şükela:  tümü | bugün
  • torağın kutsallığı inancı, kadim dönemlerden günümüze kadar gelen bir tasarımdır.

    gaia’dan kybele’ye, demeter’e pek çok ilk tanrıçayla özdeşleştirilen ve dişil bir güç olarak görülen toprak, kozmogonik unsur ve tanrıça olarak anlamlandırılmasının yanı sıra insanı yaratmak için kullanılan malzeme olarak da çıkar karşımıza ki bu bazen çamur bazen kil bazen de balçık olur. dolayısıyla kuzey amerika’dan afrika’ya pek çok kozmogoni ve antropogoni metninde ve tabii ki türk mitolojisinde evrenin, dünyanın, insanın yaratılışı topraktandır. (tabii topraktan önce su var, toprak genelde suyun derinliklerinden çıkartılıyor)

    "nasıl ki evrenin, dünyanın, tabiatın yaratılması makro kozmosu oluşturuyorsa, insanın yaratılması mikro kozmosu oluşturur.
    evrenin yaratılmasında kullanılan toprak, kil, ağaç, kamış gibi unsurların insanın yaratılmasında da kullanılması bu düşünceyi destekler ki söylenlerin çeşitliliği, varyasyonları ne kadar farklı olursa olsun, çoğunda insanın yaratılışı topraktan ya da çamurdandır..."
    (bkz: antropogoni/@ay hatun)

    mirali seyidov "kutsal başlangıç sayılan dağ, toprak ve özellikle onlarla ilgili güneş bütün varlığın, hayatın, tanrıların, insanların, nimetlerin yaratıcısı, anası-atası olarak kabul edilmiştir. toprak her şeyin başlangıcı sayılmıştır." der.

    "yenisey yaratılış destanında: uçsuz bucaksız su üzerinde (tanrı'nın yerine) bir şaman kuğularla, kırmızı boyunlu balıkçıl kuşlarıyla ve daha nice nice su kuşlarıyla uçup durmaktadır. arkadaşları da halkı da hep su kuşlarıdır. yaratma işinde tanrı'nın yerini alan şaman, bu destanda denizin dibinden toprak çıkarma işini balıkçıla verir. balıkçıl ancak üçüncü dalışında bir parça çamur çıkarabilir ve şaman bu çamurdan bir ada yaratır.”
    (bkz: türk mitolojisinde su/@ay hatun)

    türk-memluk türeyiş efsanesinde olduğu gibi dişil toprağın rahmi de mağara olarak tasavvur edilmiştir.

    "çin sınırındaki kara dağ mağarası bir zamanlar yağmur sularının taşmasıyla insan vücudunu andıran bir çukuru doldurur. güneş ısısı etkisiyle 9 ay sonra çukurdaki çamur canlanır. böylece 40 yıl yalnız başına yaşayan ilk erkek ay atam yaratılır; daha sonra diğer bir su baskını, çukuru yine çamurla doldurur ve ilk kadın da aynı biçimde yaratılır. kadının yaratılışı eksik kalır çünkü güneş ısısı birinci seferde olduğu kadar güçlü değildir. ay atam ve ay wa'nın beraberliklerinden 40 çocuk dünyaya gelir. ay atam 120 yaşında, ondan 40 yıl sonra da ay wa ölür. en yaşlı oğulları onların cesetlerini anne çukuruna gömerek tekrar canlandırmaya çalışır.
    bu ilk ebeveyn öncesi çukur daha sonraki zamanlarda ilk hükümdarları ay ata'nın soyundan gelen türklerin kült yeri olmuştur."
    (bkz: ulu han ata bitiği/@ay hatun)

    kadim zamanlardan beri süregelen orman, ötüken yış ve yer sub’un kutsallığı anlayışının ve ulu ana/yer ana da denilen toprak ve dağ iyesi/ruhunun devamıdır toprak ana…

    fuzuli bayat, zamanla yer ana, ayzıt, umay, ak ana, yer su kültüne vs dönüşmüş bir mitolojik anadan bahseder. yer ana/mitolojik ana kültünden senkretik yapılı koruyucu ruhların dallanması yoluyla çeşitli işlevleri olan bir dizi tanrı/ruh çıktığını ve orhun ve yenisey yazıtlarında ifade edilen iduk yer sub’un da aslında işte bu mitolojik ana dediği yer/toprak ana olduğunu söyler ki ülgen’e yarat emrini veren ak ana da aslında bu mitolojik ana’dır.

    aynı mantık çerçevesinde sencer divitçioğlu da bu yer/bereket tanrıçasının deus otiosus sendromuna uğrayarak tembelleşerek bir kenara çekilip, işlevini belli yerler, sular, ormanlar, dağlar ve hatta bazı atlar halinde tekilleşme eğilimi gösteren iduk/ıduq'lara (ruhlara) terk ettiğini söyler. gerçekten de minusinsk ve abakan bölgesinde bulunan bazı balballar (mesela hamile kadın balbalı gibi) bu inancın ardakalanları olabilir.

    uzun kulaklı, beyaz giysili, yaşlı bir kadın olarak betimlenen yer/toprak ana’nın antropomorf varlığı ‘yerin kulağı var’ deyiminde olduğu gibi her şeyi duyan, bilen yer ana anlamında dildeki varlığını devam ettirmektedir.

    toprak/toprak ana doğrudan ötüken’le bağlantılıdır. türkler için burası kutsal bir merkez olmakla birlikte bazen de kurtla özdeşleştirilmiştir.

    “göktürk kağanları, ötüken dağı’nda oturur.
    moğollar da, ötüken’i türkler gibi kutsal sayıp ötügün tengri/ütüken tanrı demişler ve ötüken’i yer ruhu/ilahesi olarak görmüşler. (kısaca toprak ana)" (bkz: ötüken/@ay hatun)

    “türk mitolojik düşüncesinde dağ ruhu (iyesi/sahibi), aynı anda toprağın ve yurdun koruyucusuydu. uygurların kutlu dağını, çinliler, hile ile parçaladıkları zaman kuraklık başlamıştı.”
    (bkz: türk mitolojisinde dağlar/@ay hatun)

    “kutlu dağ bir semboldür tabii ki.
    vatanın bölünmez bütünlüğünü, tek bir taş parçasının bile düşmana verilemeyeceğini, kutsal değerleri sembolize eder,
    ve bu düşünce tarih boyunca türkleri ayakta tutan en büyük erdemlerden biridir...”
    (bkz: kutlu dağ/@ay hatun)

    “sonraki dönem anlatılarında köroğlu’nun çamlıbel’e sığınması da koruyucu ana toprağının sembolüdür ki mirali seyidov'a göre köroğlu hikayesinin türkmenistan varyasyonunun ilk şeklinde köroğlu mezarda, yani toprağın içinde doğar yani onu yer doğurmuştur.”
    (bkz: köroğlu destanı/@ay hatun)

    ki yakut kahramanlık destanları olan olonho/olongolarda* da çelimsiz doğan çocukların toprağa konularak güçlendirildiği, hastalıklarının iyileştirildiği ve büyüyüp kahraman olduğundan bahseden hikayeler vardır.

    türk mitolojisindeki kainatı oluşturan beş elementten/unsurdan biri topraktır.

    “türklerde kainatın merkezi kendi orduları yani hükümdarlık merkezleriydi. bu ordu dört yönün ortası olmakla birlikte demir kazık’ın da tam altıydı. bu merkezin unsuru toprak, gezegeni zuhal/satürn, rengi sarı veya yağızdı.”
    (bkz: dört element/@ay hatun)

    türk mitolojisi yer-gök dikotomisi üzerine kuruludur. bu anlayışta her şey birbirinin zıttı ve tamamlayıcısıdır. gök ne kadar kutsalsa, yer ana da o kadar kutsaldır.

    aslında bu, çin kültüründe de olan ying ve yang ilkesinin (gök ata ve yer ana, yer karanlık yani karang; gök ise aydınlık yani yaruk) türk kültürüne özgü bir ifadesidir.

    ayrıca tıpkı güneş ve ay gibi (güneş eril, ay dişil) gök eril, yer/toprak dişildir.

    (bkz: dikotomi/@ay hatun)

    eski türklerde bereket için toprağa kanlı kurban verildiği gibi kansız kurban yani saçı da yapılırdı. genellikle gök tanrı için yapılan kurban törenlerinden bir gün sonra yapılan bu merasimi şamanlar yönetirdi.

    "mesela ilkbaharda, davarların ve kısrakların sağılan ilk sütüyle bulgurun karıştırılmasından oluşturulan lapa toprağa saçılır* ki bu şekilde hem baharın gelişini kutlarlar hem de yeni senenin bereketli olmasını dilerlerdi."
    (bkz: türk mitolojisinde kurban kültü/@ay hatun)

    "türk kozmolojisinde dört ana yön renklerle simgelenirdi. şamanizmde genel kabul olarak kuzeyin rengi siyah, güneyin kızıl, doğunun mavi/yeşil, batının rengi ise aktı. merkez yani toprak ise ya sarı, yağız ya da konur olarak simgelenirdi."
    (bkz: türk mitolojisinde renkler/@ay hatun)

    “tung-huların reisi mete’ye bir elçi gönderdi ve elçi gelerek mete’ye şöyle dedi:

    - ikimizin arasındaki bu bölge, kimsenin oturmadığı bir yerdir, üstelik iki devletin sınırları arasında da bulunuyor. nasıl olsa burası sizin işinize yaramaz. gelin de bu yeri bize verin.

    mete bu sözleri duyunca, hemen kurultayını topladı ve devletin ileri gelenlerine bu konuda ne düşündüklerini sordu. bazı vezirler, ‘böyle terkedilmiş bir araziden, vaz geçmişiz vaz geçmemişiz hiç bir şey farketmez’ diye cevap verdiler. bunun üzerine mete kızarak şöyle kükredi:

    - toprak, devletin temelidir. biz, onu başkasına nasıl verebiliriz! mete, bunu dedikten sonra, böyle diyenlerin hepsinin de başını kestirdi.”
    (shih-chi)

    “yukarıda gök tanrı buyurduğu için aşağıda yağız yer beslediği için devlet ve yasa sahibi oldum.”
    (taryat yazıtı)

    okuma yapılan ve yararlanılan kaynaklar:
    fuzuli bayat – türk mitolojik sistemi
    sencer divitçioğlu - kök türkler
    bahaeddin ögel - türk mitolojisi
    orhan hançerlioğlu - dünya inançları sözlüğü