şükela:  tümü | bugün
  • gerçekten ciddi bir sabır testinden geçmeyi gerektirir. 3 yıldır iett’de 500 t hattı şoförü olarak görev yapıyorum. bu süreçte neler yaşamadım ki; akbil basmadığı halde bastım diyenler mi, ağzıyla akbil melodisi sesi çıkaranlar mı, klima açık olduğu halde klimayı aç lan diye bana saldıranlar mı, bu beni elledi diye olay çıkaranlar mı? zaten istanbul’un en uzun otobüs hattında görev yapıyorum. topkapı-tuzla arası, git gel 111 km. kaç kez topkapı’dan yola çıkıp, 5 saat trafikte kalıp, tuzla’ya ulaşamadan topkapı’ya geri geldiğimi bilirim. ama tüm bu olumsuz çalışma koşullarına rağmen hep sabırlı oldum, hep çizgimi korudum.

    fakat söz konusu bir türk kızıyla alışverişe çıkmak olunca ben hayatımdan bezdim. ayaklarıma kara sular, o koca götüme terli sular indi. bu nedir abi ya? 1 aydır bir kızla beraberim. geçen gün buluşalım dedik. beni sabah saat 10:00’da bir avm’ye soktu. çıkmamız akşam saat 22:00’ı buldu. o da avm kapanıyor diye güvenlikçilerin uyarısıyla zar zor kendimizi dışarı attık. aşk bu mudur gerçekten de?

    bu nasıl bir hırstır, bu nasıl bir alışveriş tutkusudur. ulan yanında ben varım ben, arif. o koca götlü sevdiğin arif. yok abi, hatun avm içindeki mağazaları gördü mü, beni bile unuttu. sabahtan akşama kadar tuvalete bile gitmeden yüzlerce mağaza dolaşıp toplamda da 200 tl’lik alışveriş yaptık. adam gibi alışveriş yapsak parasında da değilim he. girdiğimiz mağazalarda yalandan yere ürün bakıp, katlı rafları dağıtıp, personeli haşlayıp bir diğer mağazaya geçiyorduk. ben on tane renk biliyordum bu yaşıma kadar, şimdi sanırım otuz tane kadar biliyorum. mor ve pembe bilirdim. oysaki lila var, eflatun var, mürdüm var, fuşya var, pudra var, oranj var, var da var.

    ödeme aracı olarak ortamda bulunan diğer erkekler ile zaman zaman göz göze gelip hiç konuşmadan acımızı paylaştık. yeri geldi mağazaların önünde ya da oturma bölümlerinde oturup halimizi düşündük kara kara. kah bize sorulan ‘’aşkım hangisiiii karar veremiyorummm’’, kah ‘’sıkılmadın di mi aşkımmm’’ gibi yalandan sorulara maruz kaldık. içimizdeki patlamak üzere olan siniri bastırıp kibarca gülümsedik. ama tükendim be sözlük.

    ilk defa geçen gün otobüste bir yolcuyla tartıştık. zıvanadan çıktım abi, beyefendi çizgim bozuldu. bu kadın beni mahvetti. artık olur olmaz her şeye sinirlenip, kavga için ufacık kıvılcımlar arıyorum. geçen gün yazdım iett’ye dilekçeyi. dedim böyle böyle benim psikolojim bozuk, çalışamam bu şartlarda. onlar da sağ olsunlar bana ücretsiz izin vermek yerine, çalışma saatlerimi yükselttiler. artık sevgilimle avm’ye gidecek zamanım da yok. ne diyeceğimi bilemedim. aranızda 500 t hattını kullananlar var mı bilmiyorum ama, eğer keskin bakışlı, saçsız, göbekli ve kısa boylu bir şoför görürseniz o benimdir ve lütfen benim kullandığım otobüse binmeyin, sizden rica ediyorum.

    yarın yine aşkımla sabah avm’de buluşmak için sözleştik. inanın gitmek istemiyorum ama, herhalde gideceğim. çünkü 1 aydır kendisinin elini bile tutamadım, umarım yarın taşıyacağım poşetlerden bir fırsatını bulur ve onun o pamuk gibi olduğunu düşündüğüm ellerini tutup, öpüp koklayabilirim.

    siz siz olun, bir türk kızıyla alışverişe çıkarken dikkat edin, imkanınız varsa bir bahane bulup o alışverişe gitmeyin bırakın kendisi yapsın. ama malum ben şoförüm ve seks hayatım hiç olmadığı kadar kötü, 1 aydır çok değişik duygular içindeyim, ilk defa bir kadınla beraber olmaya bu kadar yaklaştım, resmen kızın bir memesi elimde gibi ve istediğimi alana kadar da bu rezilliklere katlanmak zorunda olduğumu biliyorum.

    yolların ustası, hatunların hastası arif’ten hepinize selamlar.