şükela:  tümü | bugün
  • ejderha motifi türklere muhtemelen çinden gelen bir motiftir. hatta hunlar kendi başkentlerine “ejderha şehri” (lung-c’héng) adını vermişlerdi. “ejderha” motifi halkın arasına karıştıkça zaman zaman “yılan”a dönüşür.
    dilbilimde, halkların kullandıkları dilin kelime dağarcığının yaşadıkları ortama göre şekillendiğinden bahsedilir. eski türkçede “ejderha” ile ilgili birçok kelime ve deyim görebiliyoruz:

    (kırgızca) acıdaar: ejderha, korkunç bir hayvan, timsah.
    (kırgızca) aydakar: ejderha, duyulmamış, görülmemiş bir hayvan
    yel büke: büke; ejderha, yel; cin. (yedi başlı yel büke. yiğitlere de böyle dendiği vakidir. yelbegen kelimesinin kökeni de yel büke’ye dayanır.)
    (kırgızca) bayan, çegir bayan: alıcı kuşların koruyucusu efsanevi bir hayvan
    sırastı: efsanevi bir yılanın adı.

    yedi başlı ejderha motifi de (anadolu masallarındaki yedi başlı devler gibi) çok sözü geçen bir motiftir. dede korkut şöyle der:

    “yedi başlı ejderhaya yetip vardım,
    heybetinden şol gözüm yaşardı.
    hey gözüm, namerd gözüm, muhanned gözüm!
    bir yılandan ne vardı ki korktun, dedim.
    anda dahi erim, beyim diye övünmedim.”

    dede korkut’ta “evren”, gökyüzünde bir varlık gibi görünür. hatta kazan bey, basat’a şöyle der;

    “kara evren koptu tepegöz! arş yüzünde çevirdim, alamadım, basat!
    kara kaplan koptu tepegöz! kara kara dağlara çevirdim alamadım, basat!”

    eski türklerin “yedi başlı evren”i anadolu’da da karşımıza çıkar. (“erenler evreni karaçuk çoban / ademiler evreni deli dumrul – dede korkut)
    göktürkler’de ise “on yedi başlı evren” kutlu sayılır.

    osmanlılarda ise “evren” çoğunlukla büyük bir yılan olarak tanımlanır. uzun yıllar dış kültürlerden ve tesirlerden en az etkilenen toplumlardan olan altay türkleri ise çin ejderhaları yerine kendi efsanevi büyük yılanlarını anlatırlar.

    türk kavimlerinin hemen hepsinin anlatılarında bulunan “atlarla ejderhaların çiftleşmesi” ve “ejder gölleri” çin’de de görülür. bu göllerin en çok tanrı dağlarının çevresinde bulunduğu anlatılır. en iyi cins atlar, bu göllerde ejderlerle atların çiftleşmesinden doğarlarmış.

    hatta hacı bektaş veli ile ilgili şöyle bir anlatı vardır: “hacı bektaş kapısını berkitip içeride evren donunu giyip başını rast kapıdan yana koyup yattı.”
  • "evren" de denen ejderhaların kainatı çevirdiklerine, dönmesini sağladıklarına inanılırdı (çeviren > eviren > evren).
  • bunlardan bir tanesi, doğu yönünün simgesi olan "kök-luu"dur. diğer adı ile: mavi ejder
  • farsça imiş ejderha kelimesinin kökeni. aji dehak - yılan kral var bildin mi? demirci kawa falan.
    götveren çinlinin biri bu güzel yaratık ejderhayı kürtlerle türklerden çalıp kendi karısı yapmış. o gün bugündür ejderha dedinmiydi çin geliyor akla.
    yoksa türk mitolojisinde ejderhalar kaynıyor kımıl kımıl.
  • kazan türkleri bayraklarında kullanmışlardır.

    http://upload.wikimedia.org/…_the_kazan_khanate.svg
  • “ebren” ve ya "evren"olarak ifade edilir. söylencesel dev sürüngendir. kanatlıdır, korkunç bir görünümü vardır. bazen devasa bir yılandır. yer altındaki mağarada yaşar ve orada bulunan hazineyi korur. sularda veya ormanda yaşadığı da anlatılır. bazen ateşin içinde barınır. ağzından ateş saçar. kuraklığın ve ölümün simgesidir. masallarda suyun önünü keser ve bırakmak için karşılığında kurban ister. su yaşam demektir, dolayısıyla onu kendi denetimine alarak yaşama sahip olacaktır. bir başka açıdan bakıldığında susuz bıraktığı yeryüzüne ölüm ve kaos getirir. öteki taraftan bunları elinde bulundurduğu için aynı zamanda bereketi refah ve güç simgesidir. altay inanışlarında bükrek (bukra) adlı iyicil bir ejderha ile sangal adlı kötücül bir ejderin birbirleriyle yaptıkları savaşlar anlatılır.
    "kainat, acun, var olan her şeyin tümü" gibi anlamlarda kullandığımız evren sözcüğü de etimolojik olarak kökenini ejderha figüründen almaktadır. türk mitolojisinde dünyanın bir ya da daha fazla ejderha tarafından döndürüldüğü yani "evrildiği" düşünülürdü. bu ejderhaya da "eviren" denirdi. daha sonra "i" harfi düşmüş ve sözcük "evren" halini almıştır.
    evren kelimesi, "evrilmek" sözcüğüyle bağlantılıdır. döndürmek, çevirmek, kıvranmak gibi anlamlar içerir. evren (kainat) aslında bir ejderhadır, tıpkı ejderha gibi evren de büyük ve insanüstüdür. insan aklıyla bütün niteliklerini anlamak mümkün değildir. tıpkı kainat gibi evrilmekte (dönüşüm geçirmekte) ve büyüyüp genişlemektedir. ever (eski moğolcada ebher), moğolcada boynuz demektir ve ejderhaların boynuzlarının olduğu yaygın bir inanıştır. tunguz dilinde üre sözcüğü yılan veya ejderha anlamı taşır. tunguzcanın ulça lehçesinde ise vere sözcüğü aynı anlama gelir

    küçük bir ekleme: yazıyor ya dünyanın ejderha tarafından döndürüldüğüne inanılırdı şimdi bu büyük bir tespit çünkü bizim bildiğimiz büyük dinlerde bile dünyanın döndüğünden söz edilmez, güneşim dünya etrafında döndüğü farz edilir ve yedi katlı evren modeli ve dinlerdeki yeri başlığında yazdığım gibi kopernik bu görüşü yıkana kadar dünya merkezli evrene inanılmıştır..eğer türkler çok önceden dünyanın döndüğünü düşünmüşlerse bence büyük başarıdır...

    not. türklükten bahsediyorum diye kimse milliyetçi sıfatı yapıştırmasın lütfen
  • hikayelerde suyun önünü kesip bırakmak için karşılığında bir kurban istediklerinden türk mitolojisinde kuraklık ve ölümün simgesidir.
  • islamiyet öncesinde uğurluluk,soyluluk simgesi olarak görülür. daha sonralarda ise yılan ile ilişkilendirilip eskisinin aksine uğursuzluk, bela, lanet gibi kavramları betimler.