şükela:  tümü | bugün
  • genellikle türk müteahhitlerinin rapidshare'den indirdiği free_building_full.zip'e yerini bırakır. siz indirince yaşasın piratebay yaşasın açık kaynak adamlar aynı binayı ülkenin yüzde doksanına basınca auv.
  • bu tasarım anlayışlarını ancak büyük projelerde görebiliriz. nitekim her bina mimar tarafından tasarlanmaz. sadece büyük projeler mimarların ellerinden geçer.
  • türkiye'deki örneklere bakarak herhangi bir iş dalıyla ilgili yorum yapmak çok mantıklı değil. özellikle inşaat sektöründe hiç değil.
  • mimarlık sadece üniversitede geçirilen 4 yıl ve verilen derslerden ibaret olmadığından
    bir kent kültürü, sanat tarihi, gerçek bir sanatseverlik, derinlikli ve çok boyutlu düşünebilmenin kapılarını açmaya yarayan okuma-gezme-sorgulama-araştırma çabası gerektirdiğinden derinlikleri ölçüsünde çizim yapmakta, aslında daha çok var olana imza atmaktadırlar. maksat, minimum metrekare arsadan maksimum metrekare inşaatı çıkartmak
  • açılın, mimar geldi. hep bu cümleyi kurmak istemiştim. her belediyenin belirlediği, bölgenin coğrafi özelliklerine göre olsun, kullanım alanlarına (ticari, konut, kültürel vs.) göre olsun, taban alanından tut da çatı eğimine kadar belirlediği çeşitli kurallar vardır. ancak sıkıntı şu ki, bu kurallar 80 m2 parsel için de aynıdır, 800 m2 için de aynıdır.

    en basitinden merdiven kovasının ölçüsü minimum boyutları ile bellidir, konut için bellidir, hastane için bellidir. bizim parsel küçük hacı, biz bu merdiveni az küçük yapalım da adam gibi 2 daire çıksın diyemezsin. mimarin işi de elindeki alan ile maksimum verim sağlayacak tasarım yapmaktır.

    taksıydı (taban alanı kat sayısı), kaksıydı (kat alanı kat sayısı) derken kafana göre balkon, çıkma bile yapamazsın. biz mimarlar da istiyoruz çılgın projeler yapalım, orası uçan burası kaçan, çatı katları yapalım ferah ferah manzaralı, hele ki istanbul'da. ama yassaaah.

    bunun dışında, başlıkta anlatılmak istenen doğrudur. işini iyi yapan meslektaşlarımı tenzih ederim ancak ülkedeki mimari hakikaten kepazelik. tek geçim kaynağımız da inşaat oldu üstelik.

    taks kaks diye ağlayan mimar editi : bak aynı şeyi söylemişiz, minimum alanda maksimum fayda. tabi ki bu kurallar olacak, olmazsa halimiz nice olurdu kim bilir. ama problem şu ki, bazı özel durumlarda bile aynı kuralların geçerli olması. en başta bu belediyelerde çalışan kişiler yetkin olmalı eğer karar merci bunlar ise. öyle absürd durumlar oluyor ki. her yapıya aynı kuralı uygulayamıyorsun.
    bak en son belediyeye gittim adamlar binada sığınak olacak mı, şart mı değil mi onu tartışıyorlar, çünkü a kuralına göre olması lazım , b kuralına göre olmasına gerek yok.
    zorlu center örneği de çok yanlış çünkü orası tamamen rant üzerine kurulu kaçak bir yapı, imara bile uygun değil. (keza ali sami yen stadı'nın yerine yapılan yapı, imara uygun değil kararı var, inşaat hala devam ediyor, verecek ceza parasını, mevzu kapanacak. onu geçtim oraya insanlar taşınınca zaten kilit olan mecidiyeköy trafiği ne olacak. şehircilik açısından da yanlış)
    a kişisine farklı hak, b kişisine farklı hak tanınıyor, bir de bunlar var. kılıfına uydurabilirsen.
    önemli olan etik arkadaşım.

    biz bu mimari işini, şehirciliğiyle , peyzajıyla , osuyla busuyla aynı potada eritebildiğimiz vakit zaten güzel işler olur.
  • arz talep dengesine bakacak olursak halkın istediği şey başımı sokacak bir yer olsun da gerisi önemli değil anlayışı üst seviyelerde ve yıllardır da aynı, bu zihniyet oldukça mimarlarımız hep el üstünde tutulacaktır.

    kaçak kat sevenler derneği.
  • (bkz: cinnah 19)
  • hırsız girmesin diye yangın merdivenini ikinci katta bırakan anlayış.
  • "40 metre kare alana nasıl bir artı bir apart sığdırabilirim?"
    hikaye biraz bu.
  • türk mimarının bu kentsel dönüşüm kapsamında yapabileceği fazla bir şey yok. emsaller, metrekareler belli. mimarın tek yaptığı şey ruhsat projesi, eğer kat malikleri çok sıkıntı değilse biraz da dış kaplamayla oynayabilir ki o zaman da canımız müteahitlerimiz başlar bağrınmaya masraflı oluyor diye. 74 m2 daireye 3 oda bir salon sığdırmaya çalışıyorlar. emlak konut, varyap, ağaoğlu, kentplus gibi firmalar mimari yetenekleri kullanabiliyorlar çünkü inşaat yaptıkları alanlar 100 dönümlerle konuşuluyor. ki ona da mimari derseniz. biri 1940 tan kalma kübik yapıları kullanır, diğeri laz apartmanının lüksünü yapar, berisi modern mimari diye hilkat garibesini diker.

    netice de bana kalırsa "gerçek" modern mimari ya da minimal mimari şık ve sanatsal değeri olan bir tasarımdır. ancak son zamanlarda maalesef araplaşma eğilimindeyiz.