylemleri açıklayamayız.

    insanları ve toplumları şekillendiren başat unsur zorunluluktur arkadaşlar. dolayısıyla cinsiyet temalı analizlerde de bu zorunluluk meselesini bir an bile aklımızdan çıkartmaz isek daha ayakları yere sağlam basan yorumlar yapabiliriz.

    şimdi işte modern hayat falan diyoruz, eyvallah buna laf yok ama keskin bir çizgi çekiliyor medeniyetle doğa arasına, işte bu yanlış. özümüzde bir üreme içgüdüsüyle hareket ettiğimiz parantez içine alınıyor. ilişki, aşk meşk denen şeylere bizi iten şey üreme içgüdüsünden başka bir şey değil. öyleyse olaya üremek için her iki cinsiyetin zorunda olduğu şeyler perspektifinden bakmalıyız, istatistikler zaten bu zorunlulukların şekillendirdiği genel yığına dair sonucu veriyor bize, sonuçtan kalkarak meseleyi çözemeyiz.

    erkekler üremek için, yani sekse ulaşmak için, vasıflarına vasıf katmak zorundalar. bizler mecburuz devinmeye, sürekli kendimizi geliştirmeye. şimdi iyi bir tip, ortalama bir zeka ile belli bir yere kadar yol alabilirsiniz. bir kadını tavlar, onunla bir süre takılırsınız ama sabit iseniz o kadın sizden sıkılır arkadaşlar. hepimizin içinde alev alev yanan bir ruh var, sizin sıklıkla öldüğüne/söndüğüne hükmettiğiniz o alev asla ölmüyor, sadece yolunu bulamıyor. dolayısıyla bizler yanmak ve yanmak zorundayız. ne zaman pes edersek o zaman kaybediyoruz. sürekli kendimizi geliştirmek üzerine bir yapıya zorlanmış durumdayız çünkü. hem fikirsel hem de bedensel gelişimin hiç durmadan, ağır ağır da olsa durmadan devam etmesi şart. bunu koyalım. bizler, sekse ancak bu şekilde takılırsak ulaşabiliyoruz. elbette burada ortalama bir ilişkiden değil, en yüksekteki standarttan söz ediyorum, siz ona göre bir hedef belirleyebilirsiniz ama bence insan durmamalı, ileri, ileri. neyse, demek ki erkekler kendilerini her konuda geliştirme konusunda bir zorunlulukla yola çıkıyorlar, atak olmalısınız, dişli olmalısınız, girişken, tuttuğunu koparan vesaire. bu erkeklerin bir meziyeti gibi pazarlanıyor oysa bizi bu konularda kadınlardan daha ileri noktaya taşıyan şey zorunluluktur. bunlar yoksa sana meme yok deniyor. daha anlaşılır bir örnekle, yüz metrelik mesafeyi 30 saniyenin altında koşanlara sadece meme verilecek deniyor. ama kadınlara böyle bir şey denmiyor. sonra da kalkıp "biz kadınlardan daha hızlı koşuyoruz" yorumunu yapıyorsunuz. götler, biz 30 saniyenin altında koşmaya zorlandık ve başından beri bu konuda antrenman yapıyoruz, bu yüzden kadınlardan daha hızlı koşuyoruz, onların böyle bir zorunluluğu yoktu çünkü. dolayısıyla bu çarpıklığı fark edin ve istatistiklerden yola çıkmaktaki gülünçlüğü anlayın.

    kadınlar ise sekse ulaşabilmek için nelere zorunlular? üniversite diplomasına mı? iyi bir kariyere mi? son model spor bir arabaya mı? değil tabii ki. gençlik ve ortalama güzellik ile ortalama vücut ölçülerine. en ilkel düşünceyle değerlendirdiğimizde bunu görüyoruz. medeniyet adına ne koyabiliriz bunların yanına? iki kelimeyi bir araya getirebilme, en azından dostoyevski okumuş olma, kültür ve karakter sahibi olma vs. ama bunlarda zirveye oynamaları bir zorunluluk değil. bu gerçekle savaşmanın alemi yok. ortaokulda karamazov kardeşleri okumuş, yedi dil bilen, bilmem ne ünvanlı ama seksen sekiz kilo ve otuz yedi yaşına kadar seks yapmamış bir kadını hangi erkek arzular? tersine çevirelim, aynı niteliklere sahip ve yüz kilo bir erkeği kaç kadın arzular?

    dolayısıyla bu ve her meseleye cinsiyetler özelinde kim neye zorunda kalıyor filtresiyle bakmak mecburiyetindeyiz. istatistiklere bakarsak, erkekler sadakat konusunda orospu çocuğudur, kadınlar da bilgi, birikim ve analiz konusunda iğrençtir der çıkarız ve hiçbir bok elde edemeyiz.

    her erkek kadınlara bu ve benzeri konularda gömüyor ama şöyle bir olayı tersine çevirmek akıllarına gelmiyor. facebook mesaj kutumuzda 50 mesaj ve bunların 15 tanesinde memeler ortada, snapchat, instagram, swarm gibi mecralarda da benzer durumlar söz konusu, tinderda kimi beğensek eşleşiyoruz ve daha beş saniye geçmeden eşleştiğimiz hatundan "yatağa at beni" alt metinli mesaj alıyoruz, kim sikler lan böyle bir durumda ingmar bergman'ı? sikişmekten kendimizi geliştirmeye vakit kalır mı aliminyum? karşında senden ingmar bergman talep etmeyen, yarrak talep eden bir kitle var, her gün, her mecrada.

    şimdi en önemli meseleye gelelim. genel durumun bir fotoğrafını çektik. insanın kendisini gerçekleştirmesi diye bir şey vardır bu dünyada. burada da iş her iki cinsiyetin dirayetine düşüyor. açık ve net, iki cümleyi bir araya getiremeyen bir kadın, kate upton da olsa onu sikmem diyebiliyor muyuz? aynı şekilde, komodo momodo napim sevdimin ötesine geçip, karşındaki kıvanç da olsa belli prensiplerle hareket edebiliyor mu kadınlar? ogün samasta, cem garipoğluna vermeyi gerçekten isterdim diyen kaç kadın var farkında mıyız? tuğba ekinci'nin kliplerinden sonra banyoya koşan erkekler? yapmayın, ortada bir yarraklık varsa bu her iki cins arasında eşit olarak bölüştürülmeli.

    bize düşen gerçeklerle savaşmak değil. şu son moda feminist zırvalıklar, yok çiçek babandır, kadın ve güzel arasındaki ilişkiyi baltalamak vs gibi şeyleri geçin. ağzınızla kuş da tutsanız kim güzel ve kültürlü ise bizler onu sikmek istiyoruz, isteyeceğiz. bununla savaşmak yerine gerçekleri lehimize çevirerek kendimizi gerçekleştirmek daha mantıklı ama daha zor, dolayısıyla bu savaşın bir nevi kolaya kaçma içgüdüsü olduğunu da düşünüyorum. bu ayrı bir konu, özetle: erkekler olarak bir kere centilmenliği iyi öğrenmek ve ilerlemeye durmadan devam etmek; hem bedensel hem de fikirsel olarak. kadınlar için hoş ve bakımlı olmanın ötesine geçip, bu önemli, hoş ve bakımlı olmayı bir kenara bırakıp değil, ötesine geçip, bunun yanına entelektüel birikimi koymaya çabalamak. suçu başkalarına atıp durmayı kesmek ve benzeri şeyler gerekiyor. türk kadınları gerçekten boş olsalar dahi bunda ben boşluğu sikmem kararlılığında olmayan, nefes alana bile atlamaya hazır tayfanın payını unutmamak da gerekiyor. aynı şekilde lafta başka pratikte başka takılan karıların da erkekler bizi niye ciddiye almıyor yahu demeleri biraz garip. efemine erkeği ideal erkekmiş gibi ortaya sıçıyorsunuz, sonra da maskülen adamlara gidiyorsunuz, bebeğim sen iyi misin dendiğinde de "napiyim o da masaya yurmuğunu vursaydı" diyorsunuz. bi siktir git dendiğinde de "erkekliğiniz batsın" diye yaygarayı kopartıyorsunuz. ahaha bu nedir aliminyum ya. neyse, çok uzattım. bu kadar yeter, işim gücüm var benim. hoşça kalın.