şükela:  tümü | bugün soru sor
  • sabahtan beri haber kanallarının arasında gidip geliyorum
    hepsi fransa'nın başkenti sarı yeleklilerin gösterisine yoğun ilgi gösteriyor..
    paris'te hemen hemen hepsinin muhabir ve kameramanı var..
    her saat başı haber bültenlerinde en ince detaylar, polisin sert müdahalesi filan gözümüze gözümüze sokuluyor..
    özellikle trt, ahaber, 24 gibi yandaşın feriştahı kanallar hiçbir detayı atlamıyor..
    çok değil 5 sene önce bu kanallar taksim'deki gezi parkı protestolarında ölü taklidi yapmışlardı..
    cnn, bbc başta küresel haber kanalları dakika dakika canlı yayın yaparken onlar penguen belgeseli yayınlamışlardı
    en ufak, en barışcıl protesto da dış güçler parmağı arayan medyamız belli ki sarı yeleklileri çok sevmiş..
    aynısı istanbul'da olunca terörist, sorosçu, otporcu ilan edecekleri kişilerin uğradıkları şiddeti anlata anlata bitiremiyorlar..
    ne fışkiye gündeme geliyor, ne de kırılan karo taşları..
    hayat ne tuhaf vapurlar filan...
  • avrupa’ya karşı kıskançlık besleyen türk halkının orgazm yaşaması içindir.
  • aslında kendi topuklarına sıkıyorlar bunu yaparak. hem kitlesel protestoları dış mihraklara bağlamak masalının altını oyuyorlar hem de protestoları farkında olmadan terörizmden uzaklaştırıp normalleştiriyorlar.
  • iki yüzlülüklerindendir.

    utanmasalar "arkanızdayız hakkınızı sonuna kadar arayın" diyecekler. fakat kendi ülkesinde hak arayanları fetöcü terörist ilan etmek için hazırda beklerler.
  • sadece türk medyası değil ki, tüm dünya konuşuyor şu an.
  • türkiye'deki boyalı basının gezi parkı olaylarından sonra bu olaya bu kadar çok ilgi göstermesi manidar olduğu kadar normaldir de... noam chomsky'nin medya halka nasıl evet dedirtir adlı kitabında açıkladığı gibi, medya akreditasyon izinlerini kim veriyorsa, kim vergi cezalarını kesiyorsa, genel anlamda sermaye çevrelerinin çıkarlarını hangi iktidar temsil ediyorsa onun yanında yer alır ve onun istediklerini dile getirir. türkiye'deki politik iktidardan bu eylemlere yönelik ılımlı bir açıklama gelene kadar medyanın bu tavrı da devam edecektir. burada asıl mesele avrupa'ya toz kondurmayan bazı sözde muhaliflerin tavırlarının ilginçliğidir. yoksa medyanın buna ilgi göstermesi iyi birşeydir. sonuç olarak kitleselleşen bir işçi eylemi dünya gündemine girmektedir. avrupa'da dolaşan sarı ceketli hayalete, vakti zamanında macar devrimcilerini sahiplenen osmanlı imparatorluğu gibi tepki veren politik iktidar bu yönde tavır koydu diye devrimcilerin eyleminin gündeme getirilmesinden rahatsız olmak ve bu rahatsızlığı ön plana çıkarmak meselesinin üzerinde düşünülmesi gerektiği de aşikardır.

    (bkz: sarı ceketlilerden rahatsız olan sözde muhalifler)
  • bunu bile tabanini konsolide etmek icin kullandiklarindandir. sabah antrenmandan donuyorum. ahaber radyo veya aradyo gibi bi radyo kanali (damattan canli yayin) fransa'daki muhabirlerden an be an yayin yapiyordu.
    bunun 2 sebebi olabilir: 1 olaylarin turkiye'ye sicramasindan korkuyorlar. 2: olaylar turkiye'ye sicrarsa tabana nasil hareket edeceklerinin sinyalini veriyorlar. 15 temmuzda oldugu gibi meydanlara inince yeleklilerin onune yatmalari gerekeceginin mesajini veriyorlar.
  • çöken ekonomi, milyonlarca başı boş mülteci, 10 milyonu aşan işsizlik sayısı, devletin satacak kurumunun kalmaması, suçlayak kimse kalmaması ve yaklaşan seçimler sebebiyle, iktidar ve yancı medyası olay istiyor ama olay çıkmayacak.
  • etik boyutunu sorgulamaksızın bakıldığında oldukça doğal bir çaba hatta neredeyse bir refleks olarak okunabilecek ilgidir. şimdiye kadar gözlemlediğim kadarıyla bir ülkenin diğer bir ülkenin iç siyasetine ilgi göstermesi temel olarak üç sebepten ileri geliyor,

    1. haberi yapan ülkenin haber kanallarının dünya çapında gerçekleşen olayların haber değerini ön planda tutan nitelikli bir habercilik anlayışına sahip olması,

    2. haberin yapıldığı ülke ve olayın gerçekleşmekte olduğu ülke arasında stratejik bir ortaklığın ya da ortaklığın söz konusu olduğu bir geçmişin var olması (ki bu durumda haberin yapılmakta olduğu ülkede verilen haberler çoğunlukla olayın gerçekleşmekte olduğu ülkenin ana akım medyasıyla paralel söylemler izlemektedir),

    3. haberin yapıldığı ülkenin olayın gerçekleştiği ülke ile stratejik bir çatışma içerisinde olması ( bu durum genellikle haberi yapan ülkenin halkının ülkede uygulanan yanlış politikalardan dolayı kriz içerisinde olduğu ülkelerde gözlemlenir ve bulunulan ülkedeki gelişmelerdense yabancı basın takip edilip içerideki meseleler sansürlenerek ülkedeki bozuk siyasetin halkta yarattığı sıkıntı, kıyaslanılan ülkenin güç durumu üzerinden bastırılmaya çabalanır). bu üçüncü durumdaki ülkenin gerek siyaset gerekse haber kanalları için olayın gerçekleşmekte olduğu ülkede yaşananlar çöldeki vaha gibidir.

    bu ülkelerden hangisinde yaşıyoruz? yaşadığımız ülkede politikanın medya üzerinde nasıl bir etkisi var? habercilik anlayışımız nedir? haber akışında yer alan haberlerin taşıdığı haber değeri nedir? bu ülkede haber değeri taşıyan haberlerin değer taşımayan haberlere oranı nedir? bu ülkede halk ne istiyor? neyin servis edilmesi halkın işine geliyor? bu ülkede halk ne istediğinin bilincinde mi?

    sorular çok da cevaplar... sorun cevaplarda.