şükela:  tümü | bugün
  • gecenin bir yarısı uzun bir alt geçitte asker konvoyuyla yolu kesip havaya ( beton tavana) ateş açmanın, düğün konvoyuyla trafik kilitlemenin, stada giderken her türlü toplu taşımada biraz kalabalık olunca taraftarların buna güvenerek ortamda çocuk mu var kadın mı var demeden ana avrat küfür etmenin, yurt dışında yaşarken bile bu tip hareketleri devam ettirmekte ısrar etmenin, düğünde havaya ateş açmanın ben o an yapılan eylemin kendisinin keyif verici olmasıyla ilgili olduğunu düşünmüyorum. bu eylemlerin hepsi, bunlara maruz kalan birileri sesini çıkaramadığı için, korktuğu için, yapanı güçlü maruz kalanı aciz hissettirdiği için yapılan şeyler. bizim milletimiz, tek başına bunları yapmaktan uzak dururken kalabalıklaştığı anda, görgü denen şeyi çiğneme eğilimi gösteriyor.

    adam futbol izliyor, en fazla zevk aldığı şey sporun kendisi değil. avrupa'yı titretiriz diye mahsun kırmızıgül şarkısı mesela. avrupa'nın titremiş olması önemli olan. avrupa' nın hayran olması, özenmesi, gıpta etmesi değil. korkmuş olması. çalışma izni, oturum izni için nelerini vereceği ülkeleri yenince takımı, fetihten bahsediyor. avrupa'nın duyduğu korkudan bahsediyor. en fazla zevk aldığı şey korku uyandırmak. osmanlı'yı da en fazla, avrupa'yı korkuttuğu için seviyor. yeniden onları korkutabilmenin hayalini kuruyor.

    ukalalık yapmak gibi bir niyetim yok, efendim türkler akıncı milletler olduğu için ( bu aynı zamanda yağma da demek) korkutabiliyor olmak olmazsa olmazdır, bu sayede diğer kavimleri önlerine katabilirler, bu da o zamanlardan kalma bir his bir ruh halidir diyebilirim ama türk toplumu yüzyıllardır tarım toplumu. bunlar da sosyalojinin profesyonellerinin işi.

    korku üzerinden egemenlik kurma arzusu bu kadar içselleştirilmiş bir toplumda medeniyet kurmakta bu kadar zorlanmak aslında çok doğal. medeniyet şehirdir, şehirli olabildiğimiz sürece medeniyiz. yoksa, neden bu ülkede mafya dizilerine tapılıyor diye düşünüp dururken, trafikte birbirimize küfretmeye de devam ederiz.

    (bkz: medeni)
    (bkz: medine)
    (bkz: şehr)
  • genetiğinde var
  • biz her türlü kirlilikten zevk alan bir milletiz.
  • genetiğinde yoktur. türk ulusu özünde temeli "var olan her şeye saygı" olan göktanrı, şaman, tengrici (hangisini isterseniz söyleyebilirsiniz) felsefeye sahipti.

    asla hiçbir şeye keyfi zarar verilmez, yuvasında yatan yılan bile rahatsız edilmezdi.

    ihtiyacı olduğu kadar avlanır, ağaç keser; onların da ruhunu kutsardı. bu davranışı yakut türklerinde hatta kızılderililerde ve hatta anadolu'nun el değmemiş bazı yerlerinde hâlâ görebiliriz.

    peki ne oldu da bu hale geldik? gerçekten nasıl bahsedildiği şekilde rezil bir hale büründük?

    aslında herkes biliyor. ne zaman ki orta doğunun geri, yobaz kültürüne saplandık, gerçekten bu hale geldik.

    kimse kusura bakmasın. ne zaman ki bu gerçeği anlarız, o zaman kendimizi doğrultabiliriz anca.
  • biz her türlü kirlilikten zevk alan bir milletiz. gürültü kirliliği, görüntü kirliliği, bilgi kirliliği....sözün özü kirliliği seviyoruz.
  • eğlence anlayışı bu olduğu içindir.
  • esas kökenleri göçebelikte yatan davranışlar silsilesidir. göçebe toplumlarda topluluğu birbirine saygı ve sorumluluğa sevkeden toplum sözleşmelerinin olmaması, en güçlü olanın ayakta kalıp güçsüzlerin "sürüyü" yavaşlatacağı için dışlanarak geride bırakıldığı bir anlayışın 1000 yıla yakın yerleşik düzen tecrübesine rağmen silinememiş olmasından kaynaklanmaktadır bu davranışlar. göçebelik yağma, talan ve bozgunculuktan beslenir ve "sürü" bu şekilde ayakta kalarak kendini idame ettirecek kaynakları elde eder. bu da, diğer yerleşik kültürlere herhangi bir saygı duyulmasını engellediği gibi toplumun kendi içinde de asgari bir saygı zemininin oluşmasını engeller.

    tabii kökten gelen bu zihniyetin ülkedeki son 10 senelik kuralsızlık, hukuksuzluk ve aleni çürümeyle beslenerek azgınlaşması da cabası.