şükela:  tümü | bugün
  • neredeyse haklısın ama tamamen yanılıyorsun dediğim başlık. çünkü bu ülke 22. yüzyıla hazırlık yapan 21. yüzyıl ülkelerinin "yapısal reform" hareketleri yerine yabancıya konut, halka imam hatip yaptı. yapmadı mı? ne istedilerse verdiler.

    ben arkadaşın yürüttüğü mantığın yanlış olduğunu değil sonucun yanlış olduğunu söylüyorum. yani niye memur zihniyetli gelişime kapalı insanlar profesör oluyor? yahu bu ülkenin profesörlük unvanı almış eğitimcisi "geleceği cahil halkta görüyorum" diyor ve bu insan şu an yök denetleme kurulu üyesi ve hala unvanı profesör. saçmalığa bak ya!

    bu ülkede açık açık tepeden aşağıya agnotoloji uygulanıyor. sistematik olarak cahilleştiriliyor, tembelleştiriliyoruz. menzil şeyhinin abd başkanı gibi korunması videosunda kaç tane insan var, hepsi atıl kapasite. hiçbir etkinlik ve verimlilik içinde değiller.

    serdar kuzuloğlu'nun cnn türk youtube kanalında yayınlanmayan bölümündeki efsane konuşmasını şuraya bırakayım da nesillerimizin nasıl cahil bırakıldığını bir kez daha hatırlatmış olayım.

    ayrıca ülkenin konu hakkında biyografisine baktığında en bilgili olabilecek isimlerinden selçuk bayraktar kalkıp endüstri 4.0 için dışa bağımlılık gibi saçma sapan laflarla dünya'nın dönüşümüne ayak uydurmamamız için cahil halkı kandırıyor.

    biz onların seviyesine ulaşacak potansiyele sahipken niye yerimizi bilelim? bunu niye kabullenelim? bayburtlu akademisyenin röportajı aslında her şeyin kaynağı.

    sonuç olarak türk lirasının değer kaybı değil, türk lirasına değer kaybettirilmesi söz konusudur. ve bu ekonomik bir cümle olsa da konu tamamen siyasi ve ideolojiktir.

    edit: düzenleme, açıklık.
  • dünya ekonomilerinde ikiz kulelerin vurulmasından bu yana tam 17 yıldır sürdürülemez, geleneksel olmayan akımlar var. gelişmiş ülkelerin merkez bankalarının parasal genişleme yapması sayesinde, yani borç para akıtması sayesinde türkiye gibi gelişmekte olan ülkelere tarihte hiç görülmemiş bir şekilde para akışları gerçekleşti. türkiye'de de bu sayede ne yazık ki yalancı baharlar yaşandı. ne yazık ki diyorum, çünkü insanlar borç ile gelen, el parası ile gelen bu yalancı refaha hem oylarını, hem de geleceklerini sattılar. hal böyle olunca bugün olanlara halkın büyük bir kısmı anlam veremiyor. insanlar sudan çıkmış balığa dönmüş vaziyette.

    fakat buradaki problem şu, özel sektörün yıllık döndürmesi gereken borcu 220 milyar dolar civarında. burada kur artsın, fakirleşelim, ederimizi bulacağız şeklinde konuşmak çok basit. fakat işin söylediğim kısmı pek göz önünde bulundurulmuyor. kurun her bir kuruş artışında borç yükü artıyor. kurdan ötürü her gün yaşanan bu borç yükü artışı zaten çok zorlanan firmaları ne yazık ki batmanın eşiğine getirdi. yüksek faiz yükünü de bu yüke eklediğinizde şirketler çok daha zor durumlara düşecekler. hal böyle olunca buradan bir çöküş olmadan çıkmak artık imkansız bir hal almıştır. asya krizini iyi inceleyin. pul olan şirketlere, pul olan varlık fiyatlarına bakıp olabileceklere hazırlanın.

    bunları hak ettik mi? ne yazık ki evet.

    elin parasıyla hovardalık yaptık, bize ait olmayan hayatları yaşadık, geleceğimizi sattık, şimdi hesabı ödeme zamanı. kış geldi, her yer karla kaplandı, yemek bulmak zorlaşacak. kışa yakacak odun lazım!
  • benim iddiam.bunu siyasi bir başlık olarak açmıyorum. sapına kadar da muhalifim. daha çok bu tercih döneminde meslekler ve kazançları hakkında ve ülkemizin genel ekonomik durumu konusunda birkaç laf etmek istedim. baştan söylüyorum ülke yönetimimizden hiç memnun değilim. zaten bundan sonra yazıda siyasi bir şey olmayacak.

    şimdi öncelikle türkiye olarak biz neredeyiz refah düzeyi bakımından, ve son 50 senedir az çok konumumuz nedir bakalım :
    buradan kişi başı milli gelire bakabiliriz. bizim 10.000 dolar görünüyor ve en basitinden karşılaştırma ülkemiz olan almanya'nın 44.500 dolar. yani almanya'daki bir ortalama insan bizden 4.5 kat daha zengin.
    ikinci olarak da bütün dünya'da temel araç gereç ve maddelerin fiyatı aynı veya yakındır, hepsini aynı para birimine çevirirsek.mesela benzinin litresi tr de 1.5 dolarsa atıyorum italya'da da 1.4 dolardır. bu araç-gereç ve maddelere örnekler neredeyse her şeyi kapsar hizmet sektörü dışında çünkü zaten fiyatlar aynı veya yakın olmasa üretici adam yüksek olan ülkeye satar. atıyorum benzin türkiye'de 0.5 dolar olursa turkiye'deki petrol rafinerisi bindirir gemiye bunu 1.5 dolara italyaya satar en basitinden.fiyatları dünya çapında benzer olan şeylere örnekler :araba, petrol, bilgisayar, telefon,altın, iş makinesi, ilaç, kimyasal vs.. kısaca hizmet sektörü dışında herşey.

    yani olay neymiş, bir alman gerçekten bizden 4.5 kat zenginmiş kendi ülkesindeki hizmet sektörünün pahalılığı dışında. o arabaya 10 bin euro verirken biz de 10 bin euro veriyoruz diyelim(ötv olmasa). ama o aylık 3 bin euro kazanırken biz 700 kazanıyoruz. olay temel olarak bu şekilde.

    bir ara not olarak da beyaz yakalı pozisyonların genellikle kazançlarının global olduğunu belirtelim. günlük 1 dolara insanların çalıştığı afrika ülkelerinde de amerika'da da iyi beyaz yakalılar aynı miktar parayı kazanabilir.

    şimdi ise bizim ülkenin 2008-2015 arasındaki tuhaf bolluk dönemine bakalım. krediler, gelişmekte olan piyasalara pompalanan paralar vs sayesinde neredeyse bir amerikalı alman tarzında bir hayat yaşadık bu dönemde. 2013'ün euro kuru 2.3. o zamanlar bir hakimin savcının, aile hekiminin vs maaşı 8 bin lira falan. 3500 euro diyelim kabaca. lan senin zaten almanya gibi zengin bir ülkedeki meslektaşın 4000euro falan alırken sen turkiye'de kimsin de 3500 euro civarında para kazanıyorsun? aynısı memurlar, akademisyenler falan için de geçerli. türkiye'deki akademisyen de almanya'daki akademisyene yakın para kazanıyordu bu yıllarda. yani kendini turkiye'ye hapsetmiş genel olarak vasıfları düşük devlet destekli meslekler garanti olarak hayvan gibi para kazanıyordu. fakat bu kazançların sebebi neydi ekonomimizin birden bire almanya hollanda fransa seviyesine çıkması mı ?

    durum tam böyle iken dünya çapında iş yapan mühendisler ve beyaz yakalıların maaşları sürünüyordu. adam dünya çapında iş yapan uluslararası bir firmada iyi bir pozisyonda çalışsa bile global ölçekte atıyorum değeri 6000 euro ise ki gayet iyi bir paradır bu avrupada bile, türkiye'de de işte ancak 14 bin lira kazanıyordu diyelim.(bu çalışan türkiye'de , yaptığı iş global olduğundan maaşını bu şekilde karşılaştırdım). bu kadar sağlam bir adam kendini devlete dayamış meslekleri ufak farklarla geçebiliyordu.

    bu sebepten dolayı eskiden 80 ve 90 larda(ülke ekonomisi olması gereken yerdeyken yani avrupa'nın 4 te biriyken) hep mühendisler, bankacılar vs beyaz yakalılar ön plandayken bir anda tıp fakülteleri, hukuk bölümleri patladı, insanlar devlete girmek için akademisyen olmak için kıçını yırtmaya başladı. insanlar odtü'nün iyi bölümlerini böyle garanti işlere tercih etmeye başladı. o eskiden bir yabancı firmada işe başlayıp sülalesini zengin eden adam hikayeleri yalan oldu. artık kpss ye gireyim 5 bin liraya atanıp güzel güzel yatayım, aile hekimi olayım 8-10 bin lira kazanayım devri başladı.

    şimdi ise ne oluyor, tekrar eski konumumuza dönüyoruz. kredi vs devri bitti. doların doğru yeri bence 6.4 falan da değil 8-9 falan. eskisi gibi özel sektör ve kurumsal firmalar değer kazanacak, veya yurtdışında çalışmak yine eskisi gibi çok karlı olacak. türkiye'de devlet destekli memur tipi işler tüm gözdeliğini yitirecek.
  • okuyunca mantıksız gelmiyor. bu yönden düşünmemiştim hiç. mantıklı bir yaklaşım.
  • büyük ölçekli ve geniş zamanlı bir değerlendirme.
  • tahmini olarak bu değer kaybı doların 10tl olmasına kadar ulaşacaktır.