şükela:  tümü | bugün
  • genel olarak olmayan mimari anlayıştır.

    bir semtin çarpık yapılaşmasını görüp şikayet eden yurdum insanı.

    -peki abi sen olsan ne yaparsın, nasıl değiştirirsin?

    soruma hep aynı cevabı verdi

    -yıkar yeniden yaparım.

    -sonra ne yaparsın abi?

    -ne sonrası? yıkarım işte yeniden yaparım.

    -abi yeniden derken?

    -yenisi, yeni tuğla, yeni çimento, demir

    -peki abi şekil, şemal, tasarım, eee mimari?

    -mimar tutarım.

    -ee biraz evvel kendin yaptın ya abi mimarlığını, ne oldu senin fikirler.

    -ya sus de git öyle ne fikri mikri, eskisi kötü işte yenisini yaparım.
  • beton temizdir, dök çimentoyu gitsin
  • (bkz: toki)
  • her haliyle fakirliğin kendini belli ettiği anlaıştır. adam karnını zor doyurmuş, üstine başını sokacağı bir ev istiyor. bunu da maliyeti minimize ederek başarmak istiyor. zaten içiyle dışıyla güzel bir ev düşünebilecek koşullara sahip değil. ondan bir şey beklememeli; zenginlik arttıkça binalarımız da güzelleşecek. insanlar para kazanacaklar, zevk sahibi olacaklar vs. biraz daha zaman var buna.
  • kutu şeklinde bina tasarımının dışına pek çıkamamış anlayıştır. bu anlayışı cumhuriyet tarihi ile sınırlandırmak istiyorum çünkü osmanlı döneminde ve cumhuriyete kadar bu topraklarda mimariye çok önem verildiği ayaklarımızın götürdüğü her yerde görebilmekteyiz. ama cumhuriyet ile birlikte güzide inşaatçılarımız bizleri düz duvarlara mahkum etmişlerdir. yapılan bina ve mimari işlerin herhangi bir insan ya da aklı başında bir çocuğun karalama defterlerinde çizdiklerinden farkı yoktur gözümde. hatta daha yaratıcı işler eminim çıkmıştır karalanıp atılan sayfalar arasında.
  • (bkz: kartonpiyer)
  • eğer "balkon" kısmı apartmanın düz duvar üzerinde, sağında ve solunda bulunan pencerelerin tam orta hizasında, alt alta sıralanmış amaçsız "süs" olarak değil de, pencerelerin üzerinde bulunsaydı "fransız balkon" adını verebileceğimiz bir yapı görmemle vasat olduğuna kesin kanaat getirdiğim anlayıştır.
  • türk ulusuna ait olan her şey gibi yok olmuştur.

    bakalım:

    alfabemiz arapların alfabesi ile değiştirildi, bu sayede tarihimizin en eski yazılı kaynakları ile bağlantımız tamamen kesildi, dünya müzelerinde pek çok parça okunamadığı gerekçesi ile ya bir köşede tutuluyor yahut zorlama çeviriler ile avrupalı halklara mal ediliyor. türkiye başta olmak üzere hiç bir türki devlet bu işlerin peşinden gitmiyor, zaten bugün başlansa belki ancak yüz yıl sonra bir şeyler aydınlanmaya başlar... bilinen edilen osmanlıca'nın arap harfleri değiştirildi diye ağlayıp sızlayanların bu gerçeği görmezden gelmeleri, elbette alfabemizin islam öncesinde kullanılmasından dolayıdır.

    isimlerimiz elimizden alındı. türkçe isimlerimiz yerine arap ve fars isimleri aldık, dünya tarihinde türk ulusuna mensup kim bilir kaç kişi arap yahut fars olarak anılıyor bilinmemekte... ve günümüzde batuhan gibi türkçe isimleri "batı özentiliği" dolayısı ile koyan anne-babalar var sanacak kadar cahil insanlar ile dolu toplumumuz.

    mimarimiz? elbette her elementi roma imparatorluğuna, arap mimarisine yahut fars mimarisine mal edilmiş durumda...

    lakin şaşılacak bir durum yoktur. türk ulusu kendi kültürüne sırtını dönmekte ustadır.