şükela:  tümü | bugün
  • "60 türlü ırmakların aktığı, mübarek kayın ağacının kök saldığı, 9 sıra dağın oluştuğu zaman, ateş ortaya çıktı..."

    türk halkları, eskiden beri başka halklarca da kutsal sayılan ateşe büyük bir saygı göstermiş ve onda bir ruh bulunduğuna inanmışlar. altaylılar bu ruha ot ezi/ateş sahibi, yakutlar da aynı anlama gelen iççite derlermiş. (dede korkut'taki ocağın issi ile aynı)

    teleüt'lerde de bir ot ene/ateş ana'dan söz edilir. buryatlarla çuvaşlarda da ateş ana (od ana/ot ene) ile ateş baba (al ata/hal ata/gal ata) yan yana geçiyorsa da od ana motifi orta asya türk kavimleri dışında pek görülmez.

    ateşin gökten geldiği, türk ve moğol halklarında çok yaygın bir düşüncedir. hatta bazı boylarda yıldırım tanrısı tarafından yaratıldığı söylenir.
    (ateşle ilk kez yıldırım düşmesi sonucu çıkan bir yangınla tanışmış olabilirler ki zaten mitoloji doğa-insan ilişkisi üzerine inşa edilmiştir bana göre;
    minos patlamasından sonra oluşan mitlere bi bakın mesela...)

    göktürk efsanesinde, ateşi ilk defa bularak türklere öğreten efsanevî bir atadan söz açılır. göktürklerin bu atası, yarı insan ve yarı da tanrı şeklindeymiş. soğuktan büyük bir ızdırap çeken türkler, onun ateşi bulması sayesinde hem ısınabilmişler ve hem de yemeklerini pişirebilmişler.

    altay efsanelerinde ise ateşi insanlara veren ülgen'dir yeryüzündeki ilk ocağı ülgen'in kızları yakıp od ana'ya emanet ederler.

    sibirya türklerinde (tatarlar, yakutlar, tuva/tuba türkleri, hakaslar, altaylar, şorlar gibi) ateş her şeyden önce ailenin koruyucu ruhuydu. mesela ava çıkmadan önce ateş iyesinden yardım istenirdi. ev, ateş ve ocak aile hayatının en önemli unsurlarıydı.

    yine sibirya türklerinde ateşle ilgili inançların bazıları şöyleydi:
    * ateşe çöp atılmaz
    * ateşin külüne basılmaz
    *ateşe keskin uçlu aletler çevrilmez
    * ateşe su ve kan dökülmez
    * ateşte ot yakılmaz
    * ateşle oynanmaz
    ...
    her ailenin bir ateşi/ocağı olduğuna inanılır ve bu aile ocağına büyük önem verilirdi ki bu inanış 'ata ocağı/baba ocağı' gibi sözlerle günümüze kadar gelmiştir. ocağın sönmesi de ailenin bitmesi demekti. (istiklal marşı'nın ikinci dizesini hatırlayın, orada da ocağın sönmesi son türk ailesinin yok olması anlamına gelir)
    yine altay türklerinde bir yere taşınılacagı zaman evdeki eski ateş de yeni eve götürülürdü. (doğrudan ateşi götürmüyorlar tabii ki, sembolik olarak korları metal bir şeyin içinde taşıyıp yeni evde yeniden yakıyorlar)

    türkler, ateşin sönmesini ugursuzluk kabul edip yakutların deyişiyle gece uykuya bırakırlar sabah yeniden canlandırırlardı zira yakutlara göre ateş ruhu/iççite adeta canlı gibiydi. yemeği kuru odun, nefesi dumandı.

    "ateşi alevli yak! yaktığın ateşin, kıvılcımların sönmesin! kışın oturduğun ev bereketli olsun! yazın oturduğun ev kutlu olsun!..". (yakut türklerinin duası)

    türklerin eskiden beri ateşte temizleyici bir güç gördükleri (arığlama/arındırma) tarihi belgelerle sabittir. bu arada ateşin insanı kötülüklerden, kötü ruhlardan ve dolayısıyla hastalıklardan koruyan bir özelliği olduğu inancı çeşitli nedenlerle yapılan törenlerden de anlaşılmaktadır.
    türklerde ateş, gelecekten haber veren bir unsur olarak da kullanılmış şamanlar tarafından.
    zira tanrı'nın küçük oğlu diyecek kadar kutsallık addetmişler, aynı şekilde ateşin yakıldığı yer/ocak da kutsal kabul edilmiş.

    ama burada şu ayrımı da iyi anlamak gerek, türklerdeki ateş unsurunun zerdüştlerin ateşe tapmasıyla alakası yok. türkler hiçbir zaman ateşe tapmamış ve ateşe ibadet etmemiş. türklerde ateş, tanrı tarafından gönderilmiş, insan ruhu ateşten yaratılmamış; zerdüştlerde ise insan ölünce ruhu ilahi ateşle birleşir. yine türklerde tek bir ulu ateş ya da tanrısı yoktur; her ateşin kendi ruhu vardır. mesela törenlerde yaktıkları ulu ateş tanrı değil tanrıya ulaşmak için araçtır.

    türk ve moğol halkları ateşi insan biçiminde, canlı bir varlık olarak düşünür ve ona karşı saygıda kusur etmemeye çalışırlar. altay ve sibirya halklarında ateşe kurban da sunulur. yeni evlenenlerin ateşe törenle yağ dökmesi, yemek yerken, içki içerken ateş ruhuna da bir pay ayrılması adettir.
    soyotlarla altay türkleri, ateş ruhuna kurban olmak üzere koyun, buryatlarsa kısrak keserler. başka ruh ya da tanrılara sunulan kurbanların da bazen ateşe atıldığı görülür. nitekim beltirler, gök tanrı'ya kurban olarak kesilen hayvanın kemikleriyle derisini ateşe atıp yakarlar. moğollar ve altay halkları ateş ruhunu dişi olarak düşünürler.

    eski türklere göre doğa gözle görülmez gizli güçlerle doluydu ve hemen hemen her şeyin ruhu/iyesi vardı* bunların bazıları iyi bazıları da kötü ruhlardı. dolayısıyla ateşin de evin koruyucu ruhu, iyileştirici anlamlarının yanında kötü ruhları da vardı.
    bazıları da hem iyi hem kötü olabiliyordu. mesela, evlerdeki ocağın ruhu olan alaz/alas genelde evin ve ocağın koruyucusu iken kızdığı zaman yangın çıkarmasıyla meşhurdu. (azeri türkleri ocak ruhu kızmasın diye ateşe su dökmez, kendiliğinden sönmesini beklermiş)

    (şimdi burada kafalar karışmadan şöyle bir bilgi verelim. türk mitolojisinde ateş üçe ayrılır:
    ı . ayıhı od: iyi ruhlara aittir. yıldırım düşmesiyle elde edilen ve tanrı'nın gönderdiği kabul edilen ateştir. insanların hizmetinde kullanılır.
    2. abahı od: kötü ruhlara aittir. sıcak vermeyen soğuk bir ateştir. soğuğun yakıcı özelliğiyle de bağlantılıdır. "soğuk yaktı" tabiriyle benzer bir olgu anlatılır.
    3. uluğ od: tanrısal ateştir. dünya yaratıldığından bu yana var olduğuna inanılır.)

    yani bu ateş ruhlarının iyileri de kötüleri de olabiliyor. devam edelim;
    ateş tanrısı andar* var. (andara gelesin diye beddua ediyorlardı hani) işte bu hem yeryüzünün hem yeraltının/cehennemin koruyucusudur ki aynı alaz gibi o da kızdırılmaya gelmez.
    dohsun ve duyar, (aynı da olabilirler emin değilim) tamamen ateşten yaratılmış eziyet, işkence ruhları/tanrılarıdır. (bu tip ruhlar genelde boynuzlu, kuyruklu, tek gözlü tarif edilir.)
    tabii çor gibi tamamen ateşten oluşmuş başıboş ruhlar da var.
    bu arada ateşin sahibi/ koruyucusu kategorisine giren o kadar fazla ruh/cin/iye var ki hepsinden bahsetmeye imkan yok.(ecinniler, vurgunlar vs)

    hepsinden öte cehennem (tamu) hatta cehennemin dibi (kazırgan) ateşten ve burada da yine milyon tane ruh var.

    ateş, dört elementten biridir ki mitolojide tanrı'yı sembolize eder. (bkz: dört element/@ay hatun)

    türk mitolojisinde şamanların bir çeşit ateşin çocukları olduğuna inanılır. (ilk şaman -ırkıl/arkıl da denir- tanrıyı (ayığ han/ürüng ayıg toyon, yakutların yaratıcı tanrısı) kızdırdığı için ateşe atılır, işte o kıvılcımlar diğer şamanların ruhu olur.)

    türk altay mitolojisinde insanlara ateşi korbolko isimli ateş kuşunun getirdiğine dair bir efsane varsa da (bazı varyasyonlarda kartal hatta kurbağa olabiliyor) bahaeddin ögel, bunların kadim türklerin öz inanışları olmadığını, dış etkilerin sonucunda bize yansıdığını söylüyor.

    "otuz dişli ateş anam, kırk dişli kayın anam,
    gündüzleri bizim için çalışıp çabalıyorsun,
    karanlık gecelerde bizi (kötü ruhlardan) koruyorsun;
    gelenlerin başındasın;
    gidenlerin arkasındasın
    orağa benzeyen hilal değişiyor,
    eski yıl gidiyor, yeni yıl geliyor.
    ben de senin kurumuş ağzını (saçılarla) ıslatmaya geldim.
    sen karanlık gecelerde genç kızlar gibi saçlarını dalgalandırarak oynuyorsun,
    kırmızı ipekli kumaşlar sallayarak genç al kısrak üzerinde geziyorsun,
    aydın gecelerde masum çocuk suretine giriyorsun,
    ulusun koruyucusu, sürülerimizin bekçisisin,
    altın yapraklı mukaddes kayın ağacının [yahut huş ağacının] gölgesinde dinleniyorsun,
    siyah yanaklı beyaz koç sana kurban olsun!
    kuyruk yağının sağ yanından kesilip dokuz tane şişte kızartılmış yağla ağzını yağlıyorsun.
    dokuz parça kırmızı ve beyaz şeritler seni süslüyor.
    koyunun göğsü sana kurban olsun!"
    (ateşin önemini ve kutsallığını belirtmek için ateş ruhuna seslenen bir şaman ilahisi)

    kaynak: bahattin uslu - türk mitolojisi
    bahaeddin ögel - türk mitolojisi
    ibrahim dilek - sibirya türklerinde ateşle ilgili inançlar, törenler ve bazı efsaneler

    (bkz: od)